3 Temmuz tarihli Hürriyet Gazetesi'nin ekonomi sayfasında “2 bin çeşit defter üretip 20 ülkeye satıyorlar, ’GIPTA’ ediliyor“ başlıklı bir haber-yazı yayınlandı. Haberin alt başlığında da şu ifadeler yer alıyor: “yaklaşık 34 yıl önce Ankara‘da promosyon ürünleri pazarlayan iki arkadaş Vecdet Şendil ve Nazım Pınar, bugün 20 ülkeye kırtasiye ürünleri satan “Gıpta Group”u kurdu. Şirket defter üretiminin yanı sıra kalemden sulu boyaya, post-it’ten sıvı yapıştırıcılara kadar birçok ürünü pazara sunmayı başardı. Vecdet Şendil başarılarının şans yahut rastlantı olmadığını, yoğun bir emek ve çabanın, daha da önemlisi Ar-Ge, İnovasyon gibi ülkemizde adı çok edilen ama ne yazık ki sanayide henüz yeterli yoğunlukta kullanılmayan çağdaş teknikleri işlerinde uygulamalarının sonucu olduğunu vurguluyor: 34 yıl önce promosyon ürünleri pazarlayan küçük bir şirkettik. Başlangıç dönemlerinde bu ürünleri alıp satıyorduk.Daha farklı, inovatif ürünler yapabilirsek fark yaratacağımızı biliyorduk. Bu düşünce ile ürün imalatına girdik. 3-5 kişi ile alıp satarak başlayan işimiz ikinin metrekarede hizmet veren dev bir şirkete dönüştü.” diyen Şendil, Ar-Ge ve Tasarım Merkez’i kurduklarını, yakın zamana kadar Çin’den ithal edilen bazı ürünleri tesislerinde üreterek Çin’e rakip olduklarını kırtasiyede yaklaşık on bin adet ürünlerini iç ve dış piyasalarda pazarladıklarını, ihracata yönelik girişimlerini daha da artıracaklarını ifade ediyor. Vecdet Şendil sıradan bir iş adamı değil. 80 öncesinin kaotik ortamında henüz lise çağında ülkücü hareketin içerisinde yer alan rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile omuz omuza ölümü göze alarak mücadele veren, Ülkü Ocakları’nın üst kademesinde darbeye kadar görev yapan, tutuklanıp 4 buçuk yıl Mamak zindanlarında çile çektikten sonra suçlu olmadığı nihayet görülüp serbest bırakılan bir hikayesi var. Kader birliği yaptığı dava arkadaşlarıyla ilişkileri hep devam etti. Muhsin Başkan gene başkanlarıydı. Sayıları fazla değildi ama dostluğun, gönül beraberliğinin değerini biliyorlardı. Bunu yaşamak, hayatlarına yansımak azmindeydiler. İşleri kolay değildi, orta yahut dar gelirli ailelerin evlatlarıydılar. Onurlarıyla yaşamak için çok çalışmaları gerekiyordu. Bunu da iyi başardılar. Ufacık imkânlarını birleştirerek bir çiçekçi dükkanı açtılar. Vecdet 80 öncesinde Ocak’ın muhasibiydi. Hesap işlerini iyi bildiğinden işin bu tarafını O’na bıraktılar. Bu küçük dükkanın gelirini paylaşarak hayatlarını sürdürdüler. Cezaevi sonrası ortamda ezilmeden ayakta kaldılar. Kazançları helal olduğundan bereketli, akıllarını kullandıklarından verimliydi. Böylece yuvalarını kurdular. Vecdet,Deryal ve Mahir siyasetin dışında kalmayı tercih ettiler. Ancak Muhsin Başkan her zaman başkanlarıydı. Şehadetine kadar en yakınında onlar oldular. Vecdet ve Deryal seçtikleri alanda istikrarlı şekilde işlerini geliştirdiler. Bir çoklarında olduğu gibi parayı görünce inandıkları değerlerden ilkelerinden uzaklaşmadılar, dostluklarına sadık kaldılar. ATO’da uzunca bir süre birlikte yönetimlerde birlikte olduk. Burasına milli bir üslûp kazandırmaya, siyasetin dışında kalarak insanımıza, ülkemize, meslek camiasına hizmet eden bir çizgide olması için çalıştık. Bir başka ifadeyle Türkiye’nin en büyük gazetesinde bir başarı hikayesi olarak sunulan Vecdet Şendil, siyasete girmemekle beraber sadece işinden ibaret bir dünyaya hapsolup kalmadı, fikirlerine ve inandıklarına meslek kuruluşlarının yönetimlerinde yer alarak, seçim mücadeleleri yaparak hizmet etmeye devam etti. Vecdet Şendil’in bugünkü başarı hikayesinden hem milliyetçi kesim hem de özelikle gençler açısından çıkarılması gereken önemli dersler var. Bir kere siyasetin her şey olmadığı, özellikle milliyetçi bir dünya görüşüne, ideallere sahip bir insanın siyaseti hayatının mihveri yapıp bu alana odaklanmak yerine başka alanlarda da aklını, zekasını, enerjisini seferber ederek ülkemize, insanlarımıza ve nihayet düşüncelerimize hizmet kapılarının açık olduğunu ortaya koyuyor. Siyasetçinin yanına sokularak, kamu imkanlarından rantından yararlanarak, kısacası ”çanak yalayıcılığı yapıp kısa yoldan zenginleşmek yerine, kendi emeğine, alın terine dayanarak helalinden kazanmanın mümkün olduğunu, böylesinin çok daha doğru ve onurlu olduğunu ispatlıyor. Toplumsal açıdan bakıldığında, büyük bir sorun olan ”milli burujuvazi “eksikliğinin, Şendil gibi örneklerin çoğalmasıyla giderilebileceği, şuurlu ve milli değerlerini sahiplenen varlıklı orta sınıfların oluşması, günümüzde yaşanılan bir çok sosyal sorunun aşılmasına devletin ulaşamadığı eğitim, sağlık, bilim ve düşünce merkezleri gibi konulara çözüm getirilmesine, daha kaliteli sanat faaliyetlerinin yapılmasına zemin hazırlayacaktı. Milliyetçiler bütün sorunların çözümünü siyasette görüp verimsiz ve yararsız tartışmalarla zaman ve enerjilerini tüketmek, birbirleriyle hasım haline gelip marjinalleşmek, sonuçta öndeki lokomotife vagon olup kalmak yerine,fikir ve ideallerine hizmetin başka yollarının da bulunduğunu görebilirlerse, gençleri buna inandırıp yönlendirirlerse eminim pek çok şey olumlu anlamda değişecektir.


PAYLAŞ