Ahmet Yesevi, tarihte asırlardır Türkistan ve bugün bütün Türk dünyasının manevi hayatında etkisi ve ruhani tasarrufu devam eden ve kendisine ‘Pir-i Türkistan’, ‘Hazreti Türkistan’, ‘Hazret Sultan’ gibi yüceltici unvanlar verilip ismi ve hatırası saygı ile anılan büyük bir mürşid-i kâmil; Türkler arasındaki ilk tasavvuf yolunun kurucusu bir mutasavvıftır.”

 

Dr. Hayati Bice, 2016 yılının, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kuruluşu olan UNESCO tarafından “Ahmet Yesevi Yılı” ilan edilmesi anısına, Ahmet Yesevi Üniversitesi tarafından bastırılan Pir-i Türkistan Ahmet Yesevi isimli kitabına bu cümlelerle giriş yapıyor.

 

Daha önce de Ahmet Yesevi Hazretleri’nin hikmetlerini, önceden bilinenlere yenilerini de ekleyip zenginleştirerek yayımlayan Dr. Bice, aslında bir tıp doktoru. Bu alanda mesleki kitapları da var ancak, “Tıbbiye’den ara sıra da doktor çıkar.” kavlince belki de asıl önemli hizmetini Ahmet Yesevi Hazretleri üzerine yaptığı araştırmalar ve yayımladığı eserlerle gerçekleştirdi. “Divan-ı Hikmet”, “Ahmet Yesevi Türbesi”, “İşaret Taşları”,  “Türkistan Rüyası” ve “Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi” onun hazırladığı başlıca eserler.

 

“Ahmet Yesevi, sabah namazının sünnetini Yesi’de, farzını Kâbe’de kılar idi. Ve yine Cuma namazını hem Yesi’de, hem de Hızır Aleyhisselam ile Kâbe’de kılar idiler, ayrıca Sayram’da da kılar idiler. Bayram namazını da aynı şekilde…”

 

Ahmet Yesevi Hazretleri’nin hayatı anlatılırken bu menkıbeye mutlaka yer verilir. Dr. Bice’nin Yesevi ile tanışması, daha doğrusu yakın ilgi sahasına girmesi de bir bakıma bu menkıbenin tezahür etmesi gibidir. 1100’lü yıllarda, şimdi Özbekistan’da bulunan Türkistan şehrinde yaşayan Ahmet Yesevi’nin dergâhında yetişen dervişler, erenler Anadolu’ya kadar gelerek bu coğrafyanın vatanlaşmasında ve Türkleşmesinde önemli roller almışlardı. Dr. Bice, bunları elbette biliyordu ama 1990 yılında Medine-i Münevvere’de karşılaşıp sohbet ettiği Uygur Türklerinden, Doğu Türkistanlı Abdülmecid Kâşgari, onun hayatına âdeta yön veriyor ve 1901 tarihini taşıyan bir Divan-ı Hikmet baskısını, “Alın, Hazreti Sultan’ın eserini Türkiye’de basın.” diyerek teslim ediyor ve 144 hikmetten oluşan bu eser, 1993 yılında yayımlanıyor.

 

Bundan sonra araştırmalar, incelemeler, Yesi’ye seyahatler başlar ve çalışmalar aralıksız devam eder. Elimizdeki kitap üç bölümden oluşuyor ve büyük boy 395 sayfa. Tabii, 37 sayfa tutan ve kitabın takdimi, Türkistan’ın İslamiyet’le tanıştığı dönemlerle tasavvufi akımların o bölgedeki serüveninin anlatıldığı giriş kısmı da başlı başına bir bölüm olarak kabul edilebilir. Her bölümün sonunda ayrıca “Notlar ve Açıklamalar”a yer verilmiş.

 

“Ahmet Yesevi’nin Tarihî ve Menkıbevi Hayatı” ana başlığı ile ele alınan ve yedi ara başlıktan oluşan Birinci Bölüm’de Yesevi’nin doğduğu ortam ve aile kökleri, çocukluğu, ilk öğretmeni olan Arslan Baba, o bölgeyi etkileyen büyük değerlerden Yusuf Hemedani Hazretleri’nden söz ediliyor. Bu bölümde Ahmet Yesevi’nin Tarihi ve Menkıbevi hayatı anlatılarak Yesevi Ocağı’nın nasıl tütmeye başlayıp dağlar, yollar, sınırlar aşarak gönüllere girmesi konu ediliyor.

 

“Yesevi Yolunu Bugüne Ulaştıranlar ve Yesevilik” ana başlığı ile verilen ve sekiz ara başlıktan oluşan İkinci Bölüm’de ise o ocakta pişip olgunlaşan dervişlerin soyundan gelen “Bel Evlatları” ile ruhani vârisleri olan “Yol Evlatları”nın Yeseviyye Tarikatı’nın mensupları ve temsilcileri olarak dağılmaları, irşad görevlerini başarıyla yerine getirmeleri, ayrı zaman diliminde yaşamamalarına rağmen Yesevi Hazretleri’nin Emir Timur üzerindeki tesiri ve bu manevi atmosferin “Sultanlara Baş Eğdirmesi” konu ediliyor. Bunda en büyük etken, Ahmet Yesevi Hazretleri’ne ait Hikmetlerin, “Tasavvufi Türk Edebiyatı’nın ilk eseri” oluşu ve hâliyle Türk yurtlarında meydana getirdiği etkidir. Bu bölümde, Yesevilik Yolu’nun “Dört Kapı Kırk Makam”ıve Yesevi dervişlerinin görevleri de etraflıca anlatılıyor. Dr. Bice, “Yesevi Hikmetleri, Türkler arasında bir iman birliğinin teşekkül etmesine hizmet etmesi bakımından çok önemlidir.” (s. 340)diyor. Gerçekten de öyledir.

 

Yazar, İkinci Bölüm’ün sonuna koyduğu “Derkenar”da bir dileğini şöyle ifade ederek ilgililere mesaj veriyor: “Bir dileğim de bugüne kadar birkaç başarısız örnek dışında gerçekleştirilememiş olan biyografik bir Ahmet Yesevi romanının kaleme alınmasıdır. Böylesi bir romandan yola çıkılarak çekilecek bir Ahmet Yesevi senaryosu ile çekilecek bir ‘Pir-i Türkistan’ filmi de hâlâ kahramanlarını beklemektedir…”

 

Beş ana başlıktan oluşan ve “Yesevi’nin  Zamanötesi Çekimi” ana başlığı altında beş ara başlıktan oluşan üçüncü bölüm için yazar, “Benim için bu çalışmanın en önemli kısmıdır.” ifadesini kullanıyor. Çünkü burada, günümüz insanının arayışlarına, bunalımlarına çare olabilecek bir çıkış yolu bulunabilmesi için “güncelleşmiş sorular -ve herhâlde sorunlar-a” cevap aranıyor.

 

Bu “sorunlar”dan biri ve herhâlde en önemlisi de Yesevi Hazretleri ve çağdaşlarının da işaret ettikleri “Ahir Zaman Şeyhleri”nin durumudur. Kitabın 372. sayfası ve devamında bu konu çok güzel anlatılıyor ve âdeta günümüzü okuyor. Bu arada, her geçen günün geçmişi arattığını da anlıyoruz. Yesevi Hazretlerinden iki yüz yıl kadar sonra yaşayan İshak Ata, “Hadikatü’l-arifin” isimli serinde, “Eski dervişlerin işi dua ve mücahede (gayret, çaba) idi. Şimdiki dervişlerin işi ise dinlenmek olmuştur.” diyor.

 

Yesevi Hazretleri ve ilk dönen sufileri şu görüştedirler: “Ahir zamanda bizden sonra öyle şeyhler zuhur edecek ki, şeytan onlardan ders alacak ve onlar şeytanın işini yapacaklar. Halka dost olup halk ne isterse onu yapacaklar. Müridlerine yol gösterip onları maksada ulaştırmayacaklar. Dış görünüşlerini süsleyip müridden çok hırs sahibi olacaklar ve içleri harap olacak…” (s. 373)

 

Günümüzde de zaten bu uzak görüşlülüğün tezahür ettiğine şahit oluyoruz.

 

Daha önce yazdığımız bazı kitap tanıtma yazıları için, “Kitabı okumuş gibi olduk.” diyenler olmuştu. “Okumuş gibi” olunmaması ve okunması dileğiyle satırlarımıza son verirken değerli Yesevi Araştımacısı Dr. Hayati Bice’yi bu eserinden dolayı kutluyor, eserin basılmasını sağlayan ve benzer eserlere öncülük edeceği anlaşılan Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız ve Mütevelli Heyeti Üyelerine teşekkür ediyoruz.

 

Kitabın temini için tel: .0.312.216 06 00, adres:  yayinlar@yesevi.edu.tr


PAYLAŞ