Elli altıncı bahar yirmi haziranda;
Sona erdi yeni bir yıla girdik bu gün.
Yaklaşıyoruz menzil değildir Fizan’da
Doğumla başlamış bir yola girdik bu gün.

Ne zaman gurbet elde vatan desem vatan,
Bir hüzün çöker başa her taraf kör duman,
Sönmeyen bir ateşte yanar sanki insan
Kar yağdı şakaklara çöle girdik bu gün.

Ne günler geldi geçti son bir yıl içinde,
Güle oynaya gittik memleket izinde,
Hava deniz su sıcak çalışanlar günde
Ter döküldü bedenden sele girdik bu gün.

Al elmalar gülümser yemyeşil ağaçta,
Kızarmış dometesler yan gelmiş kıraçta,
Gönül koymuş sözlere süzülmüş bir taçta
Halay çektik halay el ele girdik bu gün.

Ramazan karşıladı Akdeniz yeliyle,
Yüreğime işledi bir güzel eliyle,
Nakış nakış Türkçede bal verdi diliyle
Bülbül etti nadir bir dile girdik bu gün.

Ağustos ortasında bedenim sarsıldı,
Bir saniye içinde sol bacak kırıldı,
Ambülans uçak geldi gurbete varıldı
Kesilip dikilince tele girdik bu gün.

İnanmak gerek ilk evvel etmek için umut,
Dua ile çalışmak başarıya kanıt,
Tevekkül et sonuca, sabır güzel anıt
Teslimiz her şeyimle bala girdik bu gün.

Güzel işler yapılmış memleket çok güzel,
Samsun nazlıdır, Ordu nazik ordu özel,
Kavramlar karışmasın siyaset bir gazel
Türkü kalır özüyle güle girdik bu gün.

Muallakta dolaşır kimdendir bu emir,
Engel bilmez bu millet dağlar olsa demir,
Hilal kaşlar altında gözler sanki kömür
Kökü sağlam gövdeden dala girdik bu gün.

Türk Dünyası uzanır bir baştan bir başa,
Kazak, Türkmen, Azeri kavuşur kardeşe,
Kaşgar’dan, Semarkant’tan, Kerkük’ten bin neşe
Şafaktır – müjdeli bir hale girdik bu gün.

Abdürrahim üstadım ardında eserle,
Vardı ulu divana güzel bir değerle,
Ressam Halil, anlattı bu durumu sırla
Damla derken berrak bir göle girdik bu gün.

Halil GÜLEL
Düsseldorf / 20.06.2012


PAYLAŞ