Suudi gazeteci ve ABD vatandaşı Cemal Kaşıkcı’nın, nikah işlemleri için gittiği konsolosluk binasından çıkmamış olması, Türkiye’yi ağır bir diplomatik sorunla karşı karşıya bırakmış bulunuyor. Henüz kesin delillere ulaşılmasa da, Kaşıkcı’nın siyasi bir cinayete kurban gitme ihtimali çok yüksek görünüyor.

Olay bizim açımızdan sıradan bir infaz değildir. Türk Devletinin hukuki varlığı, egemenliği yabancı bir ülke tarafından, meydan okunurcasına saldırıya uğramıştır. Cumhuriyet döneminde bu tarz bir sorunla ilk defa karşılaşıyoruz. Bu krize karşı yürütülecek politikaların, atılacak adımların ülkemizin uluslararası ve özellikle bölgedeki itibarı açısından önemli sonuçları olacaktır.

Suudi’lerin yönetim yapısı, devlet felsefesi, hukuk anlayışı açısından yapılanın sürpriz sayılacak bir yanı yoktur. Önceki yıllarda da rejim muhalif bir çok ismi benzer yöntemlerle infaz etmiştir. Ancak bu defakini kendi topraklarında yahut Lübnan gibi devlet otoritesinin yok sayılacak düzeydeki bir ülkede değil, egemenlik hakları konusunda son derece hassas ve tavizsiz olan Türkiye cumhuriyeti topraklarında yaptılar. Yapılanın iki ülke arasındaki ilişkilerin kopmasına yol açabileceği ortada ilken bunu neden yaptılar? Yaşanacak gelişmelerden hangi ülkeler yararlanacak? Suudiler Türkiye’nin imajını sarsarak kimlere nasıl bir mesaj verme peşinde? Meseleleri muhalif bir gazeteciyi ortadan kaldırmaksa isteseler bunun diplomatik krize yol açmayacak farklı tarzlarını uygulayabilirlerdi.

Türkiye bir yandan bütün dünyanın ilgilendiği bu vahim olayı aydınlatmak için gerekli tüm girişimleri yaparken, diğer yandan bütün bu soruların cevabını bulmaya çalışmalıdır.

Veliaht Prens Selman ve Suudi yönetimi varlıklarını sürdürebilmek için ABD’ne onursuzca teslim olmuş durumda. Trump’un geçen hafta “Ey kral o makamda sayemizde duruyorsun. Ordunun desteği olmasa iki hafta bile dayanamazsın, para vereceksin” diyerek yaptığı hakareti sineye çekmiş olmaları günümüzde en zayıf ülkelerin bile katlanamayacağı rezil bir durumdur. Bu onursuzluğu yapanların Türkiye’ye meydan okumaya kalkışmalarının arkasında bir CİA- Mossad planı yoksa yapılan tipik bir çöl Bedevi’si haydutluğudur

Bütün ihtimalleri doğru okuyarak, sağlıklı istihbarat sağlayarak, dünya kamu oyunun ve Birleşmiş Milletler platformunun desteğini alacak nitelikte hukuki belge ve bulgularla gecikilmeden sonuca varmalıyız. Türkiye’nin sadece uluslararası alandaki itibar ve saygınlığı açısından değil, bölge ülkeleri üzerindeki yeri ve etkisi bakımından da bu soruşturma sonucunda atılacak adımlar belirleyici olacaktır.


PAYLAŞ