Türk Ocakları Bölge Toplantılarının dördüncüsü, 25 Nisan 2026 Cumartesi günü Giresun şubesinin ev sahipliğinde yapılmıştır. Genel Başkan Prof. Dr. Mehmet Öz'ün Türkiye ve dünya gündemine dair açılış konuşmasından sonra şube başkanları, şube faaliyetleri hakkında bilgi verip gündeme ilişkin görüşlerini paylaşmışlardır. Ev sahibi Giresun Şubesinin yanında Çorum, Samsun, Tokat, Amasya, Ordu, Bayburt, Gümüşhane, Trabzon, Rize, Ardahan, Kars şube başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin ve üyelerimizin katıldığı Toplantı’da yapılan müzakereler sonunda daha önce Manisa, Sakarya ve Edirne'de yapılan Bölge Toplantılarında dile getirilen hususların yanında bölge açısından önem taşıyan başlıklar da dikkate alınarak aşağıdaki tespit ve görüşlerin Türk milleti ile paylaşılmasına karar verilmiştir:
1. Türk Ocakları; kuruluş felsefesi doğrultusunda, Cumhuriyet’imizin ikinci yüz yılında aile ve nüfustan Dijital Çağ'ın meydan okumalarına kadar bir dizi sorunumuza çözüm önererek 1990'lardan günümüze uzanan süreçte Türk Devletleri Teşkilatına evrilen Türklerin "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" ülküsünü daha ileri seviyelere taşımak için çalışmaya kararlı bir şekilde devam etmektedir.
2. 1990'lardan günümüze "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" ülküsü doğrultusunda çok önemli mesafe kat edilmiştir. Ortak Türk Alfabesi’nin hayata geçirilmesi de bu hedefe ulaşılmasında vazgeçilmez bir zorunluluktur. Güçlü bir Türk Dünyası, kargaşa içindeki dünya dengeleri ve küresel barış bakımından da hayati öneme sahiptir.
3. Türkiye, bir yandan kırk yılı aşkın süredir başımıza bela olan etnik bölücü terör sorununu çözmeye diğer yandan bu sorunu da içeren bölgesel tehditlere yönelik bir arayış içinde, sonradan "Terörsüz Türkiye" adı verilen bir sürecin içinden geçmektedir. Daha önce de açıkladığımız gibi, vatanını seven herkes terörün sona ermesinden de Türkiye'nin bölgesel bir güç hâline gelmesinden de büyük bir memnuniyet duyacaktır. Ne var ki, söz konusu süreçte, Teröristbaşına âdeta "baş müzakereci" konumunun verilmesi ve başlangıçta pazarlık söz konusu olmadığı yönündeki “vaat açıklamaları”nın aksine yasal ve anayasal değişiklikler konusunun gündeme getirilmesi kesinlikle kabul edilemez.
4. Bu süreçte, bazen muğlak ifadelerle olsa da, devlet ve millet tanımı ve kimliği hususunda çok ciddi değişiklikler yapılacağına dair işaretler gözlemlenmektedir. Gerek PKK elebaşılarının gerekse uzantı parti temsilcilerinin egemenlik paylaşımı, iki resmî dil ve vatandaşlık tanımı konularında yaptıkları açıklamalar ortadadır. Hatırlatırız ki, binlerce yıllık tarihe sahip olan büyük Türk milletinin Anadolu'dan Balkanlar’a uzanan tarih kesitindeki kimliğini, Selçuklulardan Beyliklere, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan tarihimiz yoğurmuştur. Bu topraklara “Türkiye”, bu millete “Türk” adı şehitlerimizin kanlarıyla kazınmıştır. Üniter millî devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini şu veya bu yolla aşındırma girişimlerinin kaçınılmaz sonucu, Devlet'in çökmesi, Millet'in bölünmesidir. Vatanını ve milletini seven kimse buna rıza göstermez, izin vermez.
5. İsrail'in güvenliği ve başta petrol olmak üzere bölgemizde bulunan enerji ve su kaynakları ile kıymetli madenlerin kontrolü gibi etkenlerin şekillendirdiği Büyük Orta Doğu Projesi çerçevesinde Irak ve Suriye'deki merkeziyetçi yapıların tasfiyesinden sonra bölgenin en güçlü devleti olan Türkiye'nin üniter millî devlet yapısının hedefte olduğu açıktır. Nitekim Gazze'de 21. yüzyılın en vahşi soykırımını icra eden İsrail'in, Epstein Skandalı’nın gölgesinde, ABD ile birlikte uluslararası hukuku ayaklar altına alarak İran'a karşı yürüttüğü savaş, bizim için de kuvvetli bir uyarı olmalıdır. Savaşta kırılgan bir ateşkes dönemine girilmekle birlikte, bölgemizdeki yangının her an farklı noktalardan alevlenme ihtimali, kesinlikle göz ardı edilmemelidir.
6. Siverek ve Kahramanmaraş’ta okullara yapılan silahlı saldırılar ülkemizi ve milletimizi derinden sarsmıştır. Bu ve benzeri saldırılarda hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, sevenlerine ve Türk milletine baş sağlığı diliyoruz. Bu acı olaylar vuku bulmadan önce Türk Yurdu dergisinin Nisan 2026 sayısını Eğitim Özel Sayısı olarak hazırlamış; eğitim sistemimizin felsefesinden öğretmen yetiştirme uygulamalarımıza kadar, akran zorbalığı ve şiddet dâhil, eğitim ve öğretim hayatımızla ilgili sorunları ele almıştık. Bu vesileyle, çocuklarımızın okul öncesinden hayata atılmalarına kadar uzanan eğitim süreçlerinde aile ve okul kadar ve hatta son dönemde onlardan da fazla iletişim araçları ve ortamının etkili olduğu gerçeği ışığında, yasakları tek çare olarak görmeden, belirli kısıtlamalar içeren yasal düzenlemelerin yapılması, sadece bireyler ve toplum bakımından değil devlet açısından da ciddi bir güvenlik sorunudur. Şiddet, akran zorbalığı, dijital bağımlılık, uyuşturucu vb. konular da dâhil olmak üzere çocuklarımız ve gençlerimizi, dolayısıyla milletimizin geleceğini tehdit eden hususlarda kapsamlı, kapsayıcı ve bütüncü bir yaklaşımla gerekli tedbirlerin alınması elzemdir. Bunu yanında ve asıl olarak yeni dönemin şartlarında aile ve okul öncesinden başlayarak insan yetiştirme ve eğitim politikamızın bütüncü bir yaklaşımla yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyoruz.
7. Ülkemizin yıllardır yaşadığı hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon ortamında ayakta durmaya çalışan başta emekliler olmak üzere sabit ve dar gelirlilerin ekonomik sıkıntılarını giderecek, sosyal adaleti sağlayarak toplumsal huzur ortamını ve millî dayanışmayı güçlendirecek tedbirler alınmalıdır.
8. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ekonomik hayatında çok önemli olan çay ve fındık üretimi başta olmak üzere tüm tarım üretimleri, bölge ve ülke ekonomisi bakımından taşıdıkları önemle orantılı olarak desteklenmelidir.
9. Artvin, Ordu, Trabzon, Rize, Giresun, Gümüşhane illerimizin yüzde 70 ila 90 kadarının ruhsatlı maden rezerv alanı ilan edildiği Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yapılan madencilik çalışmaları, bölgenin jeolojik yapısı ve iklimi dolayısıyla yüksek afet riski barındırmakta; bölgeden zorunlu yer değiştirme ve göçler, orman kaybı, ekosistemin bozulması, hava ve su kirliliğinin yanında içme suyu açısından kritik öneme sahip yeraltı sularının etkilenmesini ve tarımsal ürünlerdeki kayıpları da beraberinde getirmektedir. Madencilik faaliyetlerinde bütün bu boyutların dikkate alınarak çevreye ve geleceğimize zarar verecek tasarruflardan kaçınılması, bölge halkının beklentisidir.
Türk Ocakları olarak, Türk milletinin birliği ve Türk Devleti'nin bekası için aileden ekonomiye, gençlikten eğitime her konuda üzerimize düşen faaliyetleri yapmaya devam edeceğiz.
Türk milletine saygı ile duyurulur.