Tarihte Bugün
  • 21.05.1864 Büyük Kafkas Sürgünü

Türk Ocakları Genel Merkezinin Cumartesi günleri düzenlediği “Ocakbaşı Sohbetleri”nde bu hafta, Prof. Dr. Servet Özdemir, "Yüksek Öğrenimde Kalite ve Liyakat" başlıklı bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Özdemir, "Ülkemizde kurumların içinde bulunduğu kötü durum, üniversiteler için de geçerlidir. Tabii yükseköğretimin de diğer kurumlara öncülük ettiğini düşünürsek kötü durumun altından kalkmak için üniversite eğitimini geliştirmemiz gerektiğini söyleyebiliriz." diyerek sözlerine başladı.

Boynuz Kulağı Geçmezse Sanat Ölür

Liyakatin ancak yarışmacı bir sistemle sağlanabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Özdemir, "Anadolu'da 'Boynuz kulağı geçmezse sanat ölür.' derler. Bizde kulaklar, boynuzların kendilerini geçmesinden korkuyor. Üniversitelerde kadrolar yarışmacı olmalı ve o kadroyu, hak eden kişiler doldurmalı. Oysa bizde kadrolar kadro dağıtıcıları tarafından 'Aman bu asistan bizden olsun, ne kadar kalabalık olursak o kadar iyi.' düşüncesiyle dolduruluyor. Oysa farklılıklar, farklı fikirlerin ve gelişmenin doğması için gereklidir." dedi.

Bilgi Toplumunda Ekonominin Temel Girdisi Bilgili İnsandır

Eğitimin ve toplumun sürekli olarak bir değişim hâlinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özdemir, günümüz eğitiminin yönetiminde kabul gören anlayışlardan birinin de güven inşası olduğunu vurguladı. Fakat ülkemizde öğretim üyelerinin, öğrencilerin, velilerin ve iş dünyasının üniversitelerimize güvenmediğini belirten Prof. Dr. Özdemir, "Modern eğitimin ilkeleri üniversitelerimizde geçerli mi, diye kendimize sormalıyız. Çünkü bilgi toplumunun kendine has özellikleri var. Bu toplumda bilgili insan ekonominin temel girdisi hâline gelmiş. Artık rekabeti yöneten insanlar kodlama yapan, yazılım yapan, bilgili ve modern sisteme yeterli olan insandır. Bu yeterli insan, öğrenme ekosisteminin içinde yaşar. Yani öğrenen insan hayatta kalır. Aynı zamanda nitelikli, bilgili insanlara sahip olmak büyümek demektir, gelir dağılımında adalet demektir, sosyal beklentilerin gerçekleşmesi demektir." dedi.

Yeni Nesil Üniversiteler Bilgiyi Pratiğe Döker

Yeni nesil üniversitelerin hedefinin bilgi, araştırma ve toplumsal değer oluşturmak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özdemir, "Bizde üniversiteler öğrenci kazanmaya değil, öğrenci elemeye çalışıyor. Araştırma şevkinden yoksunuz, programlar sakat ve yükselmek hem kolay hem zor. Kulisler var, fakat yükselmek için gerekli puanlar çok komik seviyede. Aynı zamanda öğrenciye bakış 'Öyle bir kıstas koyalım ki şu tip öğrenci gelmesin.' şeklinde. Üniversitelere yapılan yatırımlar öğrenci kazanmak, akademisyen yetiştirmek, araştırma yapmak ve bu araştırmaları ve akademik bilgileri pratiğe dökmek üzerine olmalıdır. Bu konuda iş dünyasını üniversitelere yatırım yapmaya teşvik etmeliyiz. Böylece işsiz sayısı azalır, ekonomik getiri artar ve gelir dağılımı düzelir." dedi.

Üniversitelerin Profesyoneller Tarafından Yönetilmesi Gerekir

Üniversite gibi bütçeleri çok yüksek olan kurumların işinin ehli profesyoneller tarafından yönetilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özdemir, profesyonel danışma ve destek birimleri oluşturulması gerektiğinin altınız çizdi. Bu yönetim esnasında yeni kuşağın derdinden anlayan kişilerin görevlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Özdemir, "Üniversitelerin araştırma yapmaları için programlarında ve müfredatlarında özgür olmaları gerekir. Bir üst kurul sürekli müfredat belirlerse, yol ve yöntem belirlerse yalnızca o yola ve yönteme bağlı kalınır. Bu da çalışma ve araştırma şevkini kırar. Bu yüzden üniversitelerin özerkliği, bir ülkenin ekonomisi, sosyo-kültürel yapısı ve akademik gelişmesi için hayati önem arz eder. Üniversite özerkliği ve özgürlüğü, üniversitenin özgünlüğü ile oluşur. Görgülü kuşlar gördüğünü işler. Üniversite bir geleneğe sahipse özgün olur, özgün üniversite de özgür olur. Böylece rahat araştırma ortamı oluşur. Elbette bu özgürlük ve özerklik devletle savaşa yol açmamalıdır." diyerek üniversitelerin sahip olması gereken özgürlüğü ve içinde kalması gereken sınırları belirtti.

Üniversiteler Önceliklere Sahip Olmalı

Prof. Dr. Özdemir, bir üniversitenin her alanda çokça çalışma yapmasının anlamsız ve hayalci olduğunu söyledi ve "Üniversite odaklanır ve öncelik belirler. Ülkenin en iyilerini bu odaklandığı alanda çalışırken istihdam eder. Bu araştırmalar geliştikçe ülke bu konularda söz konusu üniversitelere danışır. Bu araştırmaları yapabilmek için üniversitelerde etkin bir değerlendirme sistemi kurulmalı. Üniversite ne yaptığını, ne harcadığını nasıl işlediğini değerlendirir. Belli sınırlar içinde hareket eder ve şeffaftır. Yani üniversiteler araştırma yapan, otonomiye sahip, özgür, bütünleşmiş, rekabetçi, bütünleşmiş, girişimci ve yenilikçi yerler olmalıdır. Üniversite herkesin girebildiği, içinde oturabildiği bir yer yani halkın alanı olmalıdır." diyerek sözlerini sonlandırdı.

Program, konuşmacıya teşekkür belgesi verilmesi ve soru cevap kısmıyla sona erdi.

Haber: Mert Oğuz COŞKUN


PAYLAŞ

Resim Galerisi