1992-1995 yılları arasında bütün dünyanın gözleri önünde 100 bin kişinin katledildiği, 50 bin kadının tecavüze uğradığı Bosna Hersek’te, Avrupa’nın ortasında; 2. Dünya savaşından sonra yaşanan en büyük soykırım olan Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’te 8372 kardeşimiz katledildi. 
ALİYA’NIN, HER MÜSLÜMANIN, HER TÜRK’ÜN, HER İNSANIN KULAĞINA KÜPE OLMASI GEREKEN SÖYLEDİKLERİNİ BİR İBRET VESİKASI OLARAK TAKDİM EDİYORUM.

“…Savaşı yöneten bir lider olarak aldığım en acı haberler, kadınlarımıza ve kızlarımıza yönelik tecavüzlerdi. Maalesef Bosna'nın her tarafından, Mostar'dan, Srebrenitsa'dan bu tür haberler alıyorduk. Bu, Sırp askerlere verilmiş kati bir emirdi. Sırp entelektüellerin teorisini yazdığı etnik temizliğin bir parçası olarak Sırp yöneticiler tarafından kurgulanmış iğrenç bir plandı. Bir gün Brçko'da üç bin kardeşimizin boğazlanıp nehre atıldığını öğrendik, başka bir gün Kosaraz'da devam etti, peşinden Prijedor'da.. Ve sonra bütün Bosna'da.

Bütün bu anlattıklarımdan sonra Batı'nın ve Avrupa'nın Bosna'da yaşanan soykırıma müdahale etmediğini söylemiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Onlar, bu soykırıma doğrudan ve çok etkili bir şekilde müdahale ettiler: Sırplara yapabilecekleri her türlü yardımı perde arkasında yaptılar, Boşnakları elleri kolları bağlı bıraktılar ve zeminini hazırladıkları Müslüman kıyımını oturup izlediler.

Ben Aliya,
Aliya İzzetbegoviç.
Unutma, Türk'ün evladı!
Sömürgeciler, bütün ilkeleri kendi menfaatleri için koyuyorlar ve kendi çıkarlarını korumak için denklem kuruyorlar. Onların demokrasi dedikleri, hürriyet dedikleri, aidiyet dedikleri, barış ve hoşgörü dedikleri ilkeler, Saraybosna'da, Srebrenitsa'da, Mostar'da toprağın altına gömüldü. Hem de çok acı hatıralarla…”

Katledilen, şehit kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyor, Bosnalı kardeşlerimize ve ailelerine sabırlar diliyorum. Büyük bilgin, lider ve dava adamı Aliya İzzet Begoviç’inde dediği gibi “Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın.


PAYLAŞ