Yer: Türk Ocakları Galip Erdem Salonu

Tarih: 21.01.2017


Türk Ocakları Genel Merkezi’nin düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta “Tarihte ve Günümüzde Türk Rus İlişkileri” başlığıyla Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ali Karasar konuşmacıydı.

 

"KAZAN’DAN SONRA RUS GENİŞLEMESİ BAŞLADI"

 

Sözlerine, “Yetişmiş olduğum bu kutsal ocağa konuşmacı olarak gelmekten guru duyuyorum” diyerek başlayan Karasar, Türklerle Rusların tarihte birbirlerinin antitezi gibi göründüğünü ifade etti. Ayrıca Türk-Rus ilişkilerin neredeyse kalubelaya dayandığını söyleyen Karasar, 13. yüzyılda Moğol hâkimiyeti altında vassal devletçikler halinde yaşayan Rusların daha sonra Kazan’ı ele geçirerek Sibirya’ya doğru genişleme kaydettiğini belirtti.

 

"PETRO ARKASINDA BİR İMPARATORLUK BIRAKTI"

 

Bu genişlemenin ekseriyetinin de Türk varlığına karşı olduğunu ekleyen Karasar, Rusların ‘doğru yol’ olarak tarif ettikleri bir Ortodoks inançlarının olduğunu söyledi. Daha sonraları ise Hristiyan âleminin sancaktarlığını üstlendiklerini aktaran Karasar, Rusya’da ki en büyük değişikliğin Petro döneminde, modernizasyonla başladığını ve Rusya’nın yeniden inşa edildiğini, Petro’nun arkasında bir imparatorluk bıraktığını söyledi.

 

"NAPOLYON’U VE NAZİLERİ RUSLAR DURDURDU"

 

Rusların bu süreçten sonra, Osmanlı’nın içindeki Hristiyan halkların hamiliğine soyunduğunu söyleyen Karasar, dönem şartlarında Rusya’nın muzaffer bir devlet olduğunu söyledi. Napolyon’un yenilgisinin Ruslar sayesinde olduğunu ve Avrupa’yı bambaşka bir sürece soktuğunu ifade eden Karasar, Osmanlı için en uzun süren yüzyılın onlar için altın yüzyıl olduğunu kaydetti. Rusların İngiliz tipi sömürgecilik uyguladığını aktaran Karasar, Japonya ile girdikleri savaşta kaybetmelerinin ardından artık yenilebilir devlet olduğunu göstermiştir. 93 Harbinde yenilen Osmanlı’dan da Kars, Ardahan, Batum’u Rusların aldığını söyleyen Karasar, I. Cihan Harbi ve II. Cihan harbi esnalarında, Rus topraklarında yaşayan Türklerin aktif bir şekilde savaşa sürüklendiğini ekledi. Cumhuriyet ve Sovyetlerin ilanından sonra iki ülke arası ilişkilerin Montrö Boğazlar Sözleşmesine kadar iyi gittiğini söyleyen Karasar, 2. Cihan Harbi sırasında da Nazileri engelleyenin Sovyetler olduğunu kaydetti. Sovyetlerin yıkılışına kadar da Türkiye Cumhurİyeti’nin pragmatik bir politika güttüğünü söyleyen Karasar, Sovyetler sonrası ilişkilerin daha da güçlendiğini ekledi.

 

Güncel Rusya-Türkiye ilişkilerini de değerlendirdikten sonra soru cevap kısmına geçildi.

 

Haber: Hasan GÜLER


PAYLAŞ

Resim Galerisi