Dün biz vardık, bugün bayrağı sizlere teslim ettik. Namlulara çiçek sürdük. Kalemlerimizi çoktan kuşandık.  Gün oldu, bağrımızı yurdumun bahar gözlü çocukları için kahpe kurşunlara siper ettik. Aydınlığa koşarken şehitler verdik.
     Toprağı vatan kılan şehit öğretmenim!
     Sizler öğretmenliği bir ateşten gömlek gibi giydiniz!
   Türk'ün Ateşle İmtihanı"nı başaryla verdiniz.
   Güneşe uçan kelebekler oldunuz.
   Zirvelere kardelenler ektiniz.
   Çok özlediğiniz o "Gül Şafağı"nı görmeden bizlere veda ettiniz.
   Gözlerimizde boynu bükük hüzünlü bir lâle olarak kaldınız.
   Bayrağa al oldunuz. Al renge hilâl oldunuz.O nazlı hilâle eş oldunuz.
  "Barışın güvercini, savaşın kartalı" oldunuz.
   Yunus'ta gönül, Karacoğlan'da sevda, Hacı Bektaşı Veli'de sabır, Mevlana'da hoşgörü oldunuz.
   Siz Aybüke, siz Necmettin oldunuz!
  Siz Fırat'ın  ülküsünde "Eylül'ün Kırdığı Gül" oldunuz.
    Siz Mustafa oldunuz, siz Mustafa Kemal oldunuz!
    Şimdi "güvercinler geçer üstünüzden."
   Hayatının baharında gök ekin gibi biçilen öğretmenlerime yanar içim köynür özüm. Ama korkmadık, yılmadık. Her şehidimiz olanda bir ölüp, bin dirildik.
"Ey şehitler tepesi andımız olsun,
  Bu gömülen şehitler üstüne!..
  Seni elden bırakmayacağız haşre dek,
   Düşmedikçe birer birer üstüne!"

Necdet Ekici


PAYLAŞ