Son zamanlarda Türk ve dünya kamuoyunu meşgul eden Doğu Türkistan’daki Çin zulmü üzerine Erzurum Türk Ocağı tarafından bir konferans düzenlendi. Kendisi de bir Doğu Türkistanlı olan Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alimcan İnayet tarafından 2 Mart 2019 günü verilen konferansa Erzurumlular tarafından yoğun ilgi gösterildi.

Prof. İnayet, Çin’in asırlar boyunca Doğu Türkistan’daki Türk varlığını yok etme çabası içinde olduğunu, bunun için soykırıma varan asimilasyon politikaları uyguladığını belirtti. ÇKP yönetiminin, Doğu Türkistan Türklerinin milli dilini kullanmalarını engelleyici uygulamalar getirdiğini, Müslüman Uygurların inançlarına ve ibadetlerine müdahale ettiğini ve bir Çin islamı yaratma gayreti içinde olduğunu söyleyen Prof. Dr. İnayet, Çin yönetiminin giyimden düğüne hemen her alanda Uygur Türkünün örf ve adetlerini yaptığı dayatmacı uygulamalarla yok etme çabası içinde olduğunu ifade etti.

Çin yönetiminin Doğu Türkistan’a ülkenin çeşitli bölgelerinden Çinlileri getirip yerleştirdiğini, Doğu Türkistan Türklerinin bir kısmını da uzak Çin diyarlarına naklettiğini bu yolla Doğu Türkistan’daki Türk varlığını azınlık durumuna düşürme ve Doğu Türkistan’daki Türk kültürel varlığını etkisiz kılma, yok etme hedefinde olduğuna değinen İnayet, Çin resmi kaynaklarında Doğu Türkistan’daki Türk varlığının 11 milyon olarak gösterildiğini ancak gerçek Türk nüfusunun 25 milyon olduğunu da belirtti.

Adına “mitostrateji” denilebilecek bir yöntemle ÇKP yönetiminin Çin’in mitolojik unsur ve değerlerini Doğu Türkistan coğrafyasına aktarmak ve mal etmek yolunu seçtiğini, bu şekilde mitolojiyi de kullanarak Türk kültürel varlığının zayıflatılmaya ve Türk mitolojisi yerine konmak istenen Çin mitolojisi etkisiyle Uygur gençlerin mankurtlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Prof. Dr. Alimcan İnayet, Çin yönetiminin özellikle son yıllarda artırdığı baskıya karşı çıkan, karşı çıkma potansiyeli olan Uygurlar’ı tam bir hapishane özelliği gösteren kamplara topladığını, bu kişilerin burada işkence ve baskı altında tutulduğunu, her ne kadar bu kampların Uygurlar’a meslek edindirme gayesiyle kurulduğu savunulsa da çok sayıda Türk akademisyenin, aydının, çeşitli dallarda yetişmiş Uygurlar’ın kamplara alınmış olduğu dikkate alınınca Çin’in meslek edindirme faaliyeti olarak tanıtmak istediği kampların asla bu gaye için kurulmadığının açık isbatı olduğunu söyledi. İnayet, bu şekilde 3 milyon kişinin kamplara alındığını, Uygur ailelerinin yanına kardeş aile adı altında Çinlilerin yerleştirildiğini, aile mahremiyetine, insanlık izzet ve şerefine aykırı bu ahlaksız ve zalimce uygulamanın asla kabul edilemeyeceğine değindi.

İnayet, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’dan geçen ipek yolunun güvenliğini, kendi açısından sağlamak için bu coğrafyada Türk nüfusun varlığını ve etkinliğini yok etmek gerektiğini düşündüğünü, Çin’in ipek yolu (kuşak yol) projesiyle bütün Avrasya coğrafyasına hükmedebileceğine inandığını ve Avrasya’ya hükmederek dünyaya hakim olma hedefine ulaşma gayesiyle hareket ettiğini, bu nedenlerle özellikle son yıllarda Uygurlar üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı.

Dinleyiciler tarafından ilgiyle izlenen konferansı “Doğu Türkistan davası her Türk için vazgeçilmez ulvi bir davadır.” sözleriyle tamamlayan konuşmacıya Erzurum Türk Ocağı Başkanı tarafından bir teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi.


PAYLAŞ