Büyük Türk Milleti!

Türk ordusu, 20 Ocak 2018 tarihinde Suriye’nin kuzey-batısında bulunan Afrin bölgesinde yuvalanan terör örgütüne karşı bir harekât başlatmıştır. Bu, sıradan bir harekât değildir; yıllardır medeniyet coğrafyamızı hedef alan “Böl-parçala siyaseti”ne, kararlı bir karşı duruştur. Bir NATO ülkesi olan Türkiye’nin, kendisine karşı tehdit olarak gördüğü terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısına silah ve mühimmat yardımı ve desteği sağlayan ABD ve diğer ülkelere ciddi bir uyarıdır. Türk ordusunu, kumpaslar ve 15 Temmuz darbe girişimiyle zaafa uğratmaya çalışanlara atılmış bir tokattır. Ve inanıyoruz ki bu, Fırat Kalkanı ile başlayan sürecin sadece ikinci halkasıdır.

Medeniyet coğrafyamızı Türk-Arap-Fars-Kürt veya Şii-Sünni diye çatışma içine sokarak kendi küresel egemenliklerini teminat altına almaya çalışanlara karşı mücadeleyi sürdürmeli;geçmişte yapılan hatalardan da ders almalıyız. Terör ve ihanet koridorunun nüvelerinin ortaya çıktığı dönemde gereğini yapmalıydık. Olmadı. Hatta topraklarımız üzerinden Kobani’ye yardım gönderildi. Biz, o dönemde de bunun Türkiye’yi kıskaca alma operasyonu olduğunu açıkça ilan etmiştik. Sözde Kürtler adına hareket eden ama aslında ABD-İsrail projesinin taşeronluğunu yapan PYD/YPG’nin, Suriye’nin kuzeyini hâkimiyet altına alma sürecine ancak Fırat KalkanıHarekâtı ile “Dur!” diyebildik. Buna rağmen ABD, Rakka operasyonunu Türkiye ile değil, terör örgütüyle yaptı. Şimdi de yaptığı açıklamalarda utanmazca “taraflar”dan bahsediyor, Türkiye’nin savaştığı bir terör örgütünü Türkiye ile denk tutuyor. Onun içindir ki Türkiye, Afrin’den Kandil’e uzanan hattı bu teröristlerden temizleyinceye kadar mücadele sürmelidir.

Dışarıda malum odaklar hemen harekete geçip Türkiye’yi suçluyorlar. Onların içerideki yoldaşları ise “savaşa hayır” bildirileri yazıp açıklamalaryapıyorlar.YPG, çok değil üç-dört sene önce, Suriye’nin kuzeyinde kendisine karşı olan Kürtler de dâhil binlerce insanı yerinden ederken bu sözde insan hakları savunucusu aydın taslaklarının hiç sesi çıkmamıştı. Yurt içinde, sözde çözüm ve barış sürecinde şehir ve kasabaları cephaneliğe çeviren, hendekler kuran PKK’ya karşı başlatılan operasyonlara da bu şebeke, sözde barış adına karşı çıkmıştı. Bunlar PKK’nın gönüllü destekçileridir. Barış kavramının içini boşaltan “terörist âşıkları” ve Türkiye düşmanlarının propagandalarına kesinlikle alet olunmamalıdır.

Bu mücadelede, milletçe yekvücut olmalıyız. Bu meselenin iç siyaset malzemesi yapılmamasına azami özen gösterilmelidir.

Allah, Mehmetçiğin yâr ve yardımcısı olsun! Şanlı Türk ordusu, daim muzaffer olsun! Bayrağı soldurmamak için kan döken yiğitlere selam olsun!

Prof. Dr. Mehmet ÖZ

TÜRK OCAKLARI GENEL BAŞKANI


PAYLAŞ