AKBABALARIN YILI

Ülkemizde tarihe olan merakın hızla arttığı günümüzde genç, ancak üretken yazarlardan olan Yavuz Ahmet Koç’un kaleme aldığı tarihi roman1*, Şehzade Mustafa’yı anlatıyor. Bütün hikâyesini değil, onu boğdurmaya götüren hırsların hikâyesi, anlatılanlar. “Kalemini Hürrem kırdı, ağıtını Yahya yazdı.” diyor kapakta. Ve devam ediyor: “Fetvasız ve fermansız bir ölümün hikâyesi…” Kitabın tanıtım toplantısında, tarihimizdeki üç önemli Arnavut kökenli Türk büyüğünden bahsediyor yazar. “Üçünün de Türk milletine olan hizmeti çok büyük ve önemli. Yerleri tartışmasız. Ve kendilerini her zaman Türk olarak addeden şahsiyetler.” diyor. Kitapta, hayatı Şehzade Mustafa ile birlikte anlatılan şair Taşlıcalı Yahya, Kaşgarlı Mahmut’tan sonra ikinci Türkçe lügati ve Türk kelimesini kullanan Kamus-u Türki’nin yazarı Şemsettin Sami ve İstiklal Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy, bu üç şahsiyet. Taşlıcalı Yahya, Şehzade Mustafa’nın boğdurulmasından sonra söylediği beyitler ile dikkati çekmiş ve buna rağmen cezalandırılmadan bir kenar Balkan şehrinde devlet görevlisi olarak yaşamasının hikâyesini, Şehzade Mustafa’nın katli olayını, o dönemin şartlarını, boğdurulma hadisesine uzanan yoldaki Osmanlı’nın durumunu, hatta sarayın hâlini anlatır, kendini dinlemeye sonra da bunu yazmaya niyetlenen Gelibolu’lu Tezkireci Ali’ye. Kitap farklı bir roman diline sahip: 1-Taşlıcalı ile Tezkireci’nin karşılıklı soru cevap tarzı bir tarihi röportaj şeklinde yazılmış bu roman. 2-Anadolu’nun günümüzden 30-40 yıl öncesinde bile devam eden hikâye anlatan ve köy köy dolaşan halk kültürü anlatıcısı gibi “arkası yarın” şeklinde devam eden üç günlük bir anlatım şekli. Anlatım devam ederken arkasından ne gelecek, sorusunun merakı ile kitap devam ediyor. Anlatım dilinin sadeliği, şair Taşlıcalı Yahya’nın biraz avam kaçan dili, geçmişe götüren sahneler  kitabın rahat okunmasını sağlıyor. Şehzade Mustafa’nın babası Sultan Süleyman’ın otağına girdiği ve boğdurulduğu zaman ki anlatım, okuyucuyu duygu seline boğuyor. Hürrem Sultan ve Sadrazam Rüstem Paşa’nın televizyon dizisinden dolayı gündemde olduğu son birkaç yılda olayların biraz da sarayın dışından nasıl göründüğü, nasıl değerlendirildiğini, Fuzuli, Baki, Taşlıcalı Yahya hatta Sultan Süleyman’ın bile beyitleri ile tatlandırılmış güzel bir kitap. Gelecekte başka tarihi romanlara da imza atacağını bildiğimiz, değerli bir yazar katılıyor edebiyat dünyasına. Okunacak ve tavsiye edilecek bir roman.


PAYLAŞ