Ayasofya'nın, Ebulfeth Sultan Mehmed Han'ın Vakfiyesinin gereği olarak tekrar camiye çevrilmesi hakkındaki “Danıştay Kararı”nı alkışlıyoruz.

Öncelikle belirtelim ki, tarihî mirası gündelik siyasi tartışmaların dışında değerlendirmek, doğru olandır. 1934'te, dönemin şartlarında alınan karar üzerinden Cumhuriyet'in kurucusu ve İstanbul'un kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın eleştirilmesi kesinlikle tasvip edilemez.

Bugün Türkiye'yi, Ayasofya'nın yeniden cami olması dolayısıyla eleştiren devletlere ve uluslararası kuruluşlara hatırlatırız ki, Türk Devleti bağımsız ve egemen bir devlettir. Kendi topraklarındaki, dünya mirası sayılan değerlere sahip çıkmayı bilir.

Ayasofya bizlere bir emanettir; o emaneti, İstanbul Fatihi'nin vasiyeti ve ufku istikametinde korumak ve gelecek kuşaklara devretmek, bizim için namus borcudur.

Türk milletine karşı tarihî korku ve nefretlerini gizlemekte zorlananlara, kendimizi beğendirmek mecburiyetinde değiliz. Bize düşen, tıpkı Fatih gibi, cihanşümul bir bakış açısı ile ülkemizi ve milletimizi yükseltmeye çalışmaktır. Ayasofya'nın tekrar cami olması, manevi açıdan çok değerlidir. Ama asıl önemli olan, bu maneviyata layık bir şekilde dünyadaki güç ve itibarımızı arttırmaktır.

Ayasofya Camii'nin tekrar hizmete girmesinin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan dileriz.

TÜRK OCAKLARI GENEL MERKEZİ


PAYLAŞ