Türk Ocakları Şanlıurfa Şubesi, 26 Mart Pazar günü “MİSAK-I MİLLİ, MUSUL MESELESİ VE BÖLGEDEKİ GELİŞMELER” konulu bir panel gerçekleştirdi. Mehmet Akif İNAN konferans Salonunda düzenlenen panelde oturum başkanlığını Türk Ocakları Genel Başkan yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Şahingöz yaparken, TOBB Üniversitesi Rektör yardımcısı ve Türk Ocakları Merkez Hars Heyeti Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sarınay, Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türk Ocakları Merkez Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Okur konuşmacı olarak yer aldı. 

 

Açılış konuşmasını yapmak üzere Türk Ocakları Şanlıurfa Şube Başkanı Cemil Demir misafirlere hoş geldiniz dedikten sonra, "Türk Ocakları Derneği; Yüce milletimizin milli, manevi, ahlaki ve kültürel değerlerini benimsemiş, gurur abidesi şanlı tarihimizin ve Oğuzhan’dan başlayıp ulu önder Atatürk’e kadar, Türk Büyüklerinin tümüne sahip çıkan, yüce milletimizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmayı MİLLİ ÜLKÜ olarak kabul eden ve buna inanan üyelerin bir araya geldiği kamu yararına çalışır bir cemiyettir. Siyasetle ilgisi olmayan Derneğimiz, devlet hizmetinde birikimleri olan üyelerinin çalışmaları ile bir akademi gibi çalışarak, içten ve dıştan ateş çemberinde olan ülkemizin değişen ve gelişen dünyada hak ettiği yeri bulabilmesi için tespit edilen problemleri çözüm önerileriyle kamuoyu ile paylaşan cemiyettir." dedi.

 

Şube Başkanı Demir, "Milli Mücadele; Batılı emperyalist devletlerin Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan sonra elinde kalan son toprak parçasını işgal etmesi ve bu işgal bölgelerinde halka karşı takip edilen katliam politikalarının Türk milletinde bir tepki oluşturması üzerine başlamış bir direniş hareketi gibi gözükse de tek sebep bu değildir. Devletlerin birbirleri ile yapmış oldukları savaş sonrası sınırlarının belirlenmesinde şu prensibe göre hareket ettikleri görülmektedir. Devletlerarasında yaşanan savaştan sonra ateşkes antlaşması imzalandığı tarihte orduları nerede ise sınırları ona göre belirlenir. İşte, Türk Milli Mücadele’sinin haklılığını ortaya koyan tek neden yukarıda dile getirdiğimiz, işgalci devletlerin işgal bölgelerinde uyguladıkları katliam politikaları değil; aynı zamanda uluslararası antlaşmalardaki savaş sonrası sınırların belirlenmesi prensibidir. İşte bu sebepledir ki Türk Milli Mücadelesi’ne meşruiyet kazandıran durum ilk olarak İtilaf Devletlerinin Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandıktan sonra da Osmanlı topraklarını ele geçirmeye devam etmesi üzerine ortaya çıkmıştır." diyerek sözlerine devam etti. 

 

Demir, "Bugün ordumuzun Fırat Kalkanı adı ile operasyon yaptığı Hatay-Musul arasındaki topraklar da Misak-ı Milli içerisinde yer almasına rağmen Ankara Antlaşması’nın Türkiye-Suriye sınırını demiryolu hattı ile belirlemesi nedeniyle kaybedilmiş topraklardır. Maalesef ki bu topraklar cumhuriyet dönemi Türk dış politikasının dikkatini Hatay ya da Musul kadar çekememiştir. Suriye iç savaşı başladıktan sonra Türkiye’nin yüklenmiş olduğu misyon ve sınırlarımızda 4 milyona yakın Suriyelinin ağırlanması ise bazı kesimler tarafından insafsızca eleştirildiğini dile getirdi. Oysaki bu insanların önemli bir kısmı eğer Misak-ı Milli sınırlarımız eksiksiz biçimde ülkemizin sınırları haline döndürülmüş olsaydı, bu insanlar zaten bizim kendi vatandaşlarımız olacaktı. Bugün ordumuzun operasyon yaptığı topraklar için “Türkiye’nin Suriye bataklığında ne işi var” diyenler Misak-ı Millî'nin Bab, Münbiç, Ayn El Arap, Resulayn, Afrin’i kapsadığını ve Misak-ı Milli sınırlarından gerçek manada haberdar olmayan insanlardır." dedi.

 

Şube Başkanı Cemil Demir, "Milli Mücadele’nin zaferle sonuçlandırılmasını sağlayan Gazi Meclisimizin Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası’na sahip Suruçlu Aşiret Reisi Urfa Milletvekili Bozan Bey’in, toprakları Suriye sınırı içerisinde kaldığı için devletimizi kurduktan sonra Suriye’ye dönmek zorunda kaldığını biliyor musunuz? Mezarının Kobani denilen Ayn El Arap’ta olduğunu biliyor musunuz? Bize Suriye’de ne işiniz var diye soran varsa, cevabımız; “Devletimizin kurucusu, Gazi Meclisimizin İstiklal Madalyalı Kahramanı Bozan Bey’in mezarına yeniden sahip çıkmaya geldik…”  diyerek konuşmacıları sahneye davet etti.

 

Oturum Başkanı Prof. Dr. Mehmet Şahingöz, "Aziz Şanlıurfalılar bugün Türk Ocaklarının kuruluşunun 105. yıldönümü ve bu bölgenin canını çok yakan önemli bir konu üzerinde bilgilerimizi sizinle paylaşmaya geldik. " dedi. Türk Ocaklarının kuruluşu ve tarihçesi hakkında bilgi verdikten sonra sözü sırasıyla konuşmacılara verdi.

 

İlk konuşmacı, Prof. Dr. Yusuf Sarınay hazirunu selamladıktan sonra, "Osmanlı devletinde özellikle 600 yıl gibi gerek Afrika, Ortadoğu, Balkanlarda çok değişik milletleri barış içerisinde bir arada yaşatmış bir imparatorluğu çözülme anında kaybedilen topraklardaki Müslüman ve Türklere uygulanan katliam ve göçleri anlatacağız" dedi. Sarınay, "19. yüzyılın 2. yarısında geçirdiğimiz üç büyük felaket var. Birincisi, tarihimize 93 harbi diye geçen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı, ikincisi, 1912-13 balkan savaşları ve I. Dünya savaşı ve devamında Milli mücadele hareketimiz. Bizim Milli Mücadele hareketimiz bile on yıl sürmüştür. Bu süreçte 5 milyon Müslüman katledilmiştir. 5.5 milyon Müslümanda elde kalan topraklara sığınmıştır. İşte Misak-ı Milli bu süreçte oluşmaktadır." dedi.

 

İkinci konuşmacı Doç. Dr. Mehmet Akif Okur Musul meselesi konusunu ele aldı. Okur, "Üç Türkiye’yi iç içe ele almamız lazım. Bunlardan birincisi, Türkiye Cumhuriyeti devleti: Mevcut haritamız. İkincisi, Geniş Türkiye: bu sınırlar çizilirken oluşturulacak yeni devletin sınırlarımıza dahil edilmemiş coğrafyaları kapsıyor. Misak-ı Milli geniş Türkiye’nin haritasıdır.  Üçüncüsü, büyük Türkiye var. Türkistan’dan Ortadoğu’ya  indiklerinde Avrupa içlerine kadar herkesi kuşatan geniş bir kavram. Bugün etrafımıza baktığımızda geniş Türkiye’nin Alev Alev yandığını görüyoruz. Bu coğrafyada ki çatışmalar özellikle Suriye’deki iç savaş bittikten sonra bu bölgedeki haritanın nasıl değişeceğini dünyadaki başkentler merakla beklemekteler" diye açıkladı.

 

Son konuşmacı Mahir Nakip Kerküklü Türkmen olarak bölgedeki sorunları ele aldı.

 

Nakip, emperyalist güçler Sevr anlaşması ile kendi istedikleri gibi bölgeye şekil verme projesinden başka bir proje değildir. 21. asırda DEAŞ terör örgütü ortaya çıktıktan sonra, kuzey Suriye’nin uzatılarak Akdeniz’e, PKK’nın Sincar dağına yerleşmesi, PYD ile işbirliği içerisinde olması, ABD’nin PYD’yi desteklemesi, Rusya ile hiçbir ortak yönü olmamasına rağmen PYD konusunda hemfikir olması bu projenin bir emperyalist proje olduğunu ve 21. Yüzyıl kendini göstereceğinin bir kanıtıdır olarak açıkladı.

 

Plaket takdiminin ardından panel sona erdi.

 


PAYLAŞ