Türk Ocakları Maraş Şubesinin iki döneme hâlinde gerçekleştirdiği Geleneksel Ocak Sohbetleri’nin Bahar Dönemine ait son programı tamamlandı: Macaristan’ın Turan Kurultayı -2018.

 Macarların 2010’dan beri her iki yılda bir dünya çapında gerçekleştirdikleri ve Turan kökenli Devlet ve toplulukların katıldığı Kurultayın sonuncusuna bu yıl K.Maraş’tan özel olarak iştirak eden Uzm. Tarih Öğretmeni Hatice Başkan, programdaki izlenimlerini anlattı. Başkan konuşmasına, Macarların  2010’da gerçekleştirdikleri İlk Büyük Kurultaylarındaki bildirilerinden, toplantının  amacını da ortaya koyan bir bölümü okumakla başladı: “Tanrı’nın isteğiyle Macar, Madyar, Kazak, Özbek, Türk, Azeri, Uygur (Doğu Türkistanlı), Kırgız, Başkır, Çuvaş, Bulgar, Tatar, Türkmen, Moğol, Buryat, Nogay, Gagavuz, Karaçay, Yakut ve Japonlar Hun kardeşlerdir. Ortak Ataların hatırası önünde hep dayanışma içinde olacak ve birbirinin akıbetine sorumlulukla yaklaşacaklardır!..” (2010; Macaristan Turan Kurultayı, Hun ve Türk Kökenli Milletlerin Soylar toplantısı -Gelenek Yaşatıcı Kutlama)

2018 Kurultay davetlileri şöyle sıralanmıştır: Adıgey, Azerbaycan, Avar, Bulgaristan, Balkar, Buryatia, Çeçenistan, Çuvaşistan, Kırım Tatarları, Kıbrıslı Türkler, Csangos, Dağıstan, Estonya, Evenki, Finlandiya, Gagavuzya, Hazara, Macaristan (ev sahibi), Japonya, Kabardey, Kalmykia, Karaçay, Karakalpakistan, Karelia, Güney Kore, Kırgızistan, Kumykia, Komi, Madjars, Mançu, Moğolistan, Nogay, Saha(Yakut), Sapmi, Szekely, Özbekistan, Tataristan, Türkiye, Tuva, Türkmenistan ve Uygur. Toplam 41 Devlet veya topluluk. Türkiye resmen katılanlardan değil, ama TİKA temsil etti, TRT de çekimler yaptı. Ayrıca önceki Adana Büyükşehir B. Bşk. Hüseyin Sözlü ise çadır da kurdurmak suretiyle bizzat iştirak etti. Türkiye’den bir de Okçular birliği katıldı.

Hatice Başkan konuşmasını Macarların tarihlerline dair bilgilerle devam etti ve özetle şunları söyledi:

Macarlarda doğu (Asya) kökenli bir gelenek bugün hâlâ yaşamaktadır. XIX. Yüzyıl ortalarından beri - farklı bilimsel bakış açıları arasında Macarlar, ’ Fin-Ugor ’ kökenli olduğu iddiasına inanmak zorunda bırakılmışlardı.,Ama Komünist Sovyet yanlısı rejim yıkıldığından beri iki yüz yıl önce başlatılan eski Türkoloji çalışmalarına dönülmüştür ve artık birçok araştırmacı (özellikle arkeologlar ve antropologlar), Macarların antropolojik niteliklerinin, ayrıca kültürlerinin de daha çok İran ve İskit geleneklerini yaşatan Orta Asyalı ’Türk’ nüfuslarıyla  benzerlik gösterdiğini kabul etmektedir.

Bilimsel araştırmalar temel alınarak da söylenebilir ki Macarlar, Yurt Tutma öncesinde de doğulu göçebe halklar olarak,  Alpin Kuşağı bozkırlarının en batıdaki uzantısı olan Karpat Havza’sına  doğudan dalgalar halinde gelmişlerdir. Bunlar başlangıçta  “Kurgan kültürlü halklar”, daha sonra İskit-Sarmat halkları (M.Ö 1000 yıllarında ) buraya yerleşen göçebe halklardandır.

V. yüzyılın başından itibaren Karpat Havzası’na Hunlar gelmişler ve burayı Avrupa imparatorluklarının merkezi haline getirmişlerdir. Hun İmparatoru Atilla burada yaşamış, imparatorluğunu buradan yönetmiş ve ölünce de Macaristan topraklarına gömülmüştür. Efsaneye göre Hunların büyük hükümdarı Atilla, rahatsız edilmeden nur içinde yatsın diye Tisa Nehri’nin altına gömülmüştür (bir adada nehrin bir kolu kapatılıp nehir yatağına gömülmüş, ardından nehir kolu açılarak sular altında kalması sağlanmıştır).

Atilla’nın ölümünden sonra Karpat Havzası’nın çeşitli bölgelerini, daha önce Hunlara hizmet eden Germen halkları yönetimleri altına aldılar. Bu halkları Bayan Kağan önderliğinde güçlü bir orduya sahip olan İç Asya kökenli ve atlı göçebe bir millet olan Avarlar 568 yılında yenilgiye uğratmışlar, o zaman Doğu Avrupa’daki en güçlü devlet olan Avar Kağanlığını kurmuşlardır ve sonlara doğru zayıflasalar da Macarların “yurt tutma” zamanına kadar ayakta kalmışlardır.

869 yılında Urallar´ın doğu yamaçları ve Orta Volga arasında yerleşmiş olup, Hazar Türk Devletinden ayrılan Macarlar, başlarında Arpat olmak üzere yedi boy halinde batıya göç ederek, Karpatlar ve Tuna havzasını ele geçirdiler.

Arpad adından ötürü Macarlara Arpatlar denmiştir. Arpatların güneye ve batıya yaptıkları akınlar Germenler tarafından önlenince göçebelikten yerleşik hayata geçtiler. Boy yapısını da  zamanla kaybederek  Avrupa kraliyet düzenini kabul ettiler. 1.000 yılına doğru Katolik/Hıristiyanlaştılar Türkçeyi de unuttular. Ama dilleri, Türkçe cümle yapısına uygun olarak teşekkül etmiştir. Arıca dillerinde hayli Türkçe kelimler, “İmre”, yani Emre gibi isimler ve yer adları mevcuttur (son Türkçe konuşan köylülere 19. Yy.da rastlanmıştır).

Bilindiği gibi Macarların bir de hayli uzun süren bir Osmanlı hâkimiyetinde kalan dönemleri vardır. 15. Yüzyıl ortalarından itibaren başlayan Osmanlı-Macar savaşları 1526 Mohaç meydan muharebesiyle son bulur ve 1541’de Budin eyaleti kurulur. Şehirler Türk nüfusuyla yoğunlaşır ve binlerce bayındırlık eseri yapılır. Yerli Macar halkı belirli bölgelere ve kırlara çekilir. Ama bilindiği gibi, Macaristan’dan 1683 ile başlayan geri dönüş, 1699 Karlofça anlaşmasıyla küçük bir bölge dışında Almanya’nın eline geçerek son bulur. Macarlardaki Osmanlı-Türk sempatisini kırmak için Almanlar amansız davranır, tarih içinde bütün Türk yapısı eserleri tahrip ederler. İki yüzyıla yakın Macar-Alman çekişmeleriyle geçer. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu süreci ve Birinci Dünya savaşı sonrasında 1920’de Bağımsız Macaristan Krallığı kurulur. Ama milyonlarca Macar, Çekoslovakya, Yugoslavya ve Romanya’ya idaresine verilir. Katolik olsalar bile Turânî bir kavim oldukları için bu muameleye lâyık görülürler. !930 sonrası Hitler’e yanaşarak bazı topraklarını kurtarsalar da İkinci Dünya Savaşı sonrası Sovyet işgali, 1956 Macar Ayaklanması ve büyük kıyım, nihayet ancak Sovyetlerin yıkılışıyla yeniden bağımsızlıklarına kavuşurlar.

Kurultay-Soylar Toplantısı:

Macarlar Kurultay sözcüne yabancı değildir. Türkoloji çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış bir deyim olmayıp Kurultaj biçiminde söylenmiş bir kavramdır.

Bu nedenle kavim toplantısı eski Macar kültürünün bir parçasıdır. Macar edebiyatında da yer alır.

Önceleri yani Türkoloji çalışmalarının resmen başladığı Yeni Çağ’da Macarlar kendilerini Türklerle akraba olabilecek bir Fin-Ugor toplumu olarak görüyordu. Komünizmin yıkılmasıyla hızlanan Türkoloji çalışmaları Onları Osmanlı ve Türklüğe daha da yaklaştırmış ve 2007’de Orta Asya’da Madyar şehrinin keşfedilmesiyle Bozkır Türk Kültürünün parçası oldukları tamamen ortaya çıkmıştır. Böylece Macarların Orta Asya dönemi tarihi çalışmaları başlamıştır. Buna göre; Macar kavim birliğinin başlangıcının Orta Asya’ya kadar götürülebileceği düşünülmektedir. Macarların ilk etno-genetik hareketleri  kısmen Altaylarda ve bugünkü Kazakistan ve Özbekistan’ın belli bölümlerinde geçmiştir. Bu sürece Tarım Havzası  (bugünkü Sincan Uygur Bölgesi) ve Pamir Bölgesi’ndeki eski halklar da etkide bulunmuştur. Orta çağ Macar tarih yazarları Arpad hanedanlığının yani Turul hanedanlığının Atilla’dan, Hun İmparatorluğundan geldiğini yazarlr. Macar geleneklerinde de Macar efsanelerinde de tarihe hep böyle not tutulmuştur.

Kurultay-Soylar Toplantısına gelince; Kurultay sözcüğü Altay dillerinde (özellikle de Türk dillerinin büyük kısmında) soy ya da kavim toplantısı anlamına gelir. Bu sözcük kavim sisteminde ve bu sisteme dayalı birliklerde yaşayan bozkır atlı göçebe kültürlerinin hemen hepsinde mevcuttu. Atlı göçebe olan Macar kavimleri de  böyle toplantılar yaptılar (bundan Bizans ve Arap kaynakları da bahseder). Bu tarz kavim toplantılarında önemli kararların alınması, farklı kavimlerin önderlerinin bir araya gelmesi ve birçok kavmi ilgilendiren askeri konuların tartışılması gibi eylemler gerçekleştirilirdi.

Bu nedenle kavim toplantısı eski Macar kültürünün bir parçasıdır. Macar edebiyatında da yer alır. Kurultay gelenek yaşatıcı bir kutlamadır. Gelenek yaşatıcılar eski Macar ve  bozkır atlı göçebe kültürünü canlandırarak atalarının hatıraları önünde saygı duymaktadırlar. Artık Macarların kültürel ve tarihi bağlarının olduğu Doğu’daki akrabalarıyla bir araya geldiği en büyük gelenek yaşatıcı kutlaması bu olmuştur.

Bu şölene Macar gelenek yaşatıcılar ve buna saygı duyanlar sadece Macaristan’dan değil, çevre ülkelerden Macarların yaşadığı bölgelerden de katılmaktadırlar.

Yer: Bugac kenti sınırında, Budapeşte’den 160 km. Güneyde, Macar bozkırlarının en güzel bölgelerinden birinde, Kiskunsag Milli Parkı sınırındadır. Ayrıca bu bölge geleneksel Macar çoban kültürünün ve atlı sporlarının da merkezlerinden biridir.

Turan Kurultaları Tarihi:

Macarlar, tarihleri boyunca yaşadıkları göç sırasında birçok milletle ve kavimle ilişki içinde olmuştur. Bunun dışında birçok bölgede bazı Macarlar da kalmışlardır. 

Bu programın temellerini András Zsolt Bíró adlı Macar antropolog ve beşeri biyolog, bir Kazakistan seyahati sırasında atmıştır. 2006 yılında Kazakistan’dayken birtakım veriler ve genetik (DNA) örnekler toplayarak analiz etmiş (Y kromozomu analizi), daha sonra şu anda Kazakistan sınırları içinde varlığını devam ettiren Madyar kavmi ve Karpat Havzası Macarları arasında sadece isim benzerliği olmadığını aynı zamanda genetik bağlarının da olduğunu kanıtlamıştır. Araştırma sonuçları, ünlü “American Journal of Pysical Anthropology” de yayımlandı. 2008 yılında András Zsolt Bíró Kazakistan Kültür Bakanı Yermukhamet Yertisbayev’den aldığı bir nişanla ödüllendirildi.

Kazakistan’daki Madyarların en büyük grubu Torgay topraklarında Kazak Argün kavmiyle kavim birliği sisteminde yaşamaktadır. Macar kavim birliklerinin en önemli kalıntılarından birisi de Özbekistan’daki Kaşka-Darya bölgesinde yaşayan Macar adlı kavimdir. 

Yapılan araştırmaların sonucu Kazakistan’da ve diğer Orta Asya ülkelerinde de akrabalık ilişkilerinin önemine dikkat çekti. Kazakistan’daki Madyar kavmi 2007′de kavim toplantısı yani Kurultay düzenledi ve buna András Zsolt Bíró önderliğinde bir Macar heyeti de katıldı. Bu ilk Macar-Madyar Kurultayı idi ve Torgay bölgesinde, gerçekleşti. Kutlamalar vesilesiyle halkın bağışlarıyla inşa edilmiş Madyarların atası sayılan Madyar Baba adı verilen bir caminin açılışı da yapıldı.

2008

Toplantıya katılan Macarlar Kazakistan’dan dönünce, bu kavim toplantısını yani Kurultay’ı Macaristan’da da düzenlemeyi kararlaştırmışlardır. 2008’in Ağustos ayında gerçekleşen programa Kazakistan’daki Madjar kabilesi özel konuk olarak davet edilmiştir.  O zamana kadar görülmemiş bir işbirliğine tanık olunmuştur. Kurultay danışmanlığında heyetler, iki yıl sonra -2010’da- bütün Hun-Türk bilinçli halkların buluşmasını düzenlemeye karar verdiler.

İki yılda bir dünya çapında, her yılda Macaristan yakın çevresine yönelik düzenlenen Kurultayda Türk Toplulukları bir araya gelerek, kültürlerini ve sanatlarını sergilemektedir. Ayrıca Türk Dünyasının meseleleri de konuşulmaktadır. Doğu Türkistan-Karabağ-Güney Azerbaycan-Kuzey Kıbrıs-Kafkaslar, Kırım konuları; konser, konuşma ve seminerlerle anlatılmakta, acılar da paylaşılmaktadır.

2010

Büyük Kurultay 2007’deki ilk  ve 2008’deki ikinci kurultayın özüne ve formuna uygun olarak 2010’da yine gerçekleşti. Orta ve iç Asya, Anadolu  ve Kafkas’lardaki akraba ilişkilerini güçlendirdi. Katılımcılar Macar geleneğinde  olduğu gibi  akraba milletlerin belleğinde de yer etmiş olan büyük kahramanlar Attila, Bayan Kağan, Madyar  Baba, Karçıg Batır ve Arpad’ı birlikte saygıyla andılar.

Birçok Macar gelenek yaşatıcı Kurultay’a katıldı ve izleyicilerin sayısı 2008′e göre iki katına yükseldi. 2010 yılından itibaren Macar Parlamentosu Başkan Yardımcısı Sándor Lezsák Kurultay’ın baş koruyucusu olmuştur.

Bu büyük kutlamaya hem genetik hem de kültürel anlamda akraba olan Hun-Türk bilincine sahip milletler davet edildi. 

Kurultay vesilesiyle heyetler birbirlerini kardeş olarak gördüklerini gösteren ve tarihi bir anlam içeren bir bildiriye imza attılar. Bildirinin esas metni şöyledir:

“ Tanrı’nın isteğiyle Macar, Madyar, Kazak, Özbek, Türk, Azeri, Uygur (Doğu Türkistanlı), Kırgız, Başkır, Çuvaş, Bulgar, Tatar, Türkmen, Moğol, Buryat, Nogay, Gagavuz, Karaçay, Yakut ve Japonlar, Hun kardeşlerdir. Ortak Ataların hatırası önünde hep dayanışma içinde olacak ve birbirinin akıbetine sorumlulukla yaklaşacaklardır!”

2010 yılı itibariyle yüz milyondan fazla ruha sahip Turan milletleri yeniden birbirini buldu. Daha özgür, akrabalığa ve geleneklere saygı duyan, doğa kanunlarıyla uyum içinde yaşayan bir toplumun oluşturulmasında ve Hun ve Türk kökenli akraba milletleri bir araya getiren kültürel-ekonomik bir birliğin meydana getirilmesinde işbirliği yapmaktadırlar.

 Kurultay 2012 yılında da gerçekleşti ve temsilciler arttı. Özbekistan’ın Karakalpak Özerk topluluğu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Dağıstanlı Avarlar ve Tuva temsilcileri de yer aldı.

Atalar Çadırında birçok müze ve bilimsel enstitü, arkeolojik ve antropolojik sergi kuruldu.

Sahnelerde  katılımcı ülkelerin müzik ve halk oyunları gösterileri izlenmektedir. Savaşçı gelenek yaşatıcılar gösteri ve yarışmalar yapmaktadırlar. Okçuluk, atlı güreşçilik, köböre, atlı yarışmalar vs.

Bilindiği gibi, Turan kökenli milletlerin çeşitli dinlerle birlikte Müslümanlık ve Hıristiyanlığı kabul etmelerinden önce, bozkır atlı göçebe milletler olarak kendi inanç sistemleri vardı.

Bu nedenle Kurultay’da Macarların ve atlı göçebe milletlerin inanç dünyaları da tanıtılmaktadır. Kurultay’da bir araya gelen akraba milletler geleneksel ateşlerini yakarak büyük atalarını anmaktadırlar.

Kurultay vesilesiyle gelenek yaşatıcılar, Avrupa’nın en büyük yurt (göçebe çadırı) köyünü, yüzden fazla yurt ve askeri çadırlarını kurmuşlardır.

Karpat Havzası’nın Macar el sanatları ve geleneksel zanaatkârları da Kurultay’da hünerlerini gösterdikleri bir pazar alanında yer almaktadırlar. Burada demircilikten sepet örmeciliğe kadar çeşitli meslek kolları ürünlerini görmek mümkündür.

Eski Macarlar tepeden tırnağa atlı bir milletti. Atlar sadece savaşlarda değil günlük hayatta da önemli bir yer tutmaktaydı. At sütünü hem içmişler hem de bu sütten sayısız besin ürünü yapmışlardır. Savaşçıları ya kendi atlarıyla  birlikte (atlı mezarlara) ya da en azından atla ilgili araç gereçlerle (sembolik atlı mezarlara) gömmüşlerdir. Bugünkü Macar atları dünyaca bilinmektedir.. Kurultay aynı zamanda olağanüstü bir atlı kutlama ve atlı spor şölenidir.

BÜYÜK KURULTAY BAŞARILARI

2012 yılında dünyanın en büyük atlı göçebe askeri geçidi Kurultay’da gerçekleşmiştir: 230 atlı savaşçı Hun, Avar, eski Macar veya Türk, o müthiş Ağustos sıcağına aldırmadan zırhları içinde, savaş kıyafetleri ve silahlarıyla geçit töreni yapmışlardır. Arkalarından ise  680 yaya savaşçı onları takip etmiştir. Yıllar içinde Kurultay’da birçok başarı elde edilmiştir.

VE 2018 BÜYÜK KURULTAYI

Uzm. Tarih Öğretmeni Hatice Başkan, konuşmasını bizzat kendisinin de katıldığı Kurultayı özetleyerek tamamladı:

2018 Büyük Kurultayı öncekilerden daha kapsamlı planlanmış ve günlük tahmini 300 bin katılımla gerçekleştirilmiştir. Dört günlük renkli sahneler ve zenginliklerle dolu, her gün ayrı ayrı programların gerçekleştirildiği, ayni anda nice şölen, seminer ve yarışmaların icra edildiği (bu arada, nice ilginç gözlemelerden bir bir gözlem olarak, muhtelif devlet ve topluluk mensuplarının hemen her fırsatta bozkurt işareti yaptıkları) Büyük Kurultay, nihayet pazar günü, aşağıdaki örnek programıyla son bulmuştur:

09.00 Müzikli uyandırma, Hareketli Bando (Macar Tulum, davul ve flüt) programı

10.00 Kılıç Düello yarışması (Pazar yeri yanı, savaş kafeslerinde)

10.00 Okçuluk yarışmaları başlangıcı (Okçuluk alanı)

10.00 Atlı Şahincilik gösterisi (Gösteri alanı) Krekacs Zoltan ve ekibi

10.30 Felvidek Baranta Gösterileri

11.00 – 17.00 Sopa çekme Avrupa Final Şampiyonası (Büyük Spor Çadırı)

11.00 “Islıklı ok” gelenek yaşatıcı takım atlı savaş gösterileri (Gösteri alanı)

11.30 Yaya savaş gösterileri

12.00 “Steplerin Tilkileri” Atlı savaş gösterileri

12.30 Atalarımızın Efsanevi Atı: Altın renkli Turan Atı, Şandor Giliç at yetiştiricisi anısına Akhal-Teke gösterileri

13.00 Steplerin halkları atlı gösteriler

13.30 “Merasim Geçidi” Atlı ve yaya orduların geçidi – Gösteri alanı.

14.00 Kutlama konuşmaları ve selâmlamalar – Turan milletleri bayraklarının geçit töreni.

14.30 Türk yaya okçuluk savaş gösterisi.

15.00 “Şahin milleti” Savaşı temsili: Macar boylar birliği ülkelerine saldıran Frenklere karşı – Gösteri alanı.

15.40 Bugac atlı eğitim gösterisi.

16.00 Kökbörü spor finali.

16.30 Atlı okçuluk – Turan Kupası Finali

17.00 Atlı Hız yarışları Finali

17.40 Sonuçların açıklanması

18.00 Kurultay Ateşinin yakılması ve son.

 


PAYLAŞ