Duyurular
Tümü
Tarihte Bugün

Türk Ocaklarının 107. kuruluş yıl dönümü toplantısı 23 Mart tarihinde Türk Tarih Kurumu’nda düzenlendi. Toplantıda Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit AYDIN’a Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Nevzat KÖSOĞLU Türk Dünyasına Hizmet Armağanı verildi.

Toplantı, Türk Ocakları Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Bülent AKSOY’un Türk Ocaklarının kurulmasına öncülük eden ve Çanakkale Savaşı’nda şehit olan 190 Tıbbiyelinin mektubunu okumasıyla başladı. Ardından söz alan Türk Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Prof. Dr. Orhan KAVUNCU, “Türk Ocakları kurulduğu zamandan beri Türk Dünyasıyla hemhal olmaya gayret etmiş bir sivil toplum kuruluşudur. Türk Dünyasının birliği, beraberliği bizim için son derece önemli. Çünkü böylelikle tüm Türklerin geleceği teminat altına alınmış olacak ve dahası eğer böyle bir birlikteliği gerçekleştirebilirsek büyük bir güç olarak insanlığın ihtiyaç duyduğu birçok hizmeti gerçekleştirebileceğiz. Bugün dünyada nimetlerin ve külfetlerin dağılımında büyük bir adaletsizlik var. Bu adaletsizliği ve dengesizliği ortadan kaldıracak yegâne zihni muhteva Türk kültürünün zihni muhtevasıdır. Tabii birlik olmak yolunda giderken önümüzde türlü zorluklar var. Zorluklara ve engellere rağmen iyi niyetin, imanın, fedakâr ve samimi bir gayretin Türk Dünyasına hizmet ederken ne kadar önemli olduğunu ve bu gayreti gösteren kişilerin neler gerçekleştirebileceğini Prof. Dr. Seyit AYDIN göstermiş oldu. Kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.” dedi.

Ödül takdiminin ardından söz alan Prof. Dr. AYDIN, “Muhterem Genel Başkanımız ve Şeref Başkanımız çok kıymetli büyüğümüz, değerli Türk Ocağı sevdalıları, Türk Dünyası sevdalıları, öncelikle bizi bu şerefe ulaştırdığınız için çok teşekkür ediyoruz. Sağ olun. Minnet duyuyoruz. Hepinizden Allah razı olsun diyoruz. Bu vesile ile başta büyüğümüz Nevzat KÖSOĞLU olmak üzere rahmet-i rahmana kavuşan bütün Türk Ocağı âşıklarına da Allah’tan rahmet diliyoruz. Yaşayanlarına da hayırlı hizmetler ve uzun ömürler diliyoruz. Bu yolda hayatını kaybeden bütün şehitlerimizi de rahmetle anıyoruz.

Öncelikle Kastamonu Üniversitesi hedef olarak ismini ‘Türkistan Üniversitesi’ yapma hedefindedir. Bu hedefimizi Yükseköğretim Kurulumuzda da dile getirdik. Kanuni hazırlıkları tamamlandıktan sonra da onun da olacağına inanıyoruz. Türk Dünyası, daha da genişletirsek İslam Dünyası bizim ve hepimizin sevdası olmak mecburiyetindedir. Burada da hepimizin yaptığı işleri ibadet aşkıyla yapmadıkça bir yere varmamız mümkün değildir. Bizim temel düşüncemiz ve anlayışımıza göre her şekilde her hizmeti ibadet aşkıyla yapmak icap ediyor. Kazakistan’ımıza, Kırgızistan’ımıza, Özbekistan’ımıza, Türkmenistan’ımıza, Azerbaycan’ımıza, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’mize, Gökoğuz Eline yani Gagavuz Yeri’ne, Başkurdistan’ımıza, Tataristan’a, Balkan Türklerine, Çuvaşistan’a, Altay Türkeri’ne, Çeçenistan’a, Doğu Türkistan’a, Kerkük’e, Türkmen Dağı’na hâsılı bütün Türk Dünyasına selam olsun, bütün İslam Âlemine selam olsun diyerek konuşmalarımıza başlıyoruz. Biz yönümüzü doğuya dönenlerdeniz. Bizim yönümüz Doğuya, Türkistan coğrafyasına ve kardeşlerimize dönük oldu ve gelecekte da inşallah böyle olacaktır. Geçmişte gözyaşımız hep Türk Dünyası için aktı, gönlümüz hep onları istedi ve hala da istemektedir. Yüreğimiz de onlar için çarptı, bugün ve gelecekte de onlar için çarpacaktır. Bizler onlar için varız, soydaşlarımız, dildaşlarımız için yaşıyoruz. Allah’a şükür ki bugün Türkistan’ın batı kısmı ve Kafkas Türklerinin bir kısmı istiklaline kavuşmuştur. İstiklallerine kavuştuktan sonra da çeyrek yüzyılı aşan bir zamanı geçirdik. İşte 27 sene bitti. Bu manada seviniyoruz.

Çünkü gelişmiş ve kudretli bir Türk Dünyası, gelişmiş ve huzurlu bir İslam Dünyasına da öncülük edecektir. Kudretli bir Türk Dünyasının varlığıyla Suriye’de, Keşmir’de, Myanmar’da, Mısır’da, Yeni Zelanda’da, Müslümanlar katledilemeyecektir. Gelişmiş, birlik içinde bir Türk Dünyasının varlığı aynı zamanda huzurlu bir dünya demek olacaktır. Geçmişte Türk hâkimiyetinin olduğu dönemlerde 15. ve 16. asırlarda biliyoruz ki dünya en huzurlu dünyaydı. Bütün beraberliklerin de ilk önce kardeşlerin arasında başlaması icap ediyor. Milliyet bir suç değildir. Kardeşler arasında birliğin, bütünlüğün ve beraberliğin başlaması da gayet normaldir.

Türk Ocaklarına tekrar teşekkür ederim. Nevzat KÖSOĞLU adını duymak beni heyecanlandırdı. Meslek duayenimiz Orhan DÜZGÜNEŞ hocamızın adını duyduk. 2018 yılında bize Kırgızistan Milli Meclisi Parlamentosu’nda ‘Üstün Hizmet Devlet Mükâfatı’ vermişti. Arabayev Üniversitesi ve  Issık Göl Üniversitesi de hizmet ödülü vermişti. Azerbaycan’da Odlar Yurdu Üniversitesi de ‘Fahri Profesörlük’ unvanı verdi. Bütün bu unvanlar sadece benim adıma değil bütün Üniversite adına ve çalışma arkadaşlarımız adına. Üniversite olarak da hedefimiz; Türkistan Üniversitesi ismini almaktır. Hepinize saygılar sunuyorum.” dedi.

Prof. Dr. AYDIN’ın konuşmasının ardından “Türk'ün Sönmeyen Ocağı: Dünü, Bugünü, Yarını” başlıklı panele geçildi. İlk olarak Türk Ocakları Hars Heyeti Başkanı Prof. Dr. Yusuf SARINAY söz aldı. Prof. Dr. SARINAY, “Balkan Savaşları döneminde ve öncesinde İmparatorluk sathında Türk kelimesini Türk Ocakları’ndan başka kullanan yoktu. Ondan sonra giderek yayıldı ve yolu İstanbul’a düşüp Türk Ocaklılarla tanışanlar bunu heyecanla Anadolu’ya da taşıdılar. Türk Ocakları, İmparatorluktan tevarüs eden büyük bir medeniyet projesi olup Balkan ve Çanakkale savaşlarında oynadığı rolü İstiklal Savaşı yıllarında ve Cumhuriyet’in kuruluşu sırasında da oynamıştır.” dedi.

Prof. Dr. ÖZ’ün söz vermesi üzerine Nuri GÜRGÜR, zamanın şartları gereği 1931 yılında Ocak faaliyetlerinin durdurulmasından sonra 1949 yılında eski Genel Başkanlardan ve Cumhuriyetin ilk Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından tekrar faaliyete geçirilmesinden başlayarak Türk Ocakları’nın günümüze kadar geçen serüvenini anlattı. Gürgür, özellikle 1990’lı yıllardan sonra Türk Ocakları Genel Merkezi ve Hars Heyeti’nin önemli çalışmalara imza attığını, anlatıp Türk Milliyetçiliği, Türk Eğitim Sistemi, Dini Hayat konularında sempozyumlar, paneller düzenlenip yayınlar yapıldığına işaret eti.

Oturumu yöneten Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet ÖZ, konuşmaların kısa bir değerlendirmesini yaptıktan sonra, “Birileri ‘Abant Platformları’ adı altında 15 Temmuz’a giden yolun hazırlıklarını yaparken Türk Ocakları Söğüt ve Gerede toplantılarını düzenleyerek raporlar hazırladı, yayınlar yaptı ve ilgili yerlere de gönderdi ama siyaset kurumu ile basın yayın kuruluşları bunları görmezden geldiler. Genel Merkez bünyesinde ve bazı şubelerimizde Türk Ocakları Akademisi ve Milli Mefkure Mektepleri oluşturduk. Oralarda gençlerimize tarihten ilahiyata kadar her konuda akademik programlar uyguluyor; bilgi ile ülkü, akıl ile gönül birlikteliğini canlandırmaya çalışıyoruz.” diyerek sözlerini bitirdi.


PAYLAŞ