Türk Ocakları Genel Merkezi’nde, 15 Aralık 2018 tarihli Ocakbaşı Sohbeti’nde, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan ONAT, “İslam Açısından Güvenilir Bilgi Meselesi” başlıklı bir konuşma yaptı.

 

Şu An İslam Coğrafyasındaki Ana Sorun İmanla Akıl Arasındaki İrtibatın Kopmasıyla İlgilidir

‘İslam bilinmez yaşanılır.’ safsatasının Müslümanlar arasında özellikle öne çıkarılmaya çalışıldığını söyleyen Prof. Dr. Hasan ONAT, din ve bilgi ilişkisini böyle safsatalara inanmamak için irdelememiz gerektiğini belirtti. Prof. Dr. ONAT, “Şu anda İslam coğrafyasındaki ana sorun imanla akıl arasındaki irtibatın kopmasıyla ilgilidir. Eğer imanınızın rasyonel temellerinin farkında değilseniz bunun sonucunda her türlü hurafe batıl inanç dinin yerini alır ve din adına size sunulan her şeyi doğru kabul edersiniz. Bunun örneklerini hepimiz medyada her gün görebiliyoruz. Bu açıdan baktığımızda din alanında güvenilir bilgi meselesi zannettiğimizden daha mühimdir.” dedi ve ardından yakın tarihte gittiği Özbekistan seyahatinden bahsetti. Türkiye’ye yönelik ilginin çok sıcak olduğunu belirten Prof. Dr. ONAT, kültür köklerimizin ana damarlarının, kök hücrelerinin oraya ait olduğunu ve Türkiye’nin yüzünü Ortadoğu bataklığından kurtarıp Orta Asya’ya çevirmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. ONAT, “Türk’üm diyenlerin o samimi imanı bugün ahlaksızca istismar ediliyor. Bu istismarın önüne geçebilmeniz için iki yolunuz var: ya imandan kurtulacaksınız ya da imanınızı İslam’ın öngördüğü orijinine oturtacaksınız. İslam dini akıl temelli bir dindir ve bu din sizlere düşünmeyi ibadet telakki eder. Bu yüzden imanın akılla bağlantısını kopartmak kabul edilemez. Eğer koparsa bir adım dahi ileri gidemeyiz.” dedi.

 

İslam'da Güvenilir Bilgi Bilim Boyutunda Kaynakları Belli Olan, Üretim Süreçleri Açık Seçik Olan ve Güvenilirliğinin Test Edilme İmkânı Olan Bilgidir

Bu çerçeve içerisinde ‘İslam açısından güvenilir bilgi ne demek?’ sorusunun cevabını anlatacağını söyleyen Prof. Dr. ONAT, İmam Mâturîdî’nin bilgi teorisini örnek gösterdi. Prof. Dr. ONAT, “İmam Mâturîdî’nin bilgi teorisi üç kaynaktan oluşmaktaydı. Bunlardan ilki tecrübeyle elde ettiğimiz, tüm bilgi köklerimizin özü olan beş duyu bilgisidir. İkincisi, insanoğlunun tarihin başlangıcından beri ürettiklerinden bugüne ulaşan her şey olan ahbardır. Üçüncü bilgi kaynağı ise akıl olan istidlal nazardır. İmam Mâturîdî bilgi teorisini açıkladıktan sonra teoriyle ilgili hüküm cümlesinde ‘Her üç kaynaktan gelen bilginin de nihai aşamada doğru olup olmadığına akıl karar verir.’ demiştir. Bununla birlikte şu soru akla geliyor: ‘Aklın kendisi neyin doğru olup olmadığını bilir mi?’. İmam Mâturîdî açısından bu soruyu yanıtladığımızda, evet bilebilir çünkü; Cenab-ı Hak akla öylesine mükemmel bir imkân sağlamış ki akıl neyin makul olup olmayacağını bilecek güçte yaratılmıştır. Bu çerçeveden baktığımızda doğru bilginin ilk kriteri, aklın onu doğru olup olmadığı konusunda sizi uyarmasıdır. İkinci kriteri, Kur'an-ı Kerim’dir. Akıl ve vahiy birbirinin alternatifi değil, iş birlikçisidir. Aklın doğrusu vahiy tarafından desteklenirse yaptırım gücü sağlamış olur. Bu da demek oluyor ki İslam açısından bir bilginin güvenilirliğinin birinci koşulu makul olması, ikinci koşulu Kur’an’ın kurucu ilkelerine aykırı olmamasıdır.” dedi ve Kur’an’ın ‘ikra’ emrinin önemine değinerek oradaki oku emrinin evreni, insanı, insanlığının birikimini okumak ve bilgiye açık olmak anlamına geldiğini belirtti. Prof. Dr. ONAT, “Üçüncü kriteri, karşınıza çıkan bilginin güvenilirliği insanın fıtratına, yaradılışın yasalarına ve en genelde bilime aykırı olmamasıdır. Bilimi dogmalaştırırsanız, bilim kendine ihanet etmiş olur. Müslüman gelenekte din-bilim çatışması olmaz. O çatışma Batı geleneğine aittir. Nitekim Müslümanların bilim ürettiği yerlerde böyle bir çatışma asla olmadı. İslam'da güvenilir bilgi bilim boyutunda kaynakları belli olan, üretim süreçleri açık seçik olan ve üretim süreçleri bağlamında tekrar geriye dönüp onun güvenilirliğinin test edilme imkânı olan bilgidir. Bilim insan ürünüdür bu yüzden görecelilik onun doğasında vardır.” dedi.

Toplumların Mutluluğu, İnsanların Barış İçinde Yaşaması Dinle Bilimin İş Birliğine Bağlıdır ve Bunu Sağlayacak Olanlar Müslüman Türk Milletidir

Prof. Dr. ONAT, “Hristiyanlığın imanı tartışılmaz fakat Müslümansanız imanı şüphelerin üzerine yükselerek kurmak zorundasınız. Hristiyan gelenekte iman bir dogmadır, İslami gelenekte ise makul değilse inanmazsınız. Yani akılla ilgili süreçleri çalıştırırsınız ve imana öyle ulaşırsınız. Bu yüzden İmam Mâturîdî der ki: ‘İmanın yeri öyle bir yerdir ki oraya dışarıdan hiçbir müdahale mümkün olmaz, hiçbir baskı tesir etmez.’ Yani iman tamamen bilgiye dayalı makul zeminde insanın hür iradesiyle gerçekleşir. İslam’ın ‘Dinde zorlama yoktur.’ ilkesi de bunun üzerine oturur. Dolayısıyla ‘Doğru olduğu için, anlamlı olduğu için, güvenilir bulduğum için iman ediyorum.’ sözü en doğru sözdür. Aslında bizim tabiat bilimleri dediğimiz alan tanrısal aklın nasıl işlediğinin anlaşılması ve açıklanması faaliyetidir. İnsanlığın bundan sonraki geleceğinde toplumların mutluluğu, insanların barış içinde yaşaması din ve bilimin iş birliğine bağlıdır ve bunu en kolay sağlayacak olan İslam dini ve Müslümanlardır ve eğer Müslümanların içinden bir şey çıkacaksa bunu da yapabilecek olan sadece Türk Milletidir.” dedi ve İslam’ın en temel kurucu ilkesinin iman noktasında tevhid, davranışta dosdoğru olmak olduğunu belirterek konuşmasını sonlandırdı.

 

Program, soru-cevap kısmı ve teşekkür belgesinin verilmesi ile sona erdi.

 


PAYLAŞ

Resim Galerisi