Duyurular
Tümü
Tarihte Bugün

Karadeniz’in kuzeyinde yer alan Kırım Yarımadası’nda yüzyıllardır asli ve kurucu unsur olarak yaşayan Kırım Tatar Türkleri, başkent Bahçesaray olmak üzere Müslüman Türk kimliği ile bölgede varlığını sürdürmüştür. Osmanlı Devleti’nin üst hâkimiyetinin tanınmasından sonra da “Hanlık” olarak yönetilen ve çok stratejik bir konumda olan Kırım, gerek iklim ve doğa koşulları gerekse verimli toprakları ve jeopolitik konumundan dolayı tarihin her döneminde göz önünde olmuştur. Bu sebeple Kırım Tatar Türkleri, geçen yüzyıllar içerisinde hiçbir zaman rahat yüzü görmemiş; özellikle 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması ile başlayan dönemde, Rusların acımasız sürgün ve yok etme politikalarına maruz kalmıştır.

Başlangıçta, tabi halklara ümitler verilerek kurulan Sovyetler Birliği döneminde ise gerek Türkistan’da gerekse Sovyet Rusya sınırları içinde yer alan diğer Türk yurtlarına uygulanan yaptırımlardan, Kırım Türkleri de çok ağır şekilde etkilenmiştir. Bunun en acımasız örneği, 1944 yılında yaşanmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında, yaklaşık 423 bin Kırım Tatar Türkü, Sovyet Diktatör Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde, bebek, çocuk, yaşlı, hasta, kadın, erkek ayrımı yapılmaksızın kısa sürede vatanlarından koparılarak gayri insani şartlarda, tren vagonlarında 20-25 gün süren yolculuklarla çok uzaklara, Özbekistan, Kazakistan ve Sibirya içlerine sürgüne gönderilmiştir. Bu dönemde, binlerce Kırım Tatar Türkü genç de Sovyet ordusu içinde Almanlara karşı savaştırılmıştır. Kırım Tatar Türkü kardeşlerimiz, kısa sürede binlerce kayıp vermiş; uzun ve çileli yolculukta acımasızca, kalıcı hastalıklara, ölüme sürüklenmiştir. Bu süreçte, yaklaşık 190 bin Kırım Tatar Türkü hayatını kaybetmiş; kamplarda sefalet içinde yaşamıştır. Hayatta kalanlar da rejimin kurduğu çiftlik ve işletmelerde çok ağır şartlarda çalıştırılmış ve bu zulüm 1980 yılına kadar devam etmiştir. 1986 yılında, dağılmakta olan Sovyetler Birliği’nin yöneticileri tarafından, sürgündeki Kırım Tatar Türklerine uygulanan soykırım politikaları yumuşatılarak vatanlarına dönmelerinde kolaylıklar sağlanacağı söylenmiş; ancak bu durum hiçbir zaman uygulamaya konmamış; sürekli bürokratik engellemelere maruz bırakılmıştır.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden Ukrayna’nın sınırları içinde kalan Kırım, sürgün öncesindeki dönemlere dönüş şartlarını oluştururken 17 Mart 2014’te, bir oldubitti ile Rusya tarafından ilhak edilmiş ve bu durumdan en çok etkilenenler yine Kırım Tatar Türkleri olmuştur. Yapılan referandum aldatmaları ve dünya devletlerinin tepkisine rağmen bu işgal devam etmektedir. 1944’teki büyük sürgünde, henüz çocuk yaştayken ailesiyle birlikte Özbekistan’a sürülen Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve pek çok Kırım Tatar Türkü aydınının kendi vatanlarına girişi yasaklanmıştır. Kırım Tatar Millî Meclisi, her türlü engellemeye rağmen çalışmalarına sürgünde devam etmekte; 75 yıl önce sürgün edilerek yok etme ve soykırıma maruz bırakılan Kırım Tatar Türklerinin vatanlarına dönmeleri ve Kırım’ın gerçek sahiplerine teslim edilmesi için mücadelesini sürdürmektedir.

Türk Ocakları olarak Kırım Tatar Türklerinin 75 yıl önce uğradığı bu yok etme ve soykırımı kınıyoruz.  Bu süreçte hayatını kaybeden soydaşlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Kırım’ın gerçek sahiplerine teslim edilmesi için gerek sürgünde gerekse dünyanın pek çok yerinde mücadele eden başta Kırım Türklüğünün efsanevi lideri Sayın Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Sayın Refat Çubarov ve diğer pek çok Kırım Tatar Türkü’nün bu mücadelede yalnız olmadıklarını, her zaman yanlarında olduğumuzu bildirmek istiyoruz.

Türk Ocakları Genel Merkezi

 


PAYLAŞ