Yer: Türk Ocakları Galip Erdem Salonu

Tarih: 06.05.2017


Türk Ocakları Genel Merkezi’nin her Cumartesi günü düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinin bu haftaki konusu “Tek Parti Döneminde Türkçülük ve 3 Mayıs Olayları” idi. Sohbete konuşmacı olarak Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı tarihçi Prof. Dr. Mehmet Şahingöz katıldı.

“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GİBİDİR”

Sözlerine “Türkçüler Günü” olarak tabir edilen günlerin Türkçülüğün en zor günleri olduğunu belirterek başlayan Şahingöz, 3 Mayıs’ın aslında bir kutlama değil anma olduğunu söyledi. Türk milliyetçiliğinin, Türk milletinin bağışıklık sistemi olduğunu söyleyen Şahingöz, bunun vücut sağlıklıyken akla gelmeyen ama vücudu ayakta tutan bir güç olduğunu ve vücut hastalandığı vakit akıllara geldiğini söyleyerek betimledi. Bazı zamanlarda da bağışıklık sistemi olan Türk milliyetçiliğinin hak etmediği muamelelerle karşılaştığını ve 3 Mayıs’ın buna örnek olduğunu aktardı.

“TÜRK OCAKLARI TOPLUMSAL DİRENİŞİ ATEŞLEMİŞTİR”

 Türk Ocakları gibi o dönemde fikir ve kültür hayatında meydana gelmiş başka bir derneğin olmadığını söyleyen Şahingöz, Türk Ocakları’nın Cumhuriyetin ilanına kadar ve sonrasında çok ciddi mücadeleler verdiğini ekledi. Çanakkale Savaşı’ndan İzmir’in işgaline varan süreçte Türk Ocakları’nın işgalci kuvvetlere karşı toplumsal direnişi ateşlediğini aktaran Şahingöz, İstanbul’un işgali sırasında meclisin ve devlet arşivlerinin işgalinin ardından üçüncü olarak Türk Ocakları’nın işgal edildiğini söyledi. Bu işgallerin amacının Türk milliyetinin hâkimiyetini, hafızasını ve Türk Ocakları nezdinde direnişini silmek için yapıldığını söyleyen Şahingöz, daha sonra yeni kurulan devlette başta Hamdullah Suphi olmak üzere Türk Ocaklıların devlette üst kademelerde yer aldığını ve Türkçülüğün devletin esas ideolojisi olarak benimsendiğini ekledi.

“TÜRKÇÜLER RUSÇULARA FEDA EDİLİYOR”

Şahingöz, Birinci Dünya Savaşı’nın neticesi olarak imparatorlukların tasfiye edildiğini, İttifak ve İtilaf devletlerinin savaş sonrası durumdan memnun olmadığını ve bu durumun İkinci Dünya Savaşı’na giden yolların taşlarını döşediğini vurguladı. Türk Ocakları’nın o dönemde hükümet tarafından desteklendiğini ve üç yüzün üzerinde şubesi ile iç siyasette rahatsızlığa neden olduğunu ve böylece 1927 yılında yetkilerinin kısıtlandığını ekleyen Şahingöz, Sovyetlerden gelen Türkçü aydınların Türk dünyası üzerine yaptığı çalışmaların da Sovyetler Birliği ile hükümet arasındaki yakınlaşma neticesinde rahatsızlığa sebep olduğunu söyledi. Bütün bu gelişmeler ve farklı sebepler sonucunda Türk Ocakları’nın 1931 yılında kendisini feshetmesinin istendiğini, Hamdullah Suphi’nin karşı çıkmasına rağmen bu kararın engellenemediğini aktaran Şahingöz, 1931’e kadar olan dönemin Türkçülük açısından en parlak dönem olduğunu ekledi. Türk Yurdu Dergisi’nin de kapanmasının ardından Marksist eğilimli Kadro Dergisi’nin yayınlanmasına değinen Şahingöz, bu süreçte hümanist tarih ve edebiyat akımının başladığını ve Türk medeniyeti yerine Roma, Mısır gibi medeniyetlerin ön plana çıkarılmasının Türkçülerde büyük bir infiale neden olduğunu söyledi. Atsız ve arkadaşlarının çalışmalarının başladığını söyleyen Şahingöz, Atsız Mecmua, Milli Türkistan, Yaş Türkistan, Ergenekon, Bozkurt, Orkun gibi dergilerin kapatıldığını vurguladı. Hasan Ali Yücel önderliğinde eğitimde sol eğilimli isimlerin yer tutması sonucunda Atsız ve arkadaşlarının hem bu isimlere karşı hem de yükselen Siyonizm’e karşı mücadeleye başladığını ve dergiler neşrettiğini söyleyen Şahingöz, Almanların yenilgisinden sonra, Rusya’daki komünizmin baskın bir şekilde Türkiye’yi etkilediğini ve  Türkçülerin cezalandırma sürecinin başladığını aktardı. 3 Mayıs 1944’te Atsız’ın mahkemesinin gerçekleşeceği gün binlerce insanın Atsız’a destek için Anafartalar Caddesi’ni doldurduğunu ve Ulus Meydanı’nı kapattığını, böylece hükümeti protesto ettiklerini söyleyen Şahingöz, hükümetin kendi inisiyatifi dışında gelişen bu toplumsal olaydan korktuğunu vurguladı. “Hasan Ali Yücel, Falih Rıfkı Atay ve Nevzat Tandoğan’ın çabalarıyla bu insanların çoğu Türkçü olarak fişlenecek ve Rusçulara feda edilecektir” diyen Şahingöz, Rus gazetelerinin yaşananları ciddiye almadığını fakat Türkçülerin tabutluklarda işkenceler gördüğünü söyledi. 19 Mayıs nutkunda ise İnönü’nün tarihe kara harflerle geçecek ağır ifadeleri olduğunu söyleyen Şahingöz, davadaki sanıkların isimlerini, mahkeme metnini ve işkenceleri anlattı. “1945’te Rusya’nın Ardahan, Kars ve boğazları istemesi neticesinde Türkçüleri cezalandırmanın yanlış olduğuna hükmeden hükümet Yargıtay kararıyla onların tutukluluklarını sona erdirmiştir” diyen Şahingöz, bu olay üzerine hükümetin Gizli Komünist Partisi adı altında Sovyet yanlılarının gözaltına almaya başladığını ve ülkenin Batı ile yakınlaşmasının bu dönemde başladığını söyledi. Ardından soru-cevap kısmına geçildi.

Haber: Hasan GÜLER


PAYLAŞ

Resim Galerisi