Türk Ocağı Samsun Şubesi tarafından düzenlenen konferanslar dizisinde bu haftanın konuğu Eski Türk Çağının dünyadaki en önemli uzmanlarından Prof. Dr. Ahmet Taşağıl oldu. Öğretmenevi salonunda gerçekleşen etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Açılış konuşması için kürsüye gelen şube başkanı Doç. Dr. Serkan Şen, ön Türk tarihi çalışmalarının ülkemizde daha ileri düzeye taşınması gerektiğini vurguladı. “Kök Tengri’nin Çocukları” başlıklı konferansını vermek üzere kürsüye davet edilen Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, ‘tarih’ kavramına bakış açısının nasıl olması gerektiği, geçmişe dönük yanlış yaklaşımların acı sonuçlar doğurduğu, Türk tarihinin ve adının nerede başladığı, Türk adının günümüze nasıl ve ne şekilde kaybolmadan geldiği konularına değindi. Türk tarihine yanlı bakış açılarının hatalar barındırdığı ve bu hataların tarihi içinden çıkılmaz bir duruma soktuğunu belirtirken, doğru tarihî bilgi için temel kaynaklara erişmenin şart olduğunu kaydetti. Sağlam kaynaktan güvenilir, doğru bilgileri üretip, üretilen doğru bilginin de gerçekçi yorumlanması ile bilimin ilerlemesinin mümkün olabileceğini ifade etti. Abartmadan, yanlış yorumlamadan, doğu bir tarihin peşinde düşülmesi ve izinin sürülmesi gerektiğini anlattı. Tarihin yapısı itibariyle sadece tarihçileri ilgilendirmediğini belirtirken tarihçilere, tarih konusunda, toplumu bilgilendirmek gibi önemli bir işin düştüğünü vurguladı. Çağdaş manada Türk Tarihi araştırmalarının 1756 yılında başladığını, Türklük Bilimi Araştırmalarının altın çağını ise Orhun yazıtlarının 1893’te çözülmesiyle birlikte yaşadığını ifade etti. Yazıtların çözülmesi ile birlikte başta Almanya olmak üzere yabancı devletlerin bu çalışmalara hummalı bir şekilde yöneldiğini, Türk tarihi araştırmalarının adeta aralarında bir yarışa dönüştüğünü ifade etti. Avrupalılar tarafından İkinci Dünya Savaşı’na kadar Asyalıların barbar olarak kabul edildiğini, ikinci dünya savaşı sonrası bu bakış açısının değişmeye başladığını söyledi. Avrasya bozkırlarında yeni bir kültürün ortaya çıkması sonrasında Hint Avrupalılar tarafından bu kültürün kendilerine ait zannedildiği bizim kültürümüze ait bazı eserlerin Avrupa’da bulunan müzelere götürüldüğü belirtildi. Taşağıl, Çin kaynaklarında rastladığı Türk tarihi ile ilgili önemli belgelerin varlığına dikkat çekti. Türk adının ortaya çıkışı ve Göktürklerin Hunların devamı oldukları konusundaki kayıtlardan bahsetti. Türk tarihinin iyi anlaşılması için Türk boylarının iyi bilinmesi gerektiğini vurguladı. Göktürk devletinden bahsederken “Onlardan geriye ne kaldı ?” sorusuna “Türkiye kaldı” cevabını uygun gördüğünü, Göktürk devletinin, devlet sistemi ile Osmanlı’nın devlet sisteminin benzediği ve Osmanlıyı anlayabilmek için öncelikle Göktürkleri anlamanın gerekliliğini işaret etti. Boyların ve boy olmanın nedenli önemli olduğuna değindi. Son olarak şu sözlerle konuşmasını tamamladı: “ Göktürk devleti yıkıldı gitti, ama Oğuzlar var, Osmanlı devleti yıkıldı, ama Türkler yeni bir devlet kurdular. O halde boylar halinde yaşamak bizim bir özelliğimizdir. Devlet açısından baktığımız zaman boylar halinde yaşamak tehlikeli ama, bir felaket anında insanı ayakta tutacak şey dayanışmadır”. Konuşmanın ardından, Ahmet Taşağıl’a Türk Ocağı anmalıkları meslektaşı Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu tarafından takdim edildi.


PAYLAŞ