Türk Ocakları Genel Merkezinin Cumartesi günleri düzenlediği “Ocakbaşı Sohbetleri”nde bu hafta, Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, “Bir Diriliş Destanı Çanakkale” başlıklı bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Taşkıran, “Çanakkale Muharebeleri, dönemin en üstün teknolojilerini kullanan güçlere karşı bedenini, yüreğini ve imanını ortaya koyanların yazdığı bir ölüm kalım savaşıdır, destanıdır.” diyerek sözlerine başladı.

Çanakkale Muharebesi 1. Dünya Savaşı'nın En Kanlı Muharebesidir

Prof. Dr. Taşkıran, Çanakkale Cephesi'nin açılmasının birçok nedeni olduğunu ve bu nedenlerin genel olarak Osmanlı Devleti'nin güçlerini parçalamak noktasında birleştiğini söyledi: "Hem halkımızda hem askerimizde Çanakkale'yi savunmanın İstanbul'u savunmak demek olduğu, İstanbul'u savunmanın da Anadolu'yu savunmak demek olduğu bilinci vardı. Bu bilinçle bedenini, yüreğini ve imanını ortaya koyan halk ve asker, büyük ve yoğun bir savaş verdi. Kaynaklara ve raporlara bakılınca 1. Dünya Savaşı'nın en yoğun muharebesi Çanakkale'de gerçekleşen savaştır, diyebiliriz. Havada çarpışan mermiler, muharebeye katılan insanların ülkeleri ve kilometrekareye düşen kayıp sayısı bunun kanıtıdır."

Çanakkale'yi Geçilmez Yapan Türklerin Vatan Sevgisidir

Dönemin İngiliz Hükûmeti’nin, Çanakkale Savaşı’nın başarıyla sonuçlanacağına kesin gözüyle baktığını belirten Prof. Dr. Taşkıran, yenilmez olan İngiliz donanmasının ve birleşik kara ordusunun İngilizlere gurur verdiğini ve hatta savaştan sonra Türk esirlere nerelerde bakacaklarını düşündüklerini söyledi. Prof. Dr. Taşkıran, "Top sayımız eksikti. Müzelere kaldırılmış olan toplarımızı bile kullanmak zorunda kaldık. Alman yardımı da Bulgaristan savaşa girene kadar gelmedi. Top sayısı eksikti de mermi sayısı yeterli miydi? Asla yeterli değildi. Asker duruma göre değil zamana göre top atışı yapıyordu. Yiyecek yoktu, giyecek yoktu. Askerlerin çoğu köylerinden hangi kıyafetle geldiyse o kıyafetle savaştı. Fotoğraflarda da görülüyor, askerlerin ayakları bile çıplaktır. Siperlerde kullanılmak üzere gönderilen kum torbaları sökülüp yırtık kıyafetlerin yamanmasında kullanılmıştır, hatta bu kum torbalarının çuvalını iç çamaşırı olarak giyen askerler bile vardır. İşte Çanakkale'yi geçilmez yapan, Türk askerinin kanaatkârlığıdır; vatan sevgisidir." diyerek savaşın ne kadar zor şartlarda yürütüldüğünü belirtti.

Çanakkale'deki Ruh Olmasa Çanakkale Geçilirdi

Çanakkale Savaşı'nın hem cephede hem cephe gerisinde büyük dramlara sebep olduğunu belirten Prof. Dr. Taşkıran, kayıplarımızın çokluğunun cephe gerisinde büyük toplumsal sorunlara yol açtığını söyledi. Kadınların evlatlarını ve eşlerini beklemeleri, “Keşke daha çok çocuğumuz olsa da o da vatana olan borcunu ödese!” sözleri, yemek vakti masaya koyulan boş tabaklar, saklanan saç telleri gibi birçok acı ve duygu dolu olaydan söz eden Prof. Dr. Taşkıran, "Çanakkale'de gencecik insanlar, biz hür yaşayalım diye hayatlarını kaybettiler. Bizim onlara borcumuz var. Hür yaşamanın bedelini şehitlerimiz ödedi. Bizim şehitlerimizi unutmamamız, unutturmamamız lazım. Şehitler unutuldukları zaman ölürler. Çanakkale ruhunu kaybedersek, şehitlerimizi unutursak kimliğimizi kaybederiz. Türk ismini kaybederiz. Ardından ülkeyi kimliksizleştirirler, bölerler. Türkiye elimizden çıkar. İşte bu kayıpları yaşamamak ancak Çanakkale ruhuyla, Millî Mücadele ruhuyla mümkün olur. Bir de Türk milliyetçilerinin çabalarıyla." diyerek sözlerini sonlandırdı.

Program, konuşmacıya teşekkür belgesi verilmesi ve soru cevap kısmıyla sona erdi.


PAYLAŞ

Resim Galerisi