Duyurular
Tümü
Tarihte Bugün
  • 20.07.1974 Barış ve Özgürlük Bayramı (Kıbrıs Harekatı – KKTC)

 Eskişehir Türk Ocağında ESOGÜ Ziraat Fakültesi Öğr. Üyesi Dr Ertuğrul Karaş tarafından yapılan “ Türkiye Tarımının Teknik,Ekonomik ve Sosyolojik Analizi” konulu konuşmada sayın Karaş özetle:

TÜRKİYE ARTIK TARIMDA İTHALATÇI BİR ÜLKE

Gıda güvenliği, gıda kaynaklı hastalıkları engelleyerek, gıdaların işlenmesi ve depolanmasını ele alan bilimsel bir disiplin olarak tanımlanmaktadır. Tarım ise, hayvansal ve bitkisel kaynaklı ürünlerin yetiştirilmesi ile ilgili faaliyetlerin bütünüdür.

TÜRK TARIMININ EN BÜYÜK PROPLEMİ: KÜÇÜLEN ARAZİLER VE GENÇLERİN TARIMLA İLGİLENMEMESİ

İstatistik verilere göre Türkiye’de tarım arazileri toplam arazi varlığının ( 78 milyon ha) % 31’lik kısmını teşkil etmektedir. Arazilerin % 28.6’sı orman, % 18.6’sı mera, % 1.4’ü su yüzeyi ve kalan % 20.3’ü ise diğer alanlardan oluşmaktadır. Tarım işletmelerinin % 93’ü toplam 200 dekardan, % 99’u 500 dekardan az büyüklüğe sahip olup ortalama 71 da’dır. Büyükbaş hayvancılık yapılan işletmelerin % 99’unda 50 ve daha az Küçükbaş hayvancılık işletmelerinin % 98.5’unda 300 ve altında hayvan varlığı söz konusudur. Tarım işletmelerindeki arazilerin % 90’ından daha fazlası 4 ve daha fazla parçalı olup 10 ve daha fazla parçalı arazilerin oranı toplam arazi varlığının % 44’ü kadardır. İşletmelerin % 85’i tarım arazilerinin % 71’ini işlemektedir. Hem kendi ve hem de başkalarının arazilerini işleyen % 13 civarındaki işletme toplam arazinin % 26’sını işlemektedir. İşletme Tipine Göre Arazi ve Hayvan Varlığı (%) dikkate alınacak olursa, Sadece bitkisel üretim yapan işletmelerin % 37’si, toplam arazinin % 34’ünü işlemektedir. Sadece hayvansal üretim yapan işletme sayısı % 0.54 olup, bu kesim toplam arazinin % 0.03 kadarını işlemektedir. Bitkisel ve hayvansal üretim yapan işletmelerin işletme sayısı içindeki payı % 62, işlenen tarım arazisi içindeki payı % 66’dır. Toplam küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığın % 99’u bu işletmelerde yapılmaktadır. Nüfusun işgücüne katılım oranı (%) göre nüfusun % 24.7’si tarım, % 20.5’u sanayi ve % 54.8’i hizmetler sektöründe faaliyet göstermektedir.
Tarım sektörünün GSYİH dikkate alındığında 2017 yılı verilerine göre % 4.5’lik paya sahip olduğu görülmektedir.
Ülke nüfusunun yaş gruplarına dağılımı bakımından ele alındığında 2023 yılı itibarıyla % 22’si 0-15 yaşında, % 68’i 15-64 ve kalan % 9’unun ise 65 yaş ve üzeri olacağı tahmin edilmektedir. Halen 2018 itibarıyla Türkiye nüfusunun ortalama yaşı 27, tarım kesiminde uğraş verenlerin ortalama yaşı ise 51’dir.
İşgücünün sektörel dağılımında % 24 tarım, % 27 sanayi ve % 50’si hizmetler sektöründe yer almaktadır. Nüfusun cinsiyetler bakımından dağılımına göre ise erkeklerin % 17.8’i tarımda, kadınların ise % 37’si tarım kesiminde istihdam edildiği görülmektedir. Cinsiyetlerine göre yapılan sınıflandırmaya göre çalışan erkeklerin % 17’si, çalışan kadınların % 37’si tarım sektöründe istihdam edilmiştir. Tarım sektöründe çalışan 5.8 milyon kişinin Türkiye’de yaptığı üretimi diğer ülkelerde kaç kişi yapabilir, şeklinde bir soru yöneltildiğinde bunun cevabı İngiltere’de 1.6 milyon, Almanya’da 1.4 milyon, ABD’nde 831 bin, Avustralya’da 664 bin olarak hesaplanmıştır. Bunun anlamı, Türkiye’de mekanize olmamış insan işgücüne dayalı bir üretim modelinin varlığının söz konusu olduğudur.

AYÇİÇEĞİ YAĞI VE TOHUMU İTHALATINDA DÜNYA LİDERİYİZ!

Bitkisel üretim istatistikleri dikkate alındığında Buğday üretim alanı 7.5 milyon ha Ort. Verim 230-250 kg/da, Arpa üretim alanı 2.7 milyon ha alanda orta verim 269 kg/da, Mısır üretim alanı 6 milyon ha alanda 950 kg/da ortalama verim, Şeker pancarı 300 bin ha alanda 5.800 kg/da ortalama verim, Pamuk 2.1 milyon ha alanda 416 kg/da ortalama verim, Ayçiçeği 1.7 milyon ha alanda ortalama 228 kg/da verim elde edilmektedir. Stratejik ürün olan buğdayın 1 dekar üretim maliyeti 270 kg/da olup, elde edilen ortalama verimin ekonomik bir üretimin olmadığının bir göstergesidir. Benzer şekilde şeker pancarının 2018 yılı itibarıyla ortalama maliyeti 5 ton/da olup, Türkiye’deki şeker pancarı üreticisinin geliri dekar başına sadece 0.8-1 ton/da veya 200 TL/da civarındadır. Toplam üretimi bakımından dünyada beşinci sırada olduğumuz şeker pancarında verimlikte son sıralardayız. Mısır bitkisinden elde edilen ortalama verim, ancak maliyetlerini karşılayacak düzeyde olup, verimsiz bir üretimin yapıldığının bir göstergesidir. Üretimde verimlilikte en iyi olduğumuz pamukta Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük ithalatçısı, ayçiçeği yağı ve tohumu ithalatında dünya lideriyiz.
Gelişmiş ülkelerde hektar başına ekili arazide gübre tüketimi 200 kg seviyesine yakın ve dünya ortalaması 116 kg düzeyinde. Türki¬ye'de gübre tüketiminin hektar başına 95 kg seviyesindedir. Tüketilen gübrenin % 50’si Türkiye’de üretilmekte ve ham maddelerin önemli kısmı ithalatla karşılanmaktadır. Özellikle hayvansal kaynaklı gübrelerin gerek biyogazla enerji üretiminde ve gerekse de bitki besin maddesi kaynağı olarak üretimde kullanılması konusu dikkate alınmalıdır.
Mekanizasyon düzeyinin bir göstergesi sayılan tarım traktörlerinin sadece % 10’unun beygir gücü 70 BG’nün üzerinde olup, dört çeker özellikte olanların oranı ise % 5 kadardır.
Hayvancılığın en önemli yem kaynağı olarak görülen mera alanı varlığı bakımından 14.6 milyon hektar ile dünyada 46. Sıradayız. Dünya'da kendini besleyebilen ülkelerden biri olmamıza karşın, yeterli ve dengeli beslendiğimiz söylenemez. Sorunun temelinde ise "Hayvancılığımız ve Yembitkileri Üretimi”ne ilişkin sorunlar yer almaktadır. Ülkemizde yaklaşık 13 Milyon BBHB hayvan varlığı bulunmakta, bunların yaşama payı gereksinimlerini karşılamak için yılda ortalama 26 milyon ton kaliteli kaba yeme gereksinim duyulmakta, ancak kaliteli kaba yem üretimimiz 15 milyon ton düzeyinde kalmaktadır. Buna göre kaliteli kaba yem açığı da yaklaşık 11 milyon ton olmakta ve gereksiniminin ancak % 57.7 'sini karşılayabilmektedir.
Canlı hayvan ve et ithalatının geçici bir süreliğine yapıldığı iddia edilse de ithalatın her yıl katlanarak arttığı görülüyor. TÜİK verilerine göre 2017 yılında 2016 yılına göre besilik hayvan ithalatı % 64 oranında (667.000 baş), kesimlik hayvan ithalatı % 417 oranında (115.000 baş), karkas et % 364 oranında (19.000 ton) arttı. 2018 yılı ilk dokuz ay itibarı ile 897 bin baş besilik büyükbaş hayvan ithal edilirken, kesimlik 119 bin 500 baş hayvan getirildi. Karkas ve kemiksiz et ithalatı ise bu dönemde yaklaşık 45 bin 500 ton oldu. İç piyasadaki dana karkas fiyatları (kesim fiyatları) ise son 1 yılda sadece yüzde 6 artış göstermiştir. Besiciler yetişen besilik danalarını maliyet fiyatına kestirmekte güçlük yaşamaktadır. (Ankara için yağlı kesim karkas fiyatı 23,00 TL/Kg'dan satış yapılmaktadır. Yağlı karkas üretim maliyeti 30 TL/Kg'dır.) Hayvanlarını kestirebilen besiciler artan besi maliyetleri ve düşük seyreden et fiyatları nedeniyle yeni besi danası satın almakta tereddüt etmektedir. (Bu durum 2019 yılı yaz döneminde piyasaya yeterli miktarda et arz edilememesi riskini ortaya çıkarmaktadır). Kredi borçlarını ve çeklerini ödemekte zorlanan besiciler zor durumdadır. Zarar etme riskini almak istemeyen bazı besiciler sektörden çekilmektedir. Et ve Süt Kurumu'nun devam eden et ithalatı (4,80 Euro/Kg) ve karkas ithalatı (3,5 Euro/Kg ) durdurulmalıdır. Karkas et ve Lop et ithal etmek yerine içerideki hayvanların kesilmesi tercih edilmelidir. Kurum'un kesim fiyatları bir miktar artırılarak besicilerin zarar etmesi önlenmelidir. (Kurum'a görev zararı yaparak piyasaya müdahale etme yetkisi verilmelidir.) Kesimlik hayvan ve et ithalatı yapılmayacağı Bakanlığımız tarafından piyasaya deklare edilmelidir. Kişi başına et tüketimimiz ortalama 13,5 kg olup AB ortalamasının beşte birinden daha azdır. Süt tüketim düzeyi 106 litre, Yumurta tüketimi kişi başına 3.7 tane, Yağ tüketimi 3.6 kg, Tahıl tüketimi ise 233 kg civarındadır. Süt üretiminde AB ortalamasının 1/3’ü kadardır. Karkas Ağırlık bakımından et üretim düzeyimiz koyunda AB ortalaması 30 kg civarında iken, Türkiye’de 14 kg; danada AB ortalamasının yarısı kadar, sığırda ise 1/3 civarındadır.
Türkiye’de tarımsal örgütlenme bakımından Tarımsal kooperatifler (Sulama, su ürünleri, pancar ekicileri, damızlık yetiştirme, tarımsal kalkınma vb), Ziraat odaları (654 adet, 3.800.000 kayıtlı çiftçi), Birlikler (Damızlık sığır yetiştirme, sulama, köye hizmet götürme vb), Meslek kuruluşları (Ziraat Mühendisleri Odası, Veteriner hekimleri odası, Ziraatçılar derneği), Vakıflar (Türkiye kalkınma vakfı, Hayvancılığı geliştirme vakfı, TEMA vakfı vb) mevcuttur. Özellikle çiftçi ile en fazla irtibatı olan kuruluşların yönetmeliklerinde tanımlı olduğu halde ÇKS kaydı yapmaktan başka bir faaliyeti neredeyse söz konusu değildir.
Tarımsal eğitim veren Ziraat, Doğa, Tarım Bilimleri ve Teknolojileri gibi adlarla her yıl 5.000 civarında öğrenci alınmaktadır. Bu öğrencilerin % 90’ından fazlasının başlıca hedefi, mezun olduktan sonra kamuda bir işe yerleşmektir. Uygulamalı eğitim yetersiz, Bina, derslik, Laboratuvar ve alt yapıları tamamlanmamış, öğrenciler çoğunda öğrenme isteği ve arzusu yoktur. Derse giren öğretim üyelerinin birçoğunun girdiği dersle ilgili hiçbir deneyimi ve uygulaması yetersiz veya yoktur.
Tarımsal dış ticaret rakamlarına bakıldığında Türkiye net ithalatçı durumdadır. 2017 yılı verilerine dayalı olarak yapılan incelemede tarımsal ürünlerde ithalat ve ihracat farkı 5 milyar dolar civarında bir açık söz konusudur. 2018’deki veriler bu açığın daha da arttığını göstermekle birlikte özellikle canlı hayvan, karkas et yanında kabuklu kuruyemişler, 300 bin ton civarında pancar şekeri en dikkat çeken ithalat verilerinden bazılarıdır.
Sonuç ve Öneriler: Türkiye, sürdürülebilir tarımsal üretimi sağlayan, kırsal alanda üretimin ve verimliliğin artırılmasını hedefleyen, katma değeri yüksek tarımsal ürünler üreten, Yıldan yıla fiyat hareketlerinden dalgalanmadan etkilenmeyen, Fiyatın üreticiler tarafından belirlendiği, Kırsal kesimin her türlü tarımsal risklere karşı garanti altına alındığı (sigorta, kredilendirme vb ile), Kırsal ürünler için etkin bir depolama ve pazarlama sisteminin kurulduğu, Eğitimli ve Örgütlü, Araştırma, Eğitim ve Yayım hizmetlerinde bütünlük içinde olan bir tarımsal yapılanmayı sağlayacak yeni bir modeli kurmak zorundadır. Diyerek sözlerini tamamladı, soru ve cevapları takiben, Eskişehir Türk Ocağı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal tarafından hediyeleri takdim edildi.

 


PAYLAŞ