Türk Ocakları Genel Merkezinde,11 Ocak 2020 tarihli Ocakbaşı Sohbeti’nde Prof. Dr. Üçler Bulduk’un katılımıyla “Dede Korkut ve Oğuz Elleri” konuşuldu.

 

Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı’nda görev yapmakta olan Bulduk, konuşmasına Fuat Köprülü’nün  ““Bütün Türk edebiyatını terazinin bir kefesine, Dede Korkut Destanları’nı ise terazinin diğer kefesine koysanız, yine de Dede Korkut Hikayeleri ağır basar.“ sözleriyle başladı.

 

Daha sonra ise çalışmaları ve deneyimleri doğrultusunda Bulduk, konuşmasında şunlara değindi:

“Dede Korkut Hikayeleri hem ortak kültürümüz hem de en çok bilinen destandır diyebiliriz. 12 Hikaye şeklinde kaleme alınmıştır. Vatikan nüshasında 6, Dresden nüshası 12 hikayeden oluşuyor. Ayrıca son zamanlarda 13. Nüshadan söz ediliyor. Bu hikayelerin temelinde Oğuzlar vardır. Oğuzlar; Hun, Uygur, Göktürkler ’in mayasını teşkil eder ve en büyük Türk topluluğudur. Uygur Devleti Ötüken’e hakim olamayınca önce Kırgızlar bir süre yönetiyor, sonra yönetim Moğolların eline geçiyor. Daha sonra batıya göç başlıyor bunların başında da Oğuzlar geliyor.  Daha sonra Oğuzlar Sirderya’ya kadar geliyor orada yaşadıklarını biliyoruz. Oğuzlar artık Sirderya Oğuzları ya da Oğuz Yabguları adıyla anılıyorlar.

Sirderya boylarında Oğuzların, Peçenek ve Kıpçaklarla giriştikleri mücadele Dede Korkut Hikayeleri’nin (bildiğimiz Dede Korkut Hikayeleri’nin) ortaya çıkmasıyla neticelenecektir. Bu hikayelerin yazıya geçiş tarihi ve elimizdeki nüshalar çok daha geç bir döneme ait 15-16. yüzyıla kadar götürebiliyoruz. Yazıya geçirilmiş destanda ki isimler, Türkçe isimler. Muhtemelen oluşum coğrafyasındaki savaştıkları o kahramanları, yazıya geçtiği coğrafyada ona göre uyarlamışlar.”

 

 

Program Mehmet Öz’ün, Üçler Bulduk’a katılım belgesi takdimiyle son buldu.


PAYLAŞ