Türk Ocakları Polatlı Şubesinin her hafta düzenlediği Ocakbaşı sohbetlerinde bu hafta 10 Kasım Atatürk’ü anma gününe özel program gerçekleştirildi. 9 Kasım Perşembe günü saat 19.00’da Türk Ocakları Polatlı Şube binasında düzenlenen programa konuşmacı olarak Atatürk Kültür, Dil, Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Reşat Genç katıldı. Genç, Türk Ocakları Polatlı Şubesinde “Atatürk’ün Sözleri Kendi Dönemi ve Günümüzde Ne İfade Ediyor?” konulu konferans verdi. Program sonunda Genç’e, Türk Ocakları Polatlı Şube Başkanı İlhan Dereköy tarafından Atatürk heykeli verildi.

“Atatürkçülük demek, her şeyden önce Türk milletinin özüne dönmesi demektir”

Atatürk Kültür, Dil, Tarih Kurumu eski Başkanı Prof. Dr. Reşat Genç, öncelikle Atatürk’ün kişiliği ve Atatürkçülük üzerine konuştu. Daha sonra savaş yılları hakkında konuşan Genç, konferansta şunları söyledi: “Öncelikle Atatürkçülüğün ve Atatürkçü düşüncenin neleri ifade ettiğini satır başları ile de olsa hatırlamakta, hatırlatmakta fayda görüyorum. Atatürkçülük demek, her şeyden önce Türk milletinin özüne dönmesi demektir. Atatürk hareketi bir öze dönüş hareketidir. Millet şuuruna sahip olmak, millî benliğe, kimliğe ve kişiliğe sahip olmak demektir. Türk milletinin ümmet bilinci yerine millet bilincini kazanması demektir. “Yegâne fahrim ve servetim Türklükten başka bir şey değildir” diyen Atatürk, “Bütün çağdaş milletlerle bir âhenkte yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterlerine ve başlı başına bağımsız kimliğini korumak gerekir” demek suretiyle; milletimizin, medenî milletler ailesinin şerefli ve eşit bir üyesi, kendi kimlik ve kişiliğine sahip bir üyesi olması gerçeğinin de fikir babası ve uygulayıcısıdır. Atatürkçülük demek, millî devlet demektir. İstiklâl, hürriyet ve bağımsızlık demektir. Tutsak edilmeye, bölünmeye, parçalanmaya karşı olmak, karşı gelmek, baş kaldırmak demektir. “Hürriyet benim karakterimdir” diyen Dahî Önderin Türk İstiklâl Savaşı’ndaki parolası da “Ya istiklâl Ya Ölüm” olmuştur. Bu itibarla Atatürkçülük demek, sömürgeciliğe, emperyalizmin her türlüsüne baş kaldırmak, boyun eğmemek demektir. Aynı zamanda başkalarının, birtakım dış güçlerin entrika ve oyunlarla bizim işlerimize karışmaması, karıştırılmaması demektir.”

"Atatürkçülük, kayıtsız şartsız bağımsız millet ve bağımsız devlet demektir."

“Atatürkçülük, millî devlet demek olduğu kadar üniter, yani tekil devlet de demektir. Yani Türk vatanının bölünmez bütünlüğü ve Türk milletinin milli birlik ve beraberliği de demektir.
Atatürkçülük, kayıtsız şartsız bağımsız millet ve bağımsız devlet demektir. Yani idarî, malî, ekonomik, askerî, adlî kültürel, hülâsa her konuda tam bağımsızlık demektir. Atatürkçülük, millet egemenliğine dayalı (hâkimiyet-i milliyeye müstenid) bir sistem demektir, cumhuriyet demektir, demokrasi demektir. Gerçekten de O, “Demokrasi prensibinin en modern ve akılcı uygulamasını sağlayan hükümet biçimi cumhuriyettir” demek suretiyle çağımızda pek çok ve çeşitli örneklerini gördüğümüz sözde ve sahte Cumhuriyetlerden farklı olarak, gerçek demokrasiyi, demokrasi temeline dayalı cumhuriyeti esas aldığını açıkça ortaya koymuştur. Nitekim O’nun daha İstanbul’dan Samsun’a giderken kafasındaki düşünce “Hakimiyet-i Milliyeye müstenid, kayıtsız şartsız bu bağımsız yeni bir Türk Devleti” kurmak düşüncesiydi. Atatürkçülük, çağdaşlık demektir. Çağdaş uygarlık demektir. Medeniyet demektir. Bütün medenî dünyada olduğu gibi, bizim için de demokratik devlet, Lâik devlet, Sosyal devlet ve hukuk devleri demektir. Büyük Önder Atatürk’ün milletimize bu konularda gösterdiği hedef, çağı yakalamak, hatta çağın da önüne geçmek hedefidir. O, “millî kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız” derken bunu, yani çağdaşlaşmayı ve medenileşmeyi, milletimiz için bir var olma, bir hayat davası olarak görüyordu.”


PAYLAŞ