ÖZET

Girişimcilik, ekonomilerin yaşadığı dönüşüm sürecine canlılık katması ve yaşam standartlarının yükselmesi alanlarından, çağdaş iş dünyası dinamikleri içerisinde kendine önemli bir misyon edinmiştir.Belirli fırsatlardan yararlanmak için bazı kaynakların araştırıldığı, değerlendirildiği ve bunlardan optimal düzeyde fayda sağlandığı bir süreç olarak tanımlanan girişimciliğin en önemli amacı kar elde etmektir. Ürünlerin yaratım sürecini yenilikle destekleyen girişimcilik kavramı, zaman içerisinde sosyal sorumluluğu da hedefleri arasına koyarak, sosyal girişimcilik kavramının ortaya çıkışına kılavuzluk yapmıştır. Sosyal girişimcilik kavramı ontolojik açıdan yeni bir olgu gibi biliniyor olsa da işlevsellik açısından oldukça eskilere dayanmaktadır. Sosyal girişimcilik faaliyetleri kalkınmayı, dolayısıyla kırsal kalkınmayı desteklemektedir.

Anahtar kelimeler: girişimcilik, sosyal girişimcilik, kalkınma, kırsal kalkınma

GİRİŞ

Çalışmanın amacı; sosyal girişimcilik ve kırsal kalkınma arasındaki birbirini tamamlayıcı ve etkileyici ilişkilerin ortaya konularak, kırsal alanda yaşayan bir bireyin sosyal girişimci özelliğini nasıl kazanacağının, kırsal kalkınmada sosyal fayda ve ekonomik değer yaratacak bir faaliyete yönelmesini sağlayacak donanıma nasıl eriştirileceğinin tartışılarak uygun politikalar belirlemeye yardımcı olacak öneriler geliştirilmesidir.

GİRİŞİMCİLİK TANIM, KAPSAM VE AMAÇLAR

Girişimcilik kavramı, günümüz iş dünyasının dinamikleri çerçevesinde, yönetimsel ve kişisel bakış açılarının ve prensiplerinin yeniden değerlendirilmesi ile yaşadığı dönüşüm sürecini yönlendirmektedir. Girişimcilik, ekonomilerin yaşadığı dönüşüm sürecine canlılık katması ve yaşam standartlarının yükselmesi alanlarında, çağdaş iş dünyası dinamikleri içerisinde kendine önemli bir görev edinmiştir. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişle birlikte önem kazanmaya başlayan girişimcilik, Ortaçağdan günümüze kadar tanımlanmaya çalışılan bir konudur. Girişimcilik zaman zaman iktisatçı ve işletmecilerin ilgi odağı olmuştur.

Fırsatların ve engellerin teşhisi ve paydaşların nezdinde farkındalık yaratılması, girişimcilik serüveninin önemli aşamalarını oluşturmaktadır. Girişimciler dünyayı diğerlerinden farklı gören ve daha iyi bir gelecek düşünen birey ya da bireyler olarak tanımlanabilir. Aslında girişimcilerin ana karakterleri genel olarak; değişim sürecini başlatma, fırsatları görme, karı maksimize etme üzerine kurulmuştur.

2.1. Genel Olarak Girişimcilik

En kapsamlı tanım, belirli fırsatlardan yararlanmak için bazı kaynakların araştırıldığı, değerlendirildiği ve bunlardan olabilecek en üst düzeyde fayda sağlandığı bir süreç olarak tanımlanabilir. Girişimcilik konularında bir ana referans halini alan Global Entrepreneurship Monitor’un belirlediği 9 ana kriter bir ülke içinde girişimciliğin nasıl konumlandığını göstermektedir.[1]

Buna göre;

  1. Finansal destek
  2. Devlet politikaları
  3. Devlet destekli politikalar
  4. Girişimcilere verilen eğitim ve öğretim fırsatları
  5. Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme ) projeleri bilgi transferi
  6. Ticari ve profesyonel altyapı
  7. Pazara giriş şartları/engelleri
  8. Fiziksel altyapıya erişim
  9. Kültürel ve sosyal normlar başlıca kriterler olarak belirtilebilir.

Başlıca girişimcilik tanımları aşağıdaki gibidir.

Tablo 1: Sosyal Girişimcilik Tanımları

Kaynak

Tanımlama

Temel özellikleri

 

Schumpeter

(1934)

Beş manifestoya sahip piyasa

İçinde girişimsel değişimi uygulayan bir yenilikçidir. Buna göre beş manifesto;

1. Yeni ürün ya da ürünün geliştirilmesi.

2. Yeni üretim metotlarının geliştirilmesi.

3. Yeni piyasalara açılma

4. Yeni tedarik kaynaklarını kullanma.

5. Yeni bir organizasyon gerçekleştirmek.

Yenilikçi

 

Krizner (1961 )

 

Girişimci piyasa fırsatlarını belirler ve eylemde bulunur.

Girişimci aslında bir aracıdır.

Aracı

Carlandud (1984)

Girişimci işletmelerde stratejik yönetim uygulamalarında yer alan ve yenilikçi davranışlarda bulunan olarak karakterize edilir.

Stratejik düşünceli

Timmons ve Spinelli

Girişimcilik düşünme, akıl yürütme yöntemidir. Fırsatları bütünsel olarak değerlendirme ve dengeli liderlik yaklaşımıdır.

Lider, bütünsel kararlı

Kaynak: Samer Abu- Sanifan (2012) “Social Entrepreneurship: Definition and Boundaries” adlı çalışmasından alınmıştır.

 

Tablo 1’de yer alan tanımlar, girişimcilik tanımının tanımın kısa zaman diliminde belli noktalarda ayrışan yaklaşımlarla ele alındığını göstermektedir. “Girişimcilik birbirini takip eden şu süreçleri kapsar; inisiyatifi ele almak ve organizasyonu sağlamak, projenin esasına uygun girişiler aracılığıyla harekete geçerek hedeflenen, sosyal, kültürel veya toplumsal kesime ulaşmak, doğabilecek riskleri ve başarısız olma ihtimalini göz önünde bulundurmak.”[1]

2.2.Sosyal Girişimcilik Özeli

“Girişimcilik türlerinden biri olan ve girişimcilik faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan sosyal fayda misyonuna sahip olan yeni bir kavram, son dönemlerde kamu, özel ve kar amaçsız işletmelerde önemli bir alan haline geldi. Aslında sosyal girişimcilik kavramı yeni bir olgu gibi görünüyor olsa da fonksiyon açısından oldukça eskilere dayanmaktadır.”[2]

Ürünlerin yaratım sürecini yenilikle destekleyen girişimcilik kavramı, zaman içerisinde sosyal sorumluluğu da hedefleri arasına dâhil edilerek, sosyal girişimcilik kavramının ortaya çıkışına kılavuzluk etmiştir. Günümüzde genel ezbere göre, faydalı işleri devletler ya da sivil toplum kuruluşları (STK) yapar. Şirketler ise topluma faydalı işleri, sosyal sorumluluk kampanyaları çerçevesinde yaparlar. Sosyal girişimcilik serbest piyasa yöntemleri kullanan, ana hedefi toplumsal fayda yaratmak olan bir yaklaşımdır. Sosyal girişimciler; sosyal girişimcinin işini yaparken aldığı öncelik olarak toplumun sorunlarını ya da yaşamamıza dair sorunları çözmeye yönelik yaratıcı çözümler üreten ve bu çözümleri birçok insanın uygulayabileceği şekle getirerek yaygınlaştıran insanlar olarak da tanımlanabilir. İş birliğini mümkün kılan normlar ve ağlar olarak da açıklanabilir. Genel olarak sosyal girişimcilik tanımlamasında, kurumlara duyulan güven, bölgesel kalkınma paydaşları arasındaki ağ ve bunların etkinliği, iş birliği ve ortak hedeflere ulaşma gibi kavramlar ön plana çıkmaktadır.

Sosyal girişimcilik varlığını toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında kamu ve özel sektörün eksik bıraktığı alanlara, yani bir noktada piyasa başarısızlığına borçludur. Sürekli artan toplumsal ihtiyaçlar ve bu ihtiyaçların giderilmesi için gerek duyulan köklü çözümler ya da öneriler sosyal girişimciler tarafından yapılmaktadır. Aslında bunlar sosyal girişimciliğin var olma sebebidir. Bunlardan yola çıkarak sosyal girişimcilik sürekli ihtiyaca uygun çözüm üretmek ve uygulamada bir değişim ve dönüşümü zorunlu hale getirmeye çalışmaktır. Ancak beklenen ve hedeflenen değişim ve dönüşümleri uygulamaya dökmek uzun zaman almakta, tarımdaki nadas hasadı gibi kesikli dönüşüm süreçlerinden oluşmaktadır. Sosyal girişimcilerin misyonları vardır. Ticari faaliyetlerini ise bu misyonlarını gerçekleştirmek için kullanırlar. Sosyal girişimciler elde ettikleri karı, yine sosyal alanlara yatırırlar. Nihai başarı ölçütleri, elde edilen kar yani toplumsal faydadır. Sosyal girişimciler, ilgi gösterdikleri alan ya da alanlarda kalıcı değişim yaratmayı, çözümlerini yaygınlaştırmayı ve uzun vadede toplumun değerini kazanarak sorunları ortadan kaldırmayı hedefler. Sosyal girişimciler çevrenin ve doğanın korunması, insan hakları, eğitim, sağlık, ve çevre gibi birçok alanda etkinlik gösterir ve dönüşüm gerçekleştirmeyi amaçlar. Sosyal girişimciler sadece sorunlu alanlarda değil kültür ve sanat alanlarında da etkinlikler yapmaktadır. Sosyal girişimciler, gerçekleştirdikleri inovatif uygulamalarda kimi zaman devlet politikalarını bile etkileyebilmektedir. Aids hastaları için evde bakım, özel eğitim olanakları gibi projeler, birçok ülkede standart kamu uygulamasına dönüşmüş uygulamalardır.

Sosyal girişimcinin veya sosyal girişimciliğin bazı misyonları vardır. Bunlar şöyle sıralayabilir;

1. Faaliyet gösterdikleri alanlar; toplumun gerçek bir sorununu çözmeyi amaçlar.

2. Faaliyet gösterdikleri alanlarda hem toplumsal fayda yaratır hem de kar elde ederler. Elde edilen karı topluma daha da fazla fayda sağlamak için kullanırlar. Aslında kar şirketlerin etki alanını genişletmesi için bir araç olarak görülmektedir.

3. Faaliyetlerini düzenli olarak raporlarlar.

4. Yaratılan toplumsal faydanın sürdürülebilir olması için, kurumsal yönetim anlayışından ve kar amacı gütmekten hiç taviz vermezler.

5. Olumlu, esnek ve ısrarcı bir şekilde çalışırlar.

6. Tamamı tutkulu insanlardır.

7. Cesurdurlar, risk alırlar, yenilikçidirler ve bütün bu özellikleri nedeniyle kaotik sosyal sorun yumağını çözme becerisine sahiptirler.

8. Değişim aracı ve görüş lideri, aynı zamanda sosyal değer yaratıcı olarak nitelendirilebilirler.

Sosyal girişimciler girişimlerini hayata geçirirken elbette ki bazı engellerle karşılaşmaktadır. Bu engeller;

1. Sürdürülebilirlik sorunları

2. Finansal sıkıntılar

3. Desteklenmeme

4. Vergi anlamında kar amacı güden diğer kuruluşlarla aynı şekilde ve aynı derecede vergilendirilmeleri

olarak sıralanabilir.

Günümüzde toplumsal sorunlara çözüm arayan girişimciler, girişimlerini olgunluğa ulaştırmadan önce genelde kendisine yeterince inanılmayan ve “hayalperest” olarak nitelendirilen kişiler olarak görülmektedir. Bu anlamda toplum baskısı ve eleştirilerine rağmen başarıya ulaşan sosyal girişimciler, esasında büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Bugün sosyal girişimciler hem sivil toplum kuruluşlarından (STK) hem de devletin eksik kaldığı yeri doldurmaya çalışan benzeri kurum ve kuruluşlardan daha kalıcı etkiler elde edebilmektedir. Sosyal girişimciler gerçekleştirdikleri faaliyetler sayesinde genel anlamda ekonomiye katkı sunarken, spesifik olarak bazı uygulamalar da kırsal kalkınmayı desteklemektedir.

2.3. Türkiye’de Sosyal Girişimcilik Örnekleri

“Fazla Gıda”

Gıda atığına teknoloji çözümleri üretiliyor. Fazla Gıda isimli bir sosyal girişim, gıdaları atık olmadan değerlendirme hedefiyle çalışıyor. 2016 yılında kurulan girişim, bugüne kadar bin 500 ton gıdanın atık olmasını engellemiş durumda. Toplumsal ihtiyaçlara cevap verme amacıyla kurulan girişimler, yaratabildikleri etki ölçüsünde başarıya ulaşıyor. Bunlardan, iş modelini adını da taşıyan Fazla Gıda, 2016 yılından bu yana gıda atığına teknoloji çözümleri üreten bir sosyal girişim olarak çalışıyor.

Fazla Gıda'nın yarattığı web tabanlı atık yönetim platformu, tek elden atık yönetimi sağlayan gıda bağışı ile yeniden satış ve geri dönüşüm modüllerini sunuyor. Platformda, atığı kaynağında önleyebilmek adına tüketilebilir fazla gıdaların ürün, lokasyon ve zaman bazlı verileri de yer alıyor. Bugüne kadar bin 500 ton fazla gıdayı atık olmaktan kurtaran sosyal girişim, toplamda 3 milyon 500 bin TL yatırım almış durumda. Fazla Gıda market zincirleri, üreticiler, distribütörler, oteller, restoranlar ve geri dönüşüm firmaları tarafından kullanılmaktadır. Market zincirlerindeki kalite standartları sebebi ile meyve sebze, son kullanma tarihi yaklaşması sebebiyle de kuru gıda, süt ve şarküteri ürünlerinde talep fazlası oluşuyor. Gıda atığı kaynaklı karbon salımını yüzde 50 oranında azaltmak ve değerlendirilen gıdalarla dönüşüm ekonomisine katkıda bulunmayı hedefleniyor. 25 ilde 100’e yakın dernek ile gıda bağış operasyonlarını yürütülmektedir. Bugüne kadar 25 ilde 250 bin kişiye meyve sebze, kuru gıda, şarküteri, süt ürünleri, pasta ekmek, içecek ve temizlik ürünleri kategorilerinden bağış yapılmıştır.[3]

“Ashoka”

Ashoka, dünyanın en büyük sosyal girişimcilik örgütüdür. 31 yıl önce kuruldu. Ashoka'nın kurucusu Bill Drayton aynı zamanda dünyada 'sosyal girişimci'kelimesini kullanan ve bu tanımı yapan ilk kişi. Amacı, sosyal problemleri çözmek üzere girişimci ve yeni fikirleri olan kişileri bulup, onlar arasından Ashoka üyesi olabilecek yeterliliktekileri seçmek ve bu kişileri çalışmalarını destekleyerek amaçlarına ulaşmalarını sağlamaktır. Ashoka bireysel projelere değil, bu projeleri geliştiren sosyal girişimcilere kişi olarak destek veriyor, bugün dünyada 70 ülkede 3000'e yakın sosyal girişimciyi bir araya getiriyor. Bu girişimciler ilk üç yıl maddi destek alıyorlar. Fikirleri üzerinde çalışmaya devam ederken hukuki, mali müşavirlik, reklam, organizasyonel ihtiyaçlar gibi hizmetler de alıyorlar. Bu hizmetler hayatlarının sonuna kadar devam ediyor. Ayrıca bir parçası oldukları 3000 kişilik sosyal girişimci ağı sayesinde kendi alanlarında çalışan meslektaşları ile iletişim ve işbirlikleri kurma fırsatı yakalıyorlar. Ashoka üyelerini seçmek için beş aşamalı bir süreç uygulanmaktadır. İlk aşamada başvuru ve bunların değerlendirilmesidir. İkinci aşama, adayla yüz yüze görüşmedir. Üçüncü aşamada, uluslararası bölgeden biri adayla görüşülür. Bu önemli çünkü bu şekilde aday farklı kültürden gelmiş biri tarafından değerlendirilmektedir. Dördüncü aşama ise adayın yerel jüriye girmesidir. Beşinci aşamada, aday Ashoka'nın kurucusu ve diğer üyeler tarafından değerlendiriliyor ve Ashoka uluslararası yönetim kurulunun onayını aldıktan sonra resmi olarak Ashoka ağına katılmış oluyor.

Ahoska’nın amacı toplumsal değişimin katalizörleri olarak görülen bu bireyleri tespit etmek, onları amaçlarında desteklemek ve bireysel olarak yarattıkları etkinin çok ötesinde fark yaratabilecekleri dinamik bir iletişim ve işbirliği platformu işlevi görmektir. Bu yüzden üniversiteler, iş dünyası ve medyayla işbirliği içindedir.

Ashoka, Türkiye'den sosyal girişimcileri ağına katmaya 2000 yılında başladı. 2000-2007 yılları arasında ülke temsilcisi aracılığıyla Türkiye'den seçilmiş yirmi dört Ashoka üyesi var. Ercan Tutal, Nasuh Mahruki, İbrahim Betil, Ömer Madra, Nebahat Akkoç gibi sosyal girişimciler Türkiye'den seçilen ilk üyeler arasındadır. Ashoka 2007 yılından beri Avrupa bölge ofisi tarafından uzaktan yönetilen Türkiye operasyonlarını 2012'de canlandırıyor ve yerelleşiyor. Yeni ekibi, mevcut üyeleri ve Avrupa ağından güç alarak, Türkiye'de ve bölgede sosyal değişimin merkezi olmaya hazırlanıyor. Öncü sosyal girişimcileri bulup desteklemenin dışında genç sosyal girişimciliği için de çalışıyorlar. Türkiye'den yirmi genç sosyal girişimci ve Avrupa'dan yirmi genç sosyal girişimciyi bir araya getirip fikirlerini değiş tokuş edebilecekleri bir platform oluşturma amacındalar. Bu programın adı "Changemaker X Change". Devamın da ise bu farklı insanları yılda iki kez bir araya getirip proje üretmektir. Türkiye'de dört hedefi var: Sosyal girişimci bulmak. 18 – 25 yaş arası genç girişimcileri destekleyip, onları bir araya getirmek. Üçüncüsü, üniversitelerde sosyal girişimciler için merkezler kurmak. Ve son olarak sosyal girişimciliğin kapasitesine arttırmak için takım, proje yönetimi ve finansal yönetimi öğretmek.[4]

"Otsimo"

Otistik çocuklara online eğitim imkanı sunan ve daha şimdiden 3.000 çocuğa ulaşan Otsimo, hem yatırımcıların hem de toplumun desteğini alarak büyümeye devam ediyor. Şu an Türkiye’de 352.000 otizmli çocuk var ve bunların sadece 21.000’i otizme odaklanan okullarda gereken eğitime erişebiliyor. Erişebilen otizmli çocuklar için verilen eğitim çok büyük maliyetlere sahip. İş planlarıyla beraber, otizmli çocukların aileleri için eğitimi daha ulaşılabilir yaparak onların daha etkili bir şekilde dünyaya katılmalarını sağlamak istiyorlar.

Gelecek planlarında ise, Otsimo’yu otizm dikeyinde en çok kullanılan uygulama haline getirmek ve uygulamayı Individuals with Disabilities Education Act altındaki bütün engel gruplarına yaymak var.

"Kitapmatik"

Kitaplara erişmenin zor olması probleminden ortaya çıkan Kitapmatik, kitap okuma oranını artırma amacıyla erişimi kolaylaştırıyor. Hastane, otobüs vb. yerlerde uzun süre beklediğimizde, kaybedilen vaktin verimli kullanılması gerektiğini düşünüyor ve bu yerlere “Kitapmatik”ler kuruyor.

Bu sayede, buralarda insanların vakitlerini kitap okuyarak geçirerek daha verimli kullanmaları sağlanmış oluyor. Şu ana kadar ayda 1000-1500 kişinin kitap alarak okumasını sağlayan girişim 15 noktaya makinalarını yerleştirmiş.

3. KALKINMA YAKLAŞIMI

Kalkınma kavramı geçmişi Sanayi Devrimi’ne kadar uzanmaktadır. Asıl önemini 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kazanmıştır. Bu kavram politik, akademik ve entelektüel kesimlerin ve iktisatla ilgilenen herkesin ilgisini çekmiştir.

Geleneksel kalkınma teorileri ülkenin kalkınmışlık düzeyini; o ülkenin coğrafi, tarihi ve fiziki özelliklerinin ne kadar geniş olduğuna bağlamaktadır. Oysaki, modern kalkınma yaklaşımları; bir ülkenin coğrafi, tarihi ve fiziki özelliklerine bakılmaksızın, her ülkenin kalkınabileceğini söylemektedir. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan gelişmişlik-az gelişmişlik gibi sorunları tespit edebilmek, anlamak ve çözümler ortaya koymak için ‘kalkınma iktisadı’ kavramı ortaya çıkmıştır. Bunların devamı olarak savaş sonrası harap olmuş ülkeleri ayağa kaldırmak için çözümler üretilmiş, teoriler geliştirilmiş ve bu yönde çalışmalar hızlandırılmıştır.

Kalkınma; bir ülkenin üretim ve gelirinde meydana gelen artışa ek olarak ekonomi, sosyal, kültürel ve politika alanlarında yaşanan olumlu yapısal değişimleri ifade eder. Refahın arttırılması, yoksullukla mücadele, girdi ve üretim sonucunda elde edilen çıktının türevlerinin değiştirilmesi de kalkınma kapsamındadır. Ancak ülkeler, bulundukları jeopolitik konumları itibariyle veya doğal kaynaklara yakınlık ve uzaklık nedeniyle ekonomik gelişmelerde farklılık göstermektedir. Bu farklılıkları ekonomik farklılıklarla kapatmak için kalkınma iktisadı ortaya çıkmıştır.

Kalkınma; ulusal gelirdeki ve kişi başına düşen milli gelirdeki artıştan yani ekonomik büyümeden çok daha fazlasını hak eder. Bunların yanında, refah düzeyinin arttırılması, yatırım ve üretim verimliliğinin yükselmesi, insan ögesine yapılan yatırımlar da kalkınmanın konusudur. Kalkınmanın ölçülebilmesi için bir dizi sosyoekonomik göstergeler mevcuttur. Bunlar;

Kişi başına milli gelir

Nüfusun çoğunun köylerde veya şehirlerde oturması

Okuma yazma oranı

Kişi başına enerji tüketimi

Kişi başına kalori tüketimi

Beşeri kalkınma endeksi

olarak sıralanabilir. Ancak bunlar bu yazının kapsamında olmadığı için burada açıklanmayacaktır.

3.1. Sosyal Girişimcilik Ve Kalkınma İlişkisi

Sosyal girişimciler, kar amacı güden girişimcilere birçok yönden benzemektedir. Örneğin; özel veya tüzel kişi ve kişilerden oluşur. Toplumsal hayatta eksik olan durumları tespit edip onları değiştirmeye ya da geliştirmeye çalışırlar. Sosyoekonomik gelişmeye olan katkıları, fırsatları görebilmeleri yenilikçi ve kararlı olabilmeleri gibi benzer özellikler taşımaktadırlar. Yapılan bu çalışmalar ve faaliyetler sonucunda topluma fayda sağlayarak, toplumsal gelişime katkıda bulunurlar. “Sosyal girişimcilik, fırsatları, iş birliğini ve takım çalışmasını, sosyal kurumsal içermeyi ve ticari ilkelerin toplumsal konularda uyarlanmasını gerektirmektedir.”[5]

Buna bağlı olarak sosyal girişimciler; özel sektörü temsil eden kar amacı güden ticari şirketlerin ve girişimcilerin bulunduğu ekonomide faaliyet göstermektedirler. Özel sektördeki girişimcilerin amacı ‘kar elde etmek’ iken sosyal girişimcilerin ilk amacı ‘toplumsal fayda’ sağlamaktır. Fakat ekonomide ayakta kalabilmek için, bir miktarda kar elde etmeleri gerekmektedir. Elde edilen bu kar tekrar toplumsal fayda için kullanılmaktadır. Yaratılan bu toplumsal fayda, toplumsal performansı arttırır ve toplumsal performansın verimli alanlara doğru aktarılmasını sağlar. Bunun yanında sosyal girişimciler; sürecin gelişimiyle birlikte hedeflere ulaşabilmek adına belirli bir insan kaynağına ihtiyaç duyar ve çeşitli sahalarda istihdam olanakları yaratır. Yaratılan bu iş olanakları sayesinde; işsizliği doğrudan ya da dolaylı yoldan azaltmaktadır. İşsizlerin istihdam edilmesiyle; üretim faktörüne yapılan olumlu katkılardan dolayı milli hasılayı ve kişi başına düşen milli geliri arttırmaktadır. Bu artışların sonucu olarak; ülkenin refah seviyesi artmaktadır. Sosyal girişimciler aynı zamanda yoksulluk ile mücadele, okuma yazma oranların arttırılması alanlarında da faaliyet göstermektedir.

Sosyal girişimcilik sayesinde yapılan bu faaliyetler kalkınmayı şu yönde etkiyebilmektedir(Tüysüz 2011):

Ø Beşeri sermayenin nitelik ve niceliğinin geliştirilmesi

Ø Toplumda yönetişim eksikliği sonucu meydana gelen kaynak israfını önleme

Ø Yenilikçiliği teşvik ederek yeniliklerin ve teknolojinin toplum içinde gelişmesini sağlama

Ø Ekonomik aktörler arasında etkileşimi sağlama

Ø Toplumda suç ve suça ayrılan maliyetleri azaltarak kaynakların daha verimli alanlara yönlendirilmesini sağlama

Ø Ortak faaliyet problemin çözümünü kolaylaştırmak için işlem maliyetlerini azaltma

Ø Toplumsal kurumların varlığında toplumda ve piyasada var olan belirsizliği azaltarak insanlar arasında istikrarlı bir yapının oluşmasının sağlanması toplumsal sorunların çözümünü kolaylaştırmaktadır.

Aslında sosyal girişimciler deyim yerindeyse ‘balık yemeyi değil, balık tutmayı öğretme’ yaklaşımı benimsemektedir. Keza söz gelimi engellilere direkt yardım etmekten ziyade, onların üretimde pay almalarını sağlayarak, onları istihdamın bir parçası haline getirmektedir. “Sosyal girişimcilerin asıl katkısı; atıl durumda olan ya da kullanılmayan kesimin ekonomiye dahil edilmesi ile elde edilecek çıktının arttırılmadır.”[6]Sosyal girişimciler yaptıkları tüm bu faaliyetler sayesinde ekonomik kalkınmayı destek olmaktadır.

4. KIRSAL KALKINMA YAKLAŞIMI

Ekonomik etkinliklerin çoğunlukla tarım, orman, balıkçılık gibi doğal kaynakların değerlendirilmesine dayandırıldığı, yaşam koşullarının gelenek ve göreneklere göre biçimlendiği, teknolojik ve ekonomik gelişmelerin kimi zaman daha geç kimi zaman daha yavaş gerçekleştirildiği alan ya da alanlara kırsal alan denilmektedir.

Bu alan ya da alandaki, olaylara bütüncül yaklaşma, toplumsal refahı arttırma, toplumsal hareketlilik, eşitlik, adalet sağlama, iyileşme, değişim ve dönüşüm programlarını kapsayan uğraşların tümü ‘kırsal kalkınma’ tanımı içinde yer almaktadır. Kırsal kalkınma; kırsal alanda yaşayan ve geçimini tarım sektöründen sağlayan birey ya da toplulukların, insanca yaşam koşullarına kavuşturulması için; onlarda önce bu yönde gereksinme duygusu yaratmak, sonra da bu duyguya çaba harcamaları için onlara maddi açıdan yardım yapılması ve bu kesimin kalkınmasını hedeflemektedir.

Kırsal kalkınma temelinde; kent-kır arasındaki sosyokültürel ve ekonomik farklılıkların optimum bir dengeye kavuşturulmasını, kırsal nüfusun yerinde kalkınmasını, diğer bir deyişle göç ve istihdam sorunlarını yerinde çözmeyi amaçlayan politik bir tercihtir. Kırsal kalkınma politikalarının temel amacı ise; kırsal toplulukların ekonomik, toplumsal ve kültürel olanaklarını geliştirmektir.

4.1. Sosyal Girişimcilik ve Kırsal Kalkınma Yaklaşımı

Sosyal girişimciliğin bazı yönlerden girişimciliğe benzediği bilinmektedir. Bu benzerliklere yukarıda yer alan ‘sosyal girişimcilik ve kalkınma ilişkisi’ başlığı altında değinilmiştir. Başta da ifade edildiği gibi sosyal girişimcilerin temel amacı ‘toplumsal fayda’ sağlamaktır.

Kırsalda yapılan sosyal girişimcilikte; parasal teşvik ve kardan ziyade kişisel, sosyal ve kültürel özellikler ön plandadır. Bu özelliklerinden dolayı kırsaldaki sosyal girişimcilik; kırsal alanla ilgilidir, yerinden koparılıp başka alanlarda yapılamaz. Kırsaldaki sosyal girişimcilik, temelinde topluma ve güçlü aile bağlarına dayalı olduğu için nispeten daha büyük etkiye sahiptir. Bu sosyal girişimcilik faaliyeti küresel veya ulusal pazarlara kıyasla daha maliyetli olsa da yerel kaynakların kullanımına odaklanılmaktadır. Yerel kaynakların üretime entegre edilmesiyle hem sosyal değer yaratılır hem de bölgesel dengesizlik azaltılır. Aslında kırsaldaki sosyal girişimcilik faaliyetleri; kırsal alanda yaşayan insanlar tarafından değil de, başka yerlerden gelen girişimcilerin katkıları ile yapılmaktadır. Kırsal alan denilince akla gelen ilk faaliyet tarımdır. Ancak kırsal alanın tarihsel geçmişi ve kültürel sermayesi de sosyal girişimcilik konusunda ön plandadır. Kırsaldaki sosyal girişimcilik; tarımsal alanın yanı sıra, turistler için yiyecek sağlama, nalbantlık, marangozluk, iplik eğirme vb. birçok zirai olmayan faaliyetlerde de gerçekleştirilebilir. Sosyal girişimcilikte; kırsal alanın kültürel sermayesi ve yerel bilgisi de önem taşımaktadır. Bu bağlamda sosyal girişimcilik faaliyetleri birçok sektörün konusu dahilin de oluşmaktadır.

Kırsal girişimciliğin önemini ‘Saxena’ yedi başlık altında toplamıştır.

Ø İstihdam imkanı sağlaması

Ø Kırsal nüfusun kente göçünde kontrol sağlanması

Ø Dengeli bölgesel büyüme

Ø Sanatsal etkinliklerin desteklenmesi

Ø Toplumsal sıkıntıların önüne geçme

Ø Kırsal alandaki gençliğin harekete geçirilmesi

Ø Yaşam standartlarının iyileştirilmesidir.

Sosyal girişimciler kırsal kalkınmayı desteklemek ya da kırsal alanları geliştirmek için çalışma yaparlar ve yapmaktadırlar. Türkiye açısından bakıldığında bu alanda biraz sınırlı sayıda örnek olduğu görülmektedir. Sosyal girişimciler kırsal alanlarda; tarımsal bitki ve ürün yetiştiriciliği hakkında kurslar düzenleyip ya da bizzat kendileri bitki ve ürün yetiştirerek bu konuda kır halkını bilinçlendirmekte ve kırsal kalkınmaya destek olabilmektedir. Çiftçilerin bir olabilmesi, birlik olabilmesi ve yardımlaşmalarını kolaylaştırmak amacıyla bir kooperatif kurulabilir. Aynı zamanda; kırsal alanda yaptığı ya da yapacağı çalışmalarla bilinçli çiftçinin oluşmasında kaynak noktası oluşturabilirler. Çiftçilere üretim hakkında, doğal afetlerden korunmak ya da daha az hasarla atlatmak için önlemler almasını öğretebilir ve önlem almayı kolaylaştırıcı uygulamalar geliştirilebilir. Kırsal kesimde yaşayan insanlara eğitim vermek ve üretime katkı sağlamak amacıyla merkezler oluşturulabilir. Bu merkezlerde; bitkisel üretim ve teknoloji alanında ya da tarımda makina kullanımı, otomasyon, tarımda enerji kullanımı, doğal kaynakların doğal ve etkin olarak kullanılması, ekosistem farkındalığı, işletme yönetimi gibi konularda sözlü ve uygulamalı eğitimler verilebilir. Bu eğitimlerin sonucunda; tarımda makine kullanımını doğru anlayan, tarımda enerji kullanımı öğrenen ve girdi kullanımını bilen kesim, kırsal alandaki karı arttıracak ve kırsal kalkınmayı gerçekleştirecektir. Tüm bu kümülatif ilerlemeler sonucunda ve sosyal girişimcilik sayesinde hedeflenen kırsal kalkınma bir nebze de olsa gerçekleştirilebilir.

SONUÇ

Sanayi toplumundan, günümüz bilgi toplumuna geçmede rol model olan girişimcilik günümüzde yerini sosyal sorun ve problemlere çözüm bulmak için uğraşan, çözüm bulmaya çalışan ve toplumsal fayda sağlamayı kendisine görev olarak benimseyen sosyal girişimcilere bırakmaktadır. Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler, orta gelir tuzağından kurtulup, gelişmiş ülke kategorisine giremedikleri için; öncelikli hedefleri gelişmektir. Bu yüzden toplumsal fayda misyonundan ziyade öncelikli olarak kalkınma için faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Onun içindir ki; sosyal girişimcilik çoğunlukla gelişmiş ülkelerde görülmektedir. Son yıllarda önem kazanan bu alan; eksik istihdam ve cesareti kırılmış işsizliği azaltmaktadır. Bir taraftan da sosyal girişimciler; üretimde yer almayan; tecrübesiz, eğitimsiz gençlerin de istidamı konusunda yadsınamayacak kadar büyük bir etki yaratmaktadır.

Bu kazanımlar ve faaliyetler sonucunda; toplumun temel sorunları çözüme kavuşturulup, kalıcı olarak azaltılması sağlanmaktadır. Dolasıyla sosyal girişimcilik mantığıyla günümüz kapitalist ekonomik sistemin gereği olarak benimsenmiş durumda bulunan bireyselciliğin yerini toplumun çıkarlarına işleyecek şekilde dönüştürmek, kentlerde kardeşlik dayanışma ve yardımlaşma, kırsalda ise imece yöntemini tekrar kazandırmak, bu yolla ekonomik ve sosyal kazanımlar elde edilebileceğini göstermektedir. Tüm bunların dışında ise yapılan faaliyetler ve çalışmalar hiç kuşkusuz hem kalkınmayı hem de kırsal kalkınmayı desteklemektedir.

 

KAYNAKÇA

İçerli, L. ve Karadal M. Ş. (2013). Sosyal Girişimcilik H. Karadal içinde, Girişimcilik. Beta, İstanbul.

Koçak, O ve Kavi, E. (2014). Sosyal Girişimci Olarak Sosyal Girişimci Belediyecilik. Emek ve Toplum Dergisi.

Özdevecioğlu, M ve Cingöz, A. (2009). “Sosyal Girişimcilik ve Sosyal Girişimciler”. İBBF Dergisi, Erciyes Üniversitesi

Samer, A. ve Sanifan, B. (2012). Social Entrepreneurship; Definition and Boundaries.

Shapero, A. (1975). “The Displace, Uncomfortable Entrepreneur” Psychology Today.

https://www.haberturk.com/tv/ekonomi/haber/2017159- (erişim tarihi: 22.02.2019).

Çevrimiçi:http://www.gemconsortium.org/about. (erişim tarihi: 22.02.2019).

https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2012/08/21/bir-sosyal-girisimcilik-oykusu-ashoka(erişim tarihi: 22.02.2019).

 

[1]Shapero, 1975: 83.

[2]Özdevecioğlu ve Cingöz, 2009: 83-95.

[3]https://www.haberturk.com/tv/ekonomi/haber/2017159- ( erişim tarihi: 22.02.2019).

[4]https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2012/08/21/bir-sosyal-girisimcilik-oykusu-ashoka

( erişim tarihi: 22.02.2019).

[5]Koçak ve Kavi, 2014: 28-45.

[6]İçerli ve Karadal, 2013: 345.

 

 

http://www.gemconsortium.org/about (erişim tarihi: 22.02.2019).


PAYLAŞ