Doğu Türkistan’da Müslüman Türklerin inanç ve ibadet özgürlüklerine ve kimliklerini ifade etmelerine karşı yürütülen uygulamalar, her geçen gün tahammül sınırlarını zorlamakta ve bölge, âdeta yaşanmaz bir hâle getirilmeye çalışılmaktadır. Yurt dışına çıkan birçok Doğu Türkistan Türkü, kendi istekleri dışında, Çin'e zorla dönmek zorunda bırakılmakta, zorla getirilenlerin kendilerinden haber alınamamakta, yurt dışına çıkanların bölgedeki aileleriyle hiçbir şekilde görüşmelerine izin verilmemekte, meşhur sanatçılar, akademisyenler asılsız ve mesnetsiz iddialarla hapishanelere atılmakta ve her türlü hakları gasp edilmektedir.

Çin Devleti’nin yetkili ve temsilcileri, bütün delillere ve şahitliklere rağmen ve son olarak da Doğu Türkistan’daki hasta annesini ziyarete giden Türkiye vatandaşı bir akademisyenin eşinin Türkiye’ye dönmesine Çinli yetkililer tarafından izin verilmediği ortaya çıktığı hâlde toplama kampı vb. baskıları tamamen inkâr etmektedirler. Türk Ocakları Genel Başkanı tarafından Mayıs ayında ayrıntılı olarak açıklanan bastırma, sindirme ve asimilasyon uygulamaları, Türk kamuoyunun gündemine ancak son günlerde gelebilmiştir.

Türk Ocakları Çin'in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi şeklinde adlandırdığı Doğu Türkistan’da uzun bir süredir "terörizm ve dinî aşırılıkçılık" bahanesiyle devam ettirdiği ırkçı tutumundan, insan hakları ve inanç hürriyeti kısıtlamalarından ve “yeniden eğitim kampları" adıyla açık hava hapishanesi şeklinde kurduğu çağdaş Nazi işkence kamplarından bir an önce vazgeçmesi, yasadışı bir şekilde gözaltında tuttuğu 1 milyondan fazla Müslüman Türk soydaşımızı serbest bırakması çağrısında bulunmakta; başta Devlet’imizin yöneticileri olmak üzere uluslararası toplumu bu konuda duyarlı davranmaya, konuyu gündeme getirmeye ve çözüm üretmeye davet etmektedir.

Bu şekilde devam etmesi hâlinde örneği görülmemiş bir soykırıma dönüşecek olan bu uygulama ve baskıların gündeme getirilmesi, asla Çin’in iç işlerine karışmak olarak değerlendirilmemeli; ekonomik ve stratejik işbirliği düşünülerek milyonlarca Müslüman Türk’ün tüm dünyanın gözü önünde asimilasyona uğramasına izin verilmemelidir. Türk medeniyetinin en önemli beşiklerinden biri olan ve Türk-İslam medeniyetinin mayalandığı, Yusuf Has Hacib’lerin, Kâşgarlı Mahmud’ların vatanı, Türksüzleştirme ve İslamsızlaştırma operasyonu ile karşı karşıyadır. Bizi bu meselede birinci derecede ilgilendiren husus, uluslararası arenadaki eski-yeni ittifaklar ve güç dengeleri, ABD’nin Çin ile rekabeti değil, Doğu Türkistan’ın Türklüğüdür.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası gözlemcilerin raporlarında da görüleceği üzere, Çin’in öne sürdüğü bahanelerin anlamsızlığı ortadadır. Çin yetkililerinin terör ve dinî aşırılık tanımlarının belirsizlik ve genişliği neredeyse bütün bölgeyi açık hapishane hâline getirmiştir ve bu süreç artarak devam etmektedir. Bu duruma bir an önce müdahale edilmeli ve soydaşlarımızın güvenliği, barış ve huzur içinde, kendi vatanlarında kendileri olarak yaşama hakları teminat altına alınmalıdır.

Bağımsız uluslararası kuruluşların da teyit ettiği bu baskı ve zulümleri kınıyoruz. Şayet Çin Hükûmeti Türkiye ve diğer Türk devletleri ile Kuşak Yol Projesi de dâhil, sağlıklı ilişkiler kurmak istiyorsa Türk devletlerinin yetkilileri, Çinlilere Doğu Türkistan Türklerinin kimlik haklarına saygı göstermesi gerektiğini, uygun diplomatik lisanla ve politikalarla göstermek zorundadır.

Kamuoyuna saygı ile arz ederiz.

Türk Ocakları Genel Merkezi


PAYLAŞ