Tarihte Bugün
  • 22.09.0000 Hasat Bayramı (Hakas Cumhuriyeti)
  • 22.09.1520 Yavuz Sultan Selim’in Vefatı
  • 22.09.2011 Cengiz Dağcı’nın Vefatı

“İnsanlığın saadeti, tarihi bilene, sevene bağlanıyor. Ret edene ve tiksinene değil.”

Türk Ocakları Artvin Şubesi etkinliklerine devam ediyor. 7 Mayıs 2018 tarihinde yaptıkları etkinlikte; 1. Dünya Harbi’nde Artvin İli Melo Köyü’nün Peşvet Mahallesi’nde karakolda nöbet tutarken, bir Ermeni Yüzbaşının ihanetine uğrayarak Rus Askerlerince gece şehit edilen 9 askerimizin şehitlikteki mezarlarını ziyaret etti. ( Karakol olarak kullanılan bir değirmendir.)

Türk Ocakları Artvin Şube yöneticileri tarafından şehit mezarlarına karanfil konularak başlanan etkinliğe Şehitlerin ruhlarına Fatiha okunarak devam edildi. Ayrıca, şehitlik ziyareti bitimi sonrasında, Melo Köyü içerisinde bulunan ve bakımsızlıktan yıkılmakta olan Halit Paşa’nın Karargâh olarak kullandığı binayı da ziyaret eden şube yöneticileri adına, Şube Başkanı Hüseyin Kurt yaptığı kısa konuşmasında “şehitlerimizin isimleri tespit edilemediğinden bu isimsiz şehitlerimize Türk Ocakları Artvin Şubesi olarak Tanrı’dan rahmet diliyoruz.” Dedi.

VATAN

Vatan Kelkit’te Bir kardeş mezarı,

Zonguldak’ta bir maden işçisi,

Rize’de çay toplayan bir gelin,

Ve seccadesinde namaz kılan bir ihtiyar annedir.

 

Biz de diyoruz ki, Vatan aynı zamanda Sarıbudak Şehitliği’nde yatan isimsiz kahramanlardır. Ve gölgesinde yatmak için bu kahramanlar bizlerden bayrak beklemektedirler.

Şehitlik ziyareti sonrasında ise, 3 Mayıs Türkçülük Günü’nün 64. Yılı münasebetiyle günün anlamına binaen bir sohbet gerçekleştirildi. Sohbet sunumunu Hüseyin Kurt gerçekleştirdi. Kurt yaptığı sunumda şu ifadeler yer verdi:

Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı Şükrü Saraçoğlu 05 Ağustos 1942 tarihli Meclis kürsüsünden okuduğu kabine programının sonuç konuşmasında;

“Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. (Mecliste alkış ve bravo sesleri) Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve laakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz. Ve her vakit bu istikamette çalışacağız.” diyerek devletin başbakanınca devletin temel ülküsü anlatılmaya çalışılmıştır.

Dönemin gençliği hassas derecede Türkçüdür. Milliyetçidir. Zaten 3 Mayıs 1944”ü yaratanlar da bu yüksek Türklük şuuruna erişmiş Türk gençliğidir.

1944 Türkçülük Olayının Meydana Geliş Şekli:

Büyük Türkçü Nihâl Atsız Bey; devletin ülküsünün Türkçülük ve dönemin Başbakanı Saraçoğlu’nun da Türkçü olduğu inancı içindedir. Buna karşılık devletin her tarafına komünist ve hain kadroların yerleştirilmekte olduğunu görmektedir. O günkü Başbakanı ve devlet yetkililerini uyarmak için Atsız Bey; devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na Orhun Dergisi’nde 1 Mart 1944”te ve gene bir ay sonra 1 Nisan 1944”te olmak üzere iki açık mektup kaleme alır. Orhun Mecmuası 1 Mart 1944:

Başvekile,

Saraçoğlu Şükrü’ye Açık Mektup,

“Sayın Başvekil, hem Türkçü hem de Başvekil olduğunuz için size bu açık mektubu yazıyorum. Yalnız Başvekil olsaydınız bunları yazmak emeğine katlanmazdım. Çünkü Türkçü olamyan bir Başvekile hitap etmenin ne kadar boş olduğunu bilirim.”

Devletin içine hatta beynine sızmaya çalışan virüsleri haberdar eder. Ve Başbakan’a şikâyet ve uyarıda bulunur. Bu virüslerin içinde -sonradan Bulgaristan’a kaçarken öldürülen- Sabahattin Ali de vardır. Devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’i bu mektuplar büyük bir telaş ve endişeye düşürür. Hasan Ali Yücel ile o günlerin Ulus gazetesi başyazarı Falih Rıfkı Atay’ın teşviki ile Sabahattin Ali tarafından Atsız Bey mahkemeye verilir.

26 Nisan 1944’te Ankara’da başlayan ilk mahkeme, dönemin üniversite gençliği tarafından hınca hınç doldurulur. Bu yoğun kalabalık ve tezahürat karşısında Mahkeme heyetinin içeriye pencerelerden girebildiği söylenir.

Nihâl Atsız Bey Mahkeme Heyetine;

“Sabahattin Ali’den sorulsun, hıyanetini ispat edelim mi? Buna razı mı?” diye sorar. Sabahattin Ali ise bu sözler karşısında sessiz kalmış ve bir cevap verememiştir.

Mahkeme 3 Mayıs 1944’e ertelenir. Ne olduysa davanın ikinci celsesi 3 Mayıs 1944 günü olur. 3 Mayıs 1944’te Türk Gençliği bir volkan gibi patlar. Türklük ülküsüne ve onun ideolojik lideri, hocası Hüseyin Nihal Atsız’a sahip çıkmak için Ankara Adliyesinin koridorları, salonları doldurulduğu gibi adliyenin önü de yüzlerce genç tarafından doldurulur. Topluluğun bir kısmı adliyede Atsız’ı yalnız bırakmazken diğer binlerle ifade edilen büyük bir topluluk Ulus Meydanına doğru protesto yürüyüşüne geçer.

İşte bu “3 Mayıs” günü Atsız Bey’in de isteği doğrultusunda 3 Mayıs 1954 tarihinden itibaren “Türkçüler Günü” olarak anılmaya başlanmıştır. Bizlerde her yılın aynı tarihini “3 Mayıs Türkçüler Günü”, “3 Mayıs Türkçülük Günü” olarak anmaktayız.


PAYLAŞ