Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK, 16 Şubat 2019 Cumartesi günü Çerkezköy Türk Şubesinin düzenlemiş olduğu “Dünden Bugüne Ermeni Saldırganlığı ve Hocalı Soykırımı” isimli konferansta geniş bir izleyici kitlesi ile buluştu. Çerkezköy belediye başkanı, birçok ilçe yöneticisi, öğretmenler, işadamları ve Sivil Toplum Örgütlerinin katıldığı toplantıda zaman zaman izleyiciler duygulu anlar yaşadı. 
Atatürk anıtı önünde yapılan basın bildirisi ve açış konuşmasında Çerkezköy Türk Ocakları Başkanı Burak CANDAŞ; "Hocalı katliamı, Dünyanın gözleri önünde işlenmiş bir soykırımdır. Bugün de Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen bu soykırım, yazılı satırlar arasında kalmış ve maalesef  görmezden gelinmektedir. İşgal edilen Azerbaycan toprakları geri iade edilmedikçe bu kanayan yara durmayacaktır. Hocalı, Azerbaycan Türkü'nün derdi olduğu kadar, Türkiye Türkü'nün ve her Türk'ün derdidir. Karabağ, derhal Azerbaycan’a teslim edilmelidir. Biz ay yıldızlı Azerbaycan Bayrağı'nın bir an evvel Karabağ’da dalgalanmasını hasret, özlemle ve sabırsızlıkla bekliyoruz." dedi. 
Geçtiğimiz günlerde vefat eden Türk Milliyetçilerinin ve Ülkücü camianın büyük sesi Ozan Arif'in "Ya Karabağ Ya Ölüm" destanıyla başlanan programda ülkemizde Bilim Kültür ve Spor adamı olarak tanınan, aynı şekilde Türk dünyasında ve özellikle Azerbaycan’da çeşitli yönleri, tarih ve strateji uzmanı olarak yaptığı çalışmalarla bilinen Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK, Konuşmasına son 250 yıldır Balkanlar’da, Kırım’da, Kafkaslarda, Orta Asya’da, Doğu Türkistan’da, Mora’da, Girit’te, Kıbrıs’ta, Irak ve Suriye’de Türk’e yapılan soykırımları kısa notlar halinde görsel olarak slaytlar eşliğinde anlattı. Dünyada en çok soykırıma uğrayan millet Türk’lerdir, Bu soykırımlarla yalnız Balkanlar Kırım ve Kafkaslarda on milyon, Türkistan coğrafyasında ise atmış milyon soydaşımız yok edilmiştir, bu soykırımların son halkası Hocalı'dır, fakat bu soykırım Doğu Türkistan’da yine dünyanın gözleri önünde halen devam etmektedir." dedi. 
Prof. Dr. İbrahim ÖZTEK, Kafkas yaşam alanlarının altı bin yıldır Türk damgası taşıdığını belirterek, bugün burada yaşayan Ermeniler bir topluluktur. Hiçbir zaman devlet ve millet olamamışlardır. 1800’lü yıllardan itibaren de özellikle Karabağ bölgesine Ruslar tarafından Osmanlı Türkiyesi'nden ve İran coğrafyasından toplanarak getirilmiştir. Bu topluluk, Turani kavimler içinde, Bizans’ta ve Selçuklu'dan itibaren de Türkler arasında sığıntı olarak yaşamışlardır.
Şu var ki, Alparslan’dan itibaren ve Fatih Sultan Mehmet ile daima Türkler tarafından korunmuş, kollanmış, dillerinde, geleneklerinde ve dinlerinde serbest bırakılmış, Türkler arasında çok rahat ve huzur içinde yaşama imkanı bulmuş bir topluluktur.
Ruslar, Birinci Petro ve ikinci Katerina’dan itibaren kendilerini garantiye alma amacı ile Türklerle aralarında Hristiyan bir toplumdan tampon bir bölge oluşturma stratejisi ile Ermenilere sahip çıkmaya başlamışlardır. Ermeniler, tarihi gelişim içinde Önce Ruslar, Birinci Dünya savaşı ve kurtuluş savaşımız günlerinde de Fransız ve İngilizler tarafından 250 yıldır Türklere karşı kullanılmış, halen de kullanılmaya devam edilmektedir." dedi. 
Öztek, Azerbaycan ve Anadolu coğrafyasında Ermenilerin iki milyon Türk ve Kürt Müslüman insanımızı katlettiklerini, bu bilgilerin batılı bilim adamlarınca kanıtlandığı gibi ilk Ermeni başbakanı Kaçaznuni’nin itirafları ile de kesinleşmiş olduğunu bildirdi. 
Bir türlü uslanmayan Ermeniler, 1991 yılında Rusya tarafından boşaltılan üslerden elde ettiği silahlarla iyice güçlendiler. O günün istikrarsızlığından yararlanarak Karabağ’da Türk köy ve kasabalarını kuşattılar. 1991-1992 kış aylarında Hocalıyı sürekli olarak bombalayarak, işgale başladılar. Kaçış yollarını kestiler. 412 gün kuşatma altında tuttukları Hocalı kasabasına, 25/26 Şubat 1992 günü sabaha karşı Rus motorize birlikleri eşliğinde 2000 kişilik kuvvetle saldırarak,  tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar. 
Başta Hocalı Valisi Elman Memmedov olmak üzere, Türk, Rus, Ermeni ve Batılı gözlemcilerin bildirdikleri yürekleri dağlamaktadır. Çocuk, kız, erkek, genç, ihtiyar ayırımı yapılmaksızın İnsanların diri diri kafa derilerini yüzdüler, gözlerini oydular, kafalarına çivi çaktılar, hızar ve testereler ile kol ve bacaklarını kestiler, bir çoğunu diri diri yaktılar. Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları sepetlere doldurdular. Onlarla top oynadılar. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri kesilmiş, hamile kadınlar, ağaca bağlayarak karınları yarılmıştı. Hamile bir kadının karnındaki çocuğun cinsiyeti üzerine iddiaya girerek,  karnını yardılar. Pencereye çiviledikleri bir kız çocuğunun diri diri derisini yüzdüler. Yaktıkları cesetlerin arasından çığlıkların duyulduğu bildirildi. Kaçabilenler karlı dağlarda tipi altında 12 km.lik Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuş ve gangren olmuştu.  
Katlettikleri bir Türk’ün başında poz veren, bu vahşi Ermeniler dünyada bir eşi daha görülmemiş vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. Hocalı katliamı sırasında çetecilerin başında Serkisyan ve Koçeryan bulunuyordu. Bunlarla masaya oturulmuştu. Halbuki bunlar savaş suçlusu ilan edilmeli, uluslar arası bir mahkemede yargılanmaları sağlanmalıydı.   Olay dört gün kadar gizli kaldı. Duyulduğunda bütün Azerbaycan şok olmuştu.613 insan katledilmiş, yüzlercesi kaçırılmış, 1300 e yakın insanın akibeti belirsizdi.   Karabağ ve Hocalı olayları sonrası Azerbaycan birkaç şehrini daha kaybetti. Azerbaycan toprağının beşte biri ermeni işgali altına girdi. Azerbaycan maddi manevi çok büyük zarara uğradı. Bir milyon Azerbaycan Türk’ü tehcire uğradı.
 

Türkiye’de 24 Nisan günü İstanbul’un güzide semtlerinde toplanıp, mum diken, resimler sergileyen ve Türk’ler bize soykırım uyguladı diyen, Dünya parlamentolarını ayağa kaldıran yalancı hain Ermeniler ve yerli işbirlikçilerine soruyorum, birinci dünya savaşı günlerinde katledilen iki milyon Türk ve Hocalı soykırımında yakılan masum insanlar sizin hiç vicdanınızı sızlatmıyor mu? 

Bu hainlere vatan topraklarında bu fırsat tanınmamalı ve bunlar hava alanlarımızdan içeri sokulmamalıdır.
 

Prof. Dr. İbrahim Öztek, Türkler hiçbir devirde hiç kimseye soykırım uygulamamıştır. Çünkü Türklerin genlerinde bu caniliğe yönelik kromozomlar mevcut değildir. Türklerin yönetiminde yaşamış milletler, Türklerin kendilerini binlerce yıl adaletle, sevgi ve hoşgörü ile yönettikleri için Türkü suçlamak yerine Türk’e şükran günü düzenlemelidirler diyerek, konferansını bitirdi.
 

Programın sonunda Türk Ocakları Çerkezköy Temsilcisi Burak CANDAŞ tarafından Prof. Dr. İbrahim Öztek'e günün anısına bir plaket takdim edildi. 


PAYLAŞ