Samsun Türk Ocağı tarafından gerçekleştirilen konferanslar dizisinin 2017 güz döneminin ilk konferansçısı gazi emekli emniyet müdürü, hukukçu, 15 Temmuz gazisi Mehmet Fatih Eryılmaz oldu. Öğretmenevi salonunda gerçekleştirilen “15 Temmuz Bağlamında Devlet Karşıtı Yapılanmalar” başlıklı konferans saygı duruşu ve istiklal marşının ardından başladı. İl olarak söz alan şube başkanı Doç. Dr. Serkan Şen, üç ay önce, 15 Temmuz’un sene-i devriyesinde ilan ettikleri üzere böylesi bir konferansla döneme başlamalarının ana gerekçesinin devletimizin ne denli bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğunun ve tehlikenin hala yok edilemediğinin iyi anlaşılması gereği olduğunu ifade etti. Sineklerle uğraşmak yerine bataklığı kurutmanın derdine düşülmesi gerektiğini belirtti. Ardından kürsüye gelen M. Fatih Eryılmaz ise bu meselenin devletimizin beka davası olduğunu, bu davayı kazanamaz isek ülkemizin emperyalizm karşında direnmesinin mümkün olamayacağını dile getirdi. Ülkemize göz dikenlerin yüce dinimiz ve dindarlık eğilimlerimiz üzerinden bir stratejiyi hayata geçirmek üzere düğmeye daha Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte bastıklarını, ancak seksenlerden sonra bu planların daha da hız kazandığını anlattı. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki ayaklanmalara bu gözle bakılması gerektiğine dikkat çekti. FETÖ liderinin bir üst aklın uygulayıcısından başka bir şey olmadığını, ağına düşürdüklerinin zihinlerini posalaştırdıktan kurşun asker olarak kullandığını belirtti. Kozmik odadaki bilgileri sızdırmanın ihanet boyutunun dışında Türk vatanına dönük işgal niyetlerinin açık delili olduğunu, milli bütünlüğümüzü korumak için toplumsal yapımızda ayrıştırıcı ve ötekileştirici öbekleşmelere müsade edilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Bu doğrultuda inanç ilkeleri bağlamında meydana getirilen tarikat, cemaat gibi yapılanmaların mutlaka devletin kaydı altına alınması gerektiği, devlet mekanizmasının işletilmesinde ise adalet ve liyakattan başka ölçü gözetilmemesini, milli duşun ya da milliyetçi tavrın Türk vatandaşları için olmazsa olmaz hükmünde algılanması gerektiğini kaydetti. Türk Ocakları gibi milli bünyemize yüksek katkılar sağlayan kuruluşların toplumsal hayatımızda daha etkin oluşunun devlet karşıtı yapılanmaların hareket alanını daraltacağını söyledi. 


PAYLAŞ