Asil kısraklarıyla şaha kalkan bu diyâr,

Nice şaheseriyle atalardan yadigâr.

Mimâri ve sanatta arşa çıkan zarâfet,

Selimiye, Topkapı yüce birer şahsiyet!

Her şehirde bir mühür, câmisi ve kubbesi,

Türk’ün coğrafyasında Mimâr Sinan’ın sesi.

Nice büyük eserler kibirden âzâdedir.

Kadim geleneğimizde zenginlik sâdedir.

Fakat artık başka, ne estetik var ne de renk,

Diyorlar: eskidendi, bizlere modern gerek.

Bir arada olur mu gelenek ile modern?

Bin yıllık mimâriye komşu olmuş gökdelen!

Göğe doğru yükselmiş kırk katlı çelik tabut,

Tanrı’ya savaş açmış sanki devasa bir put!

Artık kim haz alıyor bu hazin manzaradan?

Sizi tarih affetmez, affetse de yaradan!

 

Vazgeçiniz artık şu garplılık hevesinden,

Türk’e fayda daima Türk felsefesinden!

 

Tahayyülümde kalan birkaç Itrî bestesi,

Heyhât ne de güzeldi eski Türk mûsikîsi.

Yazık, inhilâl olmuş artık o mukaddes rûh,

Bakın eğleniyor pervâsız, lümpen bir gürûh!

Mâziyle avunarak, iltifatlara kandık,

Modern diye sunulan her bir şeye aldandık.

Ne olur rüyâ deyin bu ne feci intihâr,

Türk’ün kadim yurdunda Türk’e ne zaman bahar?

Yeter kaybolduğumuz maddenin dehlizinde,

Elbet şahlanacağız mâzimizin izinde…

Uyanma vaktin şimdi derln hülyâlarından,

Duy! Bir ses yükseliyor şanlı Anadolu’ndan!

 

Vazgeçiniz artık şu garplılık hevesinden,

Türk’e fayda daima Türk felsefesinden!


PAYLAŞ