Yunanistan’da bulunan İstanköy Müslümanları Eğitim ve Kültür Derneği, İstanköy adasında bulunan Türk vakıflarına bağlı 34 dönümlük bir arazinin tayinli vakıf idare heyeti tarafından satışının kararlaştırılmasına tepki gösterdi.

“Vakıf İdare Heyeti Seçilmiş Değil Tayinlidir”

İstanköy Müslümanları Eğitim ve Kültür Derneği tarafından 9 Ocak 2019 tarihli açıklamada, söz konusu vakıf malının satılması için alınan karara tepki gösterildi. Dernek başkanı Kadri Memiş imzasıyla yayınlanan açıklamada, İstanköy’de yaşayan tüm Müslüman toplumun bu karara tepki gösterdiği ve karşı olduğu vurgulandı. Görevdeki vakıf idare heyetinin seçilmiş değil, tayinli olduğu hatırlatılan dernek açıklamasında, vakıf idare heyetine gelir elde etmek için farklı yöntemler aramasını önerdi.

Başbakan Çipras’a Mektup

Bu arada İstanköy Müslümanları Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Kadri Memiş, konuyla ilgili olarak Başbakan Aleksis Çipras’a da mektup gönderdi. Başkan Memiş mektubunda adadaki vakıflara ait 34 dönümlük arazinin satışının yanısıra İstanköy’e hastane yapılması amacıyla 40 dönümlük bir başka vakıf malının da satılacağı bilgisini aldıklarını aktararak, bu satışlardan vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizdi. İstanköy Adasında çok sayıda hazine arazisi ve binası olduğunu belirten Kadri Memiş, Çipras hükümeti döneminde tayin edilen Vakıf İdare Heyetinin ada Müslümanları tarafından kabul edilmeyen satışlar konusunda Başbakanın hassasiyet göstermesini beklediklerini ifade etti.

Rodos, İstanköy ve On İki Ada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği'nden Açıklama

Konuyla ilgili olarak Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nden de yazılı açıklama yayınlandı. “İstanköy (Kos) adasında Türk-Müslüman Vakıf Malları haraç-mezat elden çıkarılıyor” başlığıyla yapılan açıklamada Yunanistan’da yaşayan Müslüman Türklerin vakıf mallarının nasıl ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuldu.

Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı imzalı 9 Ocak 2019 tarihli basın açıklaması şu şekildedir:

“Yunanistan’ın Rodos ve İstanköy Adalarında Türk-Müslümanlarına ait vakıflar vardır. Vakıflar, adaların yönetiminin İtalya’ya geçmesi üzerine, Evkaf’a ait malların başlangıçta bir komisyon tarafından idare edilmesi kararlaştırılmıştı. Adaların 1947 yılında Yunanistan’a geçmesi ile birlikte 517/1947 sayı ve tarihli bir yasa çıkartılmıştır.

Anılan yasada “Adalarda yürürlükte bulunan karar ve kararnameler, Yunan yasalarına aykırı olmamak koşulu ile gerekli kanunlar çıkarılıncaya kadar geçerlidir.” denmesine karşılık ilk olarak cemaat ve vakıf idaresini denetim altına almak amacı ile hükümet murahhası atanmıştır.

Yunanistan, Rodos’da olduğu üzere İstanköy’deki vakıflar yüzde 0,6 oranında emlak vergisine tabi tutmaktadır. Başka bir ifade ile İstanköy ve Rodos ‘da yaşayan Türklere ait vakıflardan, gayrımenkulleri olan ticari bir kuruluş ile aynı oranda emlak vergisi alınmaktadır. Buna karşılık Yunanistan’daki Ortodoks Hıristiyan Kilise Kurumları ve Kilise her türlü vergiden muaftır. Burada bir eşitliğin olmadığı gözlemlenmektedir. Bu haksız uygulama, adeta vakıf mallarının elden çıkartılmasına bahane oluşturma mekanizmasına dönüşmüştür.

Diğer yandan, Yunanistan’daki Türk vakıfları, 1923 Lozan Barış Antlaşması öncesinde Osmanlı Devleti Hukuk Sistemi’ne uygun olarak kurulmuşlardır ve bugün de Osmanlı Hukuku, İslâm Hukuku ve ikili antlaşmalara uygun olarak yönetilmeleri gerekmektedir. Bu bağlamda bilinen, ancak dile getirilmekten kaçınılan bir gerçek de, Evkaf Nizamnamesi’ne göre “Vakıf Malının alınamaz, satılamaz, mülk edinilemez ve miras olarak taksim edilemez” olmasıdır.

Anlaşmaya göre, Evkaf Nizamnamesi uyarınca şimdiye değin gerçekleştirilen satış ve bağış işlemlerinin tümü geçersizdir.

Evkaf İdaresi’nde, Cami, Okul, Medrese, Mezarlık ve Çeşme gibi inanç camiasına ve amme yararına hizmet veren taşınmazların Tapu Senetleri yoktur. Evkaf Nizamnamesi’ni düzenleyen hukukçular, vakıf malının satılmasını engellemek amacıyla anılan yapıtlar için Tapu Senedi vermemişlerdir. Bu nedenle “tapusu olmayan bir mal kanunen satılamaz” kararının geçerli olması gerekmektedir.

Öte yandan, vakıf mallarının korunmasının İstanköy ve Rodos’un Müslüman Türk ahalisinin din ve ibadet özgürlüğü ile bağlantılı bir mesele olduğu aşikardır. Bahsekonu din ve ibadet özgürlüğünün cemaat olarak kullanılabilmesi için sözkonusu malların korunması elzemdir. Bu itibarla, Yunan Yönetimleri tarafından atanmakta olan Yönetim Kurullarının sürdürdüğü tasfiye işlemlerinin aynı zamanda din ve ibadet özgürlüğünü kısıtlayan bir niteliği olduğunu düşünmekteyiz.

Özetle, AİHM ve Avrupa Birliği ölçütlerine göre, şimdiye kadar yapılan bu satışların tümü usulsüz ve geçersizdir.

Buna karşın, son yıllarda Türk-Müslüman Vakıflarına ait mallar Yunanistan tarafından haraç-mezat satılmaktadır.

Son aylarda İstanköy’de de Vakıf Mallarının elden çıkarılması ile ilgili iki konuya dikkatinize çekmek istiyoruz. Bunlar, İstanköy’de yapılması tasarlanan Hastane Binası için vakıfa ait arazinin elden çıkarılması ile Gurniati-SCHINARI mevkiindeki 34120 metre karelik yine vakıfa ait bir arazinin 31 Ocak 2019 tarihinde müzayede ile satılacağı konusudur.

Geçmişte de Rodos Vakfına bir çok taşınmaz mal bu şekilde elden çıkarılmıştı. Günümüzde neredeyse Rodos Vakfı’na ait taşınmaz mal kalmamış durumdadır.

Durumu, Dünya ve Türk kamuoyunun bilgilerine sunuyoruz.”

Batı Trakya'da da Benzer Haksızlıklar

Lozan Antlaşması ile Batı Trakya’da azınlık statüsüyle bırakıldığı günden bu yana Batı Trakya Türkleri de aynı haksızlıklara maruz kalmaya devam etmektedirler.

Yunanistan, Osmanlı’dan kalan tarihi yapıları yok ettiği gibi, Batı Trakya’daki Müslüman Türk Azınlığın vakıf mallarını farklı tertiplerle sistematik olarak ellerinden almaktadır.

Yunanistan’da 1967’de yönetime el koyan cunta döneminden beri Müslümanların vakıf mallarını idare eden Vakıf İdare Heyetleri hükümetler tarafından tayin ediliyor. Oysa başta Lozan olmak üzere uluslararası anlaşmalara ve hukuka göre söz konusu idare heyetleri ilgili azınlık tarafından seçilmelidir.

Yunanistan’daki hükümetler tarafından antidemokratik ve hukuka aykırı olarak dayatılarak tayin edilen heyetlerce idare edilen vakıfların 1923’ten beri akıbetinin ne olduğu tam olarak bilinemiyor. Mülklerin kontrolü devletin elinde olduğu için hangi mülklerin nasıl elden çıkarıldığı ve günümüzde ne kadar kaldığı tam olarak bilinmiyor. Kesin olarak bilinen, Yunan idaresinin farklı zamanlarda keyfi müdahalelerle vakıflara el koyduğur. Çok sayıda vakıf arazisinin aykrı bir biçimde istimlak edilerek üzerlerine üniversite, hastane, yol, park vb. yapılmıştır.

Yunanistan’da geçmişte olduğu gibi günümüzde de çok sayıda vakıf mülkü değişik bahanelerle elden çıkarılmaktadır. İstanköy’deki durum, bunun en bariz kanıtıdır.


PAYLAŞ