Kerkük’teki en önemli Türk eserlerinden biri olan, 200 yıllık Kayseri çarşısı yandı. Burası önemli bir altın ticareti merkezi olmasının yanı sıra, Kerkük kalesi, Aziziye kışlası, Nakışlı camii gibi kentin Türkmen kimliğini tartışılmaz kılan eserlerden biriydi. Yangının sabotaj sonucu olma ihtimali çok yüksek. Ancak bunu ortaya çıkaracak zihniyet ve liyakatte yönetimin bulunmayışı doğru bir sonuca ulaşılmasını zorlaştırıyor.

Kerkük başta olmak üzere, bu bölgede 9’ncu asırdan beri var olan, Anadolu’dan önce buralara gelip yerleşen, yönetimlerini kuran Oğuz-Türkmenlerin inşa ettikleri tarihi nitelikteki yüzlerce eser coğrafyanın kimliğini ortaya koyan tapu belgeleri niteliğindedir.

Hem Araplar hem de Kürtler bölgenin tarihi derinliğe sahip Türkmen kimliğini yok etmek, nüfus yapısını lehlerine çevirmek maksadıyla yoğun çaba harcadılar, Türkleri göçe zorladılar. Barzani on binlerce Kürt’ü Kerkük’e taşıyıp yerleştirdi. Peşmergeler Saddam’ın devrilmesinden sonra kenti işgal ederken ilk yaptıkları nüfus müdürlüğünü içindeki kayıtlarla birlikte yakıp kentin hafızasını yok etmek oldu.

Barzani geçen yıl başarısızlıkla sonuçlanan bağımsızlık girişimi akabinde kısa bir süre sustuktan sonra Kerkük’ü başkent yapma iddiasını yeniden tazelemeye çalışıyor.

Kerkük ve bölgedeki Türkmen varlığı Türkiye için her bakımdan önemlidir; burada teröristlerle iç içe, omuz omuza olan bir siyasi yapının oluşumunu önleyemez isek hem soydaşlarımıza karşı milli sorumluluğumuzu yapmamış, hem de Türkiye’nin güvenliğine ve huzuruna yönelik tehditlerin kapılarını ardına kadar açmış oluruz.

Türkiye vakit geçirmeden yanan tarihi çarşının onarımı için girişim başlatmalıdır. Afrika ülkelerinde, Gazze’de ve birçok ülkede bu tarzda faaliyetleri sürdüren TİKA, istenirse bunu en kısa zamanda başarır. Böylelikle Türkiye buraları terk etmemekte kararlı olduğu mesajını güçlü şekilde herkese vermiş olur.


PAYLAŞ