BASIN AÇIKLAMASI

Cumhuriyet’imizin 100. yılını kutlarken Devlet’imizin yargı erkleri arasında ve yargı erkini teşkil eden üst kurumlar içinde arzu edilmeyen bazı çelişki ve çatışmalar yaşanmaktadır. Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma ülküsü ile kurulan Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılında, ülkemizin ve milletimizin demokrasi ve hukuk devleti ile bağdaşmayan böylesi ihtilaf ve çekişmelere muhatap olması üzüntü ve kaygı vericidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, beğenelim veya beğenmeyelim, bir anayasa ile yönetilmekte, bu anayasa da erklerin görev ve yetki alanlarını açıkça belirlemektedir. Anayasa ve kanunlar, değiştirilmedikleri sürece herkes için olduğu gibi yüksek yargı organları için de bağlayıcıdır. Yargı organlarında görülmekte olan davalarla ilgili olarak kimsenin yönlendirici telkinlerde bulunmaya hakkı olmadığı da açıktır. Mahkemelerin ve yüksek yargı organlarının verdikleri kararlar elbette tartışılabilir ancak hukuk devleti içinde herkesin bunlara uyması zorunludur.

Ülkede yıllardır yaşanan kutuplaşma ortamını yumuşatmak yerine siyasi veya başka beklenti ve çıkar sebebiyle yangına körükle gitmenin vebali büyüktür. Türk Ocakları olarak, her zaman ve her konuda olduğu gibi bu meselede de birinci önceliğimiz, Türk Devleti’nin bekası ve Türk Milleti’nin refah, huzur ve birliğidir. Devlet’in bekası; adaletle, adalet de herkesin hukuk devleti kurallarına uymasıyla mümkündür.

Bu çerçevede, anayasal kurumlar arasında ve içinde sonuçları son derecede tehlikeli olabilecek bir çekişmeye mahal verilmemesi için yürütme, yasama ve yargı yetkilerini ellerinde bulunduranlar başta olmak üzere, basın yayın ortamından sivil toplum kuruluşlarına kadar her kesimi, sorumlu ve itidalli davranmaya davet ediyoruz.