İnsanlık tarihi Müslümanları ve Türkleri hedef alan soykırımlarla doludur. Biz Türkler yapılan bu soykırımları hafızamıza kazımak yerine unutmayı tercih ettik yüzyıllar boyunca. Söz konusu bu kıyımların tarihi Osmanlı İmparatorluğunun duraklama döneminde başlamış ve teknolojik gelişmenin de etkisiyle Müslümanları ve Türkleri hedef alan soykırımlar daha da korkunç boyutlara ulaşmıştır. Viyana’da, Mora’da, Tripolice’de, Bosna’da ve Hocalı’da soykırıma uğrayan biz Türkler ve Müslümanlar olmuşuzdur. Türklerin yaşamış olduğu kıyımlar bugünkü sınırlarımız dışında kalan topraklarda değil Anadolu’da da devam etmiştir. Ancak objektif (!) Batı kamuoyu yaşanan bu hadiselerden Türkleri sorumlu tutmuştur.

19. yüzyılın ikinci yarısında temelleri atılmış olsa da Azerbaycan-Ermenistan gerginliğinin soğuk savaşın etkisini yitirmesiyle başlamış olduğunu söyleyebiliriz. 1988 yılında başlayan Azerbaycan-Ermenistan savaşında Azerbaycan topraklarının %20’si işgale uğramış ve nüfusu 8 milyon olan Azerbaycan’da 1 milyondan fazla insan yani her 8 kişiden 1’i göçmen durumundadır. Göçmen nüfusun toplam nüfusa oranına bakıldığı zaman Azerbaycan dünyada en çok göçmen barındıran ülkesi konumundadır.

1990’dan sonra Dağlık Karabağ sorunu Dağlık Karabağ dışına taşmış ve Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin Azerbaycan topraklarının iç kısımlarına kadar sokulmalarına olanak sağlamıştır. Bu işgal esnasında 20 binden fazla Azerbaycan vatandaşı katledilmiş (bu sayı konusunda bazı yazarlar her iki tarafın kaybını 35 bin olarak ifade etmektedirler) 20 binden fazlası yaralanmış, 50 bini engelli olmuş ve 5101 Azerbaycan Türkü kayıp olmuş ya da esir edilmiştir. Genelde Azerbaycan nüfusunun 1/3’ü Dağlık Karabağ Savaşı’ndan doğrudan veya dolaylı olarak zarar görmüştür. Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili olarak da sosyal, ekonomik ve siyasal sorunlardan bütün ülke vatandaşları etkilenmektedir.

Yukarı Karabağ’da stratejik açıdan önemli olan Hocalı Köyü Ermenistan Silahlı Kuvvetleri için askeri bir hedef niteliğindeydi. Hocalı stratejik olarak Karabağ dağ silsilesinde Ağdam-Şuşa, Eskeran-Hankendi yollarının üzerinde yerleşmektedir. Ayrıca Karabağ’daki tek havaalanı Hocalı’daydı. Hocalı 1991 yılının Ekim ayından itibaren ablukadaydı. Ekim’in 30’unda kara yoluyla ulaşım kapanmış ve tek ulaşım vasıtası helikopter kalmıştı. Hocalı’ya son helikopter 1992 yılı Ocak ayının 28’inde gitmişti. Şuşa şehrinin semalarında sivil helikopterin vurulmasından ve bunun sonucunda 40 kişinin ölümünden sonra bu ulaşım da kesilmişti. Ocak ayının 2’sinden itibaren şehre elektrik verilmemişti. Şubatın ikinci yarısından itibaren Hocalı, Ermeni silahlı birliklerinin ablukasına alınmış ve her gün toplarla, ağır makineli silahlarla bombalanmıştır.

936 km2’lik alana sahip ve 2605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece bölgedeki 366. Alayın da desteğiyle önce giriş ve çıkışının kapatıldığı Hocalı kasabasında Azerbaycan resmi kaynaklarına göre 83 çocuk 106 kadın ve 70’den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, 487 kişi ise ağır yaralanmıştır. Azerbaycan silahlı kuvvetleri Hocalı halkına yardım edemedi, hatta uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır.

Batı Basınında Hocalı Katliamı:

Times Gazetesi(Londra) 4 Mart 1992 tarihi: Birçok insan çirkin hale getirilmiş, masum kızların sadece kafası kalmış.

İzvestiya Gazetesi(Moskova) 4 Mart 1992 tarihi: Kamera kulakları kesilmiş çocuklar gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmiştir. Erkeklerin kafa derisi soyulmuştur.

Le Monde Gazetesi(Paris) 14 Mart 1992 tarihi: Ağdam’da bulunan basın mensupları, Hocalı’da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları çıkarılmış üç kişi görmüşler. Bu, Azerilerin propagandası değil bir gerçektir.

3 Mart 1992 de BBC sabah haberleri saat 07.37 yayınında durumu şöyle aksettirmiş; canlı yayın muhabirimiz 100’den fazla Azeri erkek, kadın ve bebek dahil olmak üzere çocuk cesetleri gördüğünü ve bunların başlarına yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğünü rapor ediyor.

Uluslararası Tepkiler:

Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen bu katliama BM, AB gibi uluslararası kuruluşlar gereken özeni göstermemişlerdir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi genel olarak 1993 yılı Nisan-Kasım aylarında 822, 853, 874, 884 sayılı kararları kabul etmiştir. Bu kararlarla Azerbaycan topraklarının Ermeniler tarafından işgal edildiği belirtilmiştir. İşgalin sona erdirilmesi için bugüne kadar bir çaba gösterilememiştir. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin 25 Ocak 2005 tarihli ve 1416 sayılı kararında Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını halen işgali altında tuttuğu da belirtilmiştir. Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır.

Ayrıca, ABD Kongresi'nin Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi Don Barton, Kongreyi Hocalı soykırımını tanımaya çağırmış ve Temsilciler Kurulu'nun toplantısında yaptığı konuşmada, “Dünyadaki tüm toplumlar bunu bilmeli ve hatırlamalıdır. ABD Kongresi, Hocalı soykırımını tanımakla uluslararası toplumun uzun yıllardan beri bu konuyla ilgili sessizliğini bozacaktır.”demiştir.

1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir.

Son Olarak;

GünümüzdeGazze’de yaşanan İsrail saldırıları karşısında nasıl ‘one minute’ diyorsak aynı şekilde HOCALI KATLİAMI için daha yüksek bir sesle ‘one minute’ demenin zamanı gelmiş ve geçmektedir. Suriye’deki iç savaşın sonlanması için harcanan gayretin binde biri Ermeni işgali altında bulunan Dağlık Karabağ bölgesi için harcanmamaktadır. Yemen, Suriye, Filistin kadar Şuşa’da, Kelbecer’de, Ağdam’da ve Azerbaycan’ın işgal altında olan diğer topraklarında meydana gelen insan hakları ihlallerinin etkin bir şekilde gündeme taşınması gerekmektedir.


PAYLAŞ