Türk Ocakları Genel Merkezinde, 22 Aralık 2018 tarihli Ocakbaşı Sohbeti’nde Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şahingöz ve Şevket Bülent Yahnici “Kurtuluş ve Kuruluş Yolunda Ankara” başlıklı bir konuşma yaptı.

Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya Gelmesinin Temelinde Yatan Düşünce, Millî ve Bağımsız Türk Devleti Kurmaktır.

“Ankara’yı bugünkü Ankara yapan Mustafa Kemal Atatürk’tür.” diyerek konuşmasının seyrini belirten Prof. Dr. Mehmet Şahingöz, “Mustafa Kemal Paşa’nın 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya gelmesi ve kader tayin edici kararların alındığı bir yer olarak Ankara’nın seçilmesi, tarihî bir sürecin sonucudur. Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Devleti’nin yıkılma sürecindeki bütün olumsuzluklara rağmen bağımsız ve millî bir Türk devleti kurma arzusu taşıyordu. Mustafa Kemal, Millî Mücadele’yi yönetecek olan Temsil Heyeti’ni kurduktan sonra mücadelenin yürütülebilmesi için askerî ve siyasi alanda daha stratejik bir merkez olan Ankara’yı seçmiştir. Çok fazla zaman kaybetmeden Mebusan Meclisi toplanmış ve Misakımillî’yi kabul etmiştir; fakat İstanbul’un galip devletlerce işgaliyle dağıtılan Meclis üzerine Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de TBMM’yi açmıştır. Bu tarihten sonra Millî Mücadele askerî ve siyasi bakımdan Ankara’dan yürütülmüştür. Ankara, daha sonra yeni kurulan devletin başkenti olarak kabul edilecektir.” dedi. Ankara’nın hareket merkezi olarak seçilmesinin tarihî sebepleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şahingöz, “Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelmesinin temelinde yatan düşüncenin millî ve bağımsız bir Türk devleti kurmak olduğu öncelikle belirtilmelidir. Emperyalist devletlerin faaliyetleri ve baskıları sonunda Osmanlı Devleti yarı sömürge özellikleri gösteren bir devlet durumundaydı ki, o dönemlerde konsolosların idare ettiği devlet olarak anılmaktaydı. Ancak 1. Dünya Harbi boyunca cephelerdeki mücadelede Türk milleti, var olduğunu ve var kalmak istediğini göstermiştir. 1. Dünya Harbi sonunda savaş, Atatürk’ün liderliğinde Türk milletinin her bakımdan bağımsız bir devlet kurma yolunda vereceği bir savaş olacaktır.” dedi.

Ankara, Mustafa Kemal Paşa’yla Birlikte Mücadele’ye Atılacak Bir Ruhu Taşımaktadır.

Mustafa Kemal Paşa’da, yıkılan bir devletin içinden millî ve bağımsız bir Türk devleti çıkarma hissiyatının hâkim olduğunu belirten Prof. Dr. Şahingöz, “Atatürk’ün ifadesiyle, ‘Bu durum karşısında tek bir karar vardı. O da millî hâkimiyete dayanan kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak.” Meclis’in İstanbul’da açılmasına başından beri karşı olan Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliyenin Ankara’ya taşınmasını gerekli görmüştür. Askerin sevk ve idaresi yönünden ve stratejik bakımdan en uygun yer olarak Ankara gözüküyordu çünkü millî hareketin merkezi seçilirken özellikle demiryolu ulaşımının sağlanabileceği bir yer olması zaruri görülmekteydi.” dedi ve Ankara’nın Orta Anadolu’da tarihî Kral Yolu’nun üzerinde yer alması sonucunda tarihte önemli ve hareketli bir merkez özelliği taşıdığının üzerinde durdu. Şehrin kuruluşunun MÖ 8. yüzyıla kadar gittiğini belirten Prof. Dr. Şahingöz, Ankara’nın milattan önceki dönemlerden başlayarak Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Galatlar, Romalılar ve daha sonra da Selçuklular, Haçlılar, İlhanlılar ve Eratnaoğulları’nın idaresinde kaldığını ve 1354 yılında Orhan Gazi zamanında Osmanlı ülkesine katılmış olduğunu söyledi. Prof. Dr. Şahingöz, “Tarihte önemli bir yere sahip olan ancak Osmanlı Devleti’nin yıkılışına paralel olarak önemini kaybeden Ankara, Mustafa Kemal Paşa’yla birlikte mücadeleye atılacak bir ruhu taşımaktadır.” dedi.

Çankaya, Bağımsızlığın Haykırıldığı Yerdir.

Prof. Dr. Şahingöz, o dönemin Ses gazetesinde çıkan haberi hatırlatarak Ankara’da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının coşkuyla karşılandığına ve karşılamaya gelenlerin millet yolunda canlarını vermeye hazır olduklarına değindi. “23 Nisan 1920 günü Ankara’da memleketin esarete düşmemesi ve istiklalin kazanılması gibi ortak amaç etrafından toplanmış mebuslardan oluşan Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Tarihimize ‘Gazi Meclis’ olarak geçen bu Meclis, yıkılan bir devletten yepyeni ve millî bir Türk devletinin hayata geçirilmesini sağlayacaktır. Millî Mücadele boyunca hareket merkezi olan Ankara, büyük zaferden sonra 13 Ekim 1923’te Türkiye’nin başkenti olmuştur. Ankara, o zamanlar elektriğin olmadığı, sokakların toprakla ve çamurla dolu olduğu, suyun kuyulardan taşındığı bomboş bir yerdi. Peki, Mustafa Kemal Paşa ne yaptı? Dünyaya kafa tutacak bir yere, bir yalçın kayanın tepesine çıktı. Bu bakımdan Çankaya, bir bağımsızlık tepesidir. Ankara, Çankaya o bağımsızlığın haykırıldığı yerdir. Bugün Atatürk Orman Çiftliğinin bulunduğu yer ise sivrisinek kaynağı, kayalıktı. Buna rağmen yoksulluğun diz boyu olduğu dönemde hem şehri güzelleştirmek hem de vatandaşa çiftçiliği öğretmek için uzmanlar getirildi, o kayalık ağaçlandırıldı ve çiftlik hâline getirildi. Ama ne yazık ki o çiftlik bugün tarumar hâlde. Dünyanın hiçbir yerinde, böyle tarihî bir eseri kimse bu kadar kolay gözden çıkaramazdı. Oysa Atatürk Orman Çiftliği açık hava müzesi olabilecek özellikte bir yerdi.” dedi. Cumhuriyet’in ve Başkent’in kolay kurulmadığını, bu yoktan var edilişin mucizesi yolunda yapılan eserleri tanımamız ve emeği geçenleri bilmemiz gerektiğini vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

Ankara Böyle Yoksul Bir Dönemde Bile Mustafa Kemal Paşa’nın Yanındaydı ve Millî Mücadele’nin En Büyük Destekçisiydi.

Hayattaki en güzel zamanlarının Ankara Kalesi Derneğinde başkanlık yaptığı yıllar olduğunu söyleyen, Ankara’nın eski değerlerinin tanıtımı, somut olmayan kültürel mirasının tanıtımı ve bu mirasın UNESCO listesine girmesi işleriyle gurur duyduğunu belirten Şevket Bülent Yahnici, “Ankara Kalesi 2000 yıllık tarihiyle yaşayan bir açık hava müzesidir fakat bugün ne yazık ki Ankara Kalesi’ni restore ediyoruz diye 1300 yıl önce yapılan caminin önüne balıklı bir havuz koydular. Bu işleri tarihe nasıl hor baktığımızı göstermek için söylüyorum.” diyerek tarihî dokunun korunması gerektiğini belirtti. Yahnici, “Türk tarihinde devlet geleneği önemli bir gelenektir. Göktanrı inancından bu yana din adamları toplumda yer etmiştir. İslamiyet’i kabul ettikten sonra konu şeyhülislamlık mevkisine gelmiştir. Yani devlet yöneticisi mutlaka dinî bir yerden ve uhrevi bir kaynaktan bilgi almıştır. Bu sebeple fetva müessesesi önemli bir kurumdur. Müftülükler ve şeyhülislamlıklar zaman zaman fetva makamı olmuşlardır. Zamanla bu iş Diyanet İşleri Başkanlığına gitmiş ve genel manadaki fetvaları Diyanet İşleri, özel manadaki fetvaları ise müftülükler veriyor.” dedi ve düşmanın Polatlı’ya geldiği millî Mücadele döneminde bile Atatürk’e karşı çıkan kaymakamların, din adamlarının, devlet adamlarının olduğunu söyledi. Ankara’nın böyle yoksul bir dönemde bile Mustafa Kemal Paşa’nın yanında ve Millî Mücadele’nin en büyük destekçisi olduğunu belirtti.

Ankara Bu Anlamda Başkent Olmayı Hak Etmiş, Kutsanmış ve Kutlu Bir Şehirdir.

Millî Mücadele’de çok sayıda şehit cenazesinin defnedildiği Ankara’nın Namazgâh Tepesi’nden bahseden Yahnici, buradaki millî duygu ve tarihi de muhafaza etmediğimiz için üzüldüğünü, bu tepeye “Şimdi cidal zamanıdır! Şimdi cihat zamanıdır!” diyerek Millî Mücadele döneminin en büyük destekçilerinden olmuş Beynamlı Hacı Mustafa Efendi’nin anıtının dikilmesi gerektiğini belirtti. Yahnici, “Dürülüzade Fetvası’na karşı Müftü Rıfat Börekçi Hoca Ankara’da, Ankara Fetvası’nı yazdı ve Dürülüzade Fetvası reddedildi. Ankara Fetvası’yla birlikte Mustafa Kemal’in başlattığı Kuvayımilliye Hareketi hak ilan edilmiştir.” dedi ve Ankara’nın din bilen, hak bilen hocalarını rahmetle andı. Millî Mücadele döneminde Ankara’da sahra hastanelerinin kurulduğunu, halkın yiyecek ekmekten içecek suya kadar en temel maddelerde dahi yoksul durumda olduğunu söyleyen Yahnici, “Bu şartlarda Millî Mücadele’ye insanlar koşuyor ve bu şartlarda Ankara millî Mücadele’ye kucak açıyordu. Ankara bu anlamda başkent olmayı hak etmiş, kutsanmış ve kutlu bir şehirdir. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yürüyüşü de kutlu bir yürüyüştür. İmani, İslami, millî bir yürüyüştür. Yuh olsun bugün Mustafa Kemal’e düşmanlık etmeye kalkanlara! Eğer bu düşmanlığın sahipleri gibi bir Türkiye şekillenseydi namaz için alınlarını koyacak seccade toprağı bulamazlardı. Ne yazık ki bu millet kahramanları kadar hainleri de çok olan bir millettir.” dedi ve Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yürüttüğü mücadelenin ebedi Türklük davasının o anki tezahürü olduğunu belirterek konuşmasını sonlandırdı.

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, konuşmacılara teşekkür ettikten sonra, “Ankara’nın ve Atatürk’ün Ankara'sının yakın tarihimizde müstesna bir yeri var. Ankara, tarihi olan bir şehirdir. Uluslararası ticarette çok önemli bir merkezdir. Ahilerin burada önemli bir varlık göstermesinin sebebi de budur.” diyerek programı sonlandırdı.

 

Program, konuşmacılara teşekkür belgesinin verilmesi ve soru cevap kısmının ardından sona erdi.

 

 

 

 


PAYLAŞ

Resim Galerisi