TOGM
    
ANA SAYFA | TARİHÇE | TÜZÜK | YAYINLAR | SİTE HARİTASI | İLETİŞİM | ÜYE GİRİŞİ  
Üye Adı
Şifre
Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
UNUTULMAYAN İSİMLER:
 MİLLET MİSTİĞİ (REMZİ OĞUZ İÇİN) >>>

· TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ UFUKLARINDA BİR “ANADOLUCU” : NURETTİN TOPÇU >>>

[ Devamı Unutulmayan İsimler Bölümünde ]
UNUTULMAYAN YAZILAR:
 SULTAN İKİNCİ MEHMET HAN GAAZİ HUZURUNDA >>>

· SÜRÜ ADAMI >>>

[ Devamı Unutulmayan Yazılar Bölümünde ]


[ Yeni Kitaplar ]
Şu an sitede, 9 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
  

     
 .

Cumhurbaşkanı'na Mektup/Millî Kültür

Sayın Cumhurbaşkanım;

Millî kültürümüz, küreselleşmeden kaynaklanan faktörlerin yoğunlaştırdığı ağır bir tazyik altındadır.

İnsanlığın üç yüz yıla yakın bir süreden beri ulaşmaya çalıştığı demokratik idealler, büyük ölçüde gerçekleşme sürecine girdi. Böylece hukukun üstünlüğü, insan hakları ve sekülerleşme gibi kavramlar geniş toplum kesimlerinde benimsenip uygulanabiliyorlar. Küreselleşmenin olumlu etkileri şeklinde ortaya çıkan bu gelişmeler, doğal olarak ülkemizde de yaşanıyor. Bunların bütün siyasî çevrelerde benimsenip savunulması çağdaş bir toplum yapısına ulaşma ümitlerini artıran sevindirici bir tablodur. A.B'ne girme hazırlıkları yapılırken, Topluluğun temel ölçülerine uyum sağlama mecburiyetinin bu gelişmeleri hızlandıracağı aşikârdır.

Ancak küreselleşmenin bu olumlu etkilerinin yanında insanımız ve ülkemiz adına endişe verici bir başka manzaranın mevcudiyetini görmezlikten gelemeyiz. İletişim araçlarında yaşanan büyük teknolojik gelişmeler sonucu, toplum çok yoğun şekilde yanlış örneklerle muhatap kılınıyor; böylece insanların değer ölçülerinde, zihniyet ve davranışlarında kırılmalar, sapmalar başlıyor; kültürel yozlaşma kaçınılmaz bir tehlike hâline geliyor.

Terbiye ve eğitimin başlıca kaynaklarını oluşturan aile ve okulun yerini, yayımcılık ilkeleri büyük ölçüde kazanç hırsından kaynaklanan politikaların oluşan basın, televizyon ve nihayet internet alıyor. Her türlü denetim imkânından yoksun olan sokaklar, disko ve kafeler genç beyinlerin eğitim gördükleri alanları teşkil ediyor.
İki yıl önce büyük umutlarla uygulamaya konulan sekiz yıllık eğitim sistemi, kültürel içeriğe gereken önem verilmediğinden beklenen hedefleri gerçekleştirmemiştir. Eğitimin her kademesinde çok ciddî düzenlenme zarureti mevcuttur. Problemlerin istatistik rakamlarındaki gelişme görüntüleriyle, okul ve öğrenci sayılarındaki artışlarla halledildiğine inanmak, kültürel yozlaşmayı daha da derinleştirecektir. Ülkemiz kültürel çözülme tehlikesinin yanı sıra, bilim alanında gelişmiş ülkelerle aramızdaki mevcut mesafenin daha da açılma tehdidiyle karşı karşıyadır. Bu tablo geçen yüzyılda sanayi devriminde yaşadığımız gibi, bu defa da bilgi çağını kaçırmamız anlamına gelir ve tarihî bir felâket olur.

Türk Ocakları olarak başta Millî Eğitim, Kültür ve İçişleri Bakanlıkları olmak üzere, üniversitelerin, bilim çevrelerinin, ilgili ve ağırlıklı sivil toplum kuruluşlarının, eğitimcilerin, sosyologların, psikologların, TRT gibi birinci derecede etkili kurumların katılacakları, "Millî Kültür ve Eğitim Kurultayı" nın toplanmasını, bu Kurultay'da oluşturulacak ve sürekli görev yapacak "Millî Kültür ve Eğitim Konseyi" nin kurulmasını teklif ediyoruz.

Görev ve işlevi yönetmeliklerle önceden belirlenecek olan bu oluşumlarla mevcut problemlere kurumsal çerçevede çözümler sağlanabileceğine inanıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Kültürümüzdeki yozlaşma tehlikesinin en acı sonuçları dil konusunda yaşanıyor. Türkçe'miz başta İngilizce olmak üzere yabancı kelimelerin istilâ tehdidiyle karşı karşıyadır. Hattâ bu gelişme sürerse çeyrek yüzyıl sonra Türkçe kelimelerin de yer aldığı melez bir dille konuşma ihtimaliniz söz konusudur.

Başkentimizin en seçkin semtlerinde iş yerlerinin isimleri hemen hemen tümüyle yabancı dillerden seçiliyor. Basın ve televizyonlarımız da bu konuya gerekli hassasiyet gösterilmediğinden, bozuk Türkçe kullanılması giderek yaygınlaşıyor.

Millî kültürüne önem veren ve dilin toplum hayatındaki yerini, milletin oluşumundaki etkisini ve rolünü iyi bilen gelişmiş ülkeler, Fransa örneğinde olduğu gibi, yasal önlemler alıyorlar. Bu ülkelerde başta eğitim kurumları ve basın organları olmak üzere, yabancı kelimelerin kullanılmasına yasal olarak imkân verilmez. Devlete dilin korunması hususunda denetim yetkisi verilmiş olması son derece doğal karşılanır.

Türkçe'mizin en önemli meselelerinden biri de "yabancı dille eğitim" konusudur. Yabancı dil öğretilmesi elbette gereklidir; hattâ zarurettir. Bunun sağlanabilmesi amacıyla her kademedeki okullarda en ileri teknik araçların kullanılması etkili tedbirler zaman geçirilmeden alınmalıdır. Ancak bâzı okullarda ve üniversitelerde eğitim yabancı dille yapılması fevkalâde sakıncalıdır. Konu yabancı dil öğrenme ihtiyacının dışına çıkartılarak ciddi bir kültür problemi hâline dönüşmektedir. Ülkemizdeki bu uygulamanın örneklerine ancak Dünya'nın geri kalmış ülkelerinde yahut sömürgelerde rastlanabilir. Kaldı ki, yabancı dille, eğitim yapma iddiası taşıyan kurumların bir çoğunda, nitelikli öğretmen yahut öğretim üyesi bulunamadığından dersler iyi anlatılmamakta, dolayısıyla eğitim ciddi şekilde aksamaktadır.

Yabancı dilin öğretilmesinin sağlanması, yabancı dille eğitim yapılması anlamına gelmez. Türkçe'mizi melez bir dil olma tehlikesinden arındırmak için ciddi tedbirlerin alınması kesin bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Gecikilmeden doğacak kayıpların telâfisine imkân bulunamayabilir.

Bilgilerinize saygılarımızla sunarız.

Nuri Gürgür
Türk Ocakları Genel Başkanı









 

 

 

  
GENEL BAŞKANDAN
RUSYA’NIN JEOPOLİTİK ATAĞI
Nuri Gürgür
12 Ağustos 2008
Nuri GÜRGÜR

Kafkasya’da uzun zamandır hüküm süren gerginliğin ve hâkimiyet mücadelesinin sonunda savaşa dönüşeceği belliydi. Sovyetler’in dağılmasıyla kurulan Rusya federasyonu 90’lı yılların başında zor bir dönem yaşıyordu. Bölge üzerindeki etkinliğini kaybetmiş, ağır ekonomik ve sosyal problemlerle yüz yüze kalmıştı; ayakta kalma mücadelesi veriyordu. Birkaç yıl süren bu dönem, Putin’in iş başına gelmesinden sonra değişmeye başladı. Petrol fiyatlarının hızlı yükselişi ve doğalgaz pazarının süratle genişlemesi neticesinde ekonomisini toparlamaya başladı. Putin yönetimi malî durumun düzelmesine paralel olarak, bir süredir askıya alınan Rusya’nın geleneksel emperyal politikalarını yeniden gündemine aldı.  
>>>
FİKİR MEYDANI
ETNİSİTE VE MİLLİYET TARTIŞMALARI
Prof. Dr. Orhan KAVUNCU
İnternet’te e-yediklim diye bir iletişim grubu var; edebiyatçı arkadaşların çoğunlukta olduğu bir grup. Buradaki tartışmaları çoğu zaman takdirle ve severek izliyorum. Kaliteli yazışmalar oluyor. Geçenlerde yine bir konu tartışılıyordu. Fark ettiğim zaman tartışma epey bir noktaya gelmişti. Anlaşılan bazı arkadaşlar Yusuf hocanın Türk Tarih Kurumu Başkanlığından alınmış olmasını tenkit ediyor. Diğer bazıları da bu tenkitlere karşı çıkıyordu. Tartışmanın başlığı Yusuf Halaçoğlu idi ama Yusuf hoca konusu tartışmanın içinde kaybolmuştu. >>>

[ Devamı Fikir Meydanı Bölümünde ]
ÇEŞİTLEME
DOKUZ ŞEHİT’İN ARDINDAN
Eyüp Avcı (Akademik Çalışma Grubu Üyesi)
Çevresinde olanlara anlam veremiyordu. Bu kadar büyük bir kalabalık neden toplanmıştı. Bu hepsi aynı giyimli amcalar kimlerdi. Neden herkes ağlıyordu. Ağlamak bebeklere mahsus bir şey değil miydi? Bu bayrağa sarılı sıra sıra duran şeylerde neyin nesiydi. Evlerinin duvarında da vardı bayrak ama hiç bu kadar bayrağı bir arada görmemişti. >>>

[ Devamı Çesitleme Bölümünde ]
RÖPORTAJ
ATATÜRK ULUSALCI DEĞİL MİLLİYETÇİYDİ
Zaman Gazetesinde Doç. Dr. Vedat Bilgin ile yapılan Röportaj
">Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Vedat Bilgin röportajın ilk bölümünde Ergenekon sürecini Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve istihbaratın desteklediğini, davayla birlikte yargının da ilk kez demokrasiye sahip çıktığının altını çizmişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin danışmanlığını da yapan Bilgin bugün ise ulusalcılık ve milliyetçilik ayrımını yapıyor. "Atatürk milliyetçidir, çünkü egemenliği savunmuş, Büyük Millet Meclisi'ni kurmuştur." diyen Bilgin ulusalcıların Meclis'i kapatmak istediklerine dikkat çekiyor ve ekliyor: "Ulusalcıların Atatürk'te bir ulusalcılık keşfetme çabaları boşunadır." >>>

[ Devamı Röportaj Bölümünde ]
MAKALELER
TÜRK YURDU OKULLARI
TÜRK OCAKLARINDAN HABERLER
TÜRK DÜNYASINDAN HABERLER
  
Türkocağı Caddesi, Prof. Dr. Osman Turan Sokağı Nu:1 Balgat / ANKARA
Tel: (0312) 284 35 90 - 94 Belgegeçer: 284 31 23
(e-posta: turkocagi@turkocagi.org.tr) www.turkocagi.org.tr