Türk Ocakları bir kültür merkezi… 1912'de kuruldu. Devrin şartları böyle bir ilim ve kültür yuvasını zaruri kıldı. Osmanlı'nın kurucu unsuru "Türk", devletine, ülkesine sahip çıkıyor.  Devletine, ülkesine sahip etnisiteler de "Türk" çatısı altında toplanmıştır. Burada öncü isimleri kaç defa sıraladık. Her biri bir başka etnisiteden...

"Türk toplumunun imparatorluktan millî devlete, ümmet yapısından millet hâline geçiş sürecinde Türkçülük-milliyetçilik düşüncesinin merkezinde Türk Ocakları bulunuyordu. Türkçülük çok milletli Osmanlı Devleti'nin kozmopolit yapısının içinde bir tepki ve kendini bulma olarak ortaya çıktı. Türkçülük akımının temsilcisi olan Türk Ocakları Mütareke döneminde iki defa İngilizler tarafından basılmış ve arşivi talan edilmiştir."

Mütareke 1918'de... Birinci Dünya Savaşı yenilgisine noktaya koyan Mondros Mütarekesi. Ve ardından İtilaf Devletleri İstanbul'a giriyorlar, Vahîdeddin'in sarayının önüne gemilerini demirliyorlar! ("Gemiler sarayın önüne demirlerse, Padişah ne yapmalıydı?" sorusunu, bizim Osmanlıcı/Siyasî İslâmcılarımız hiç akıllarından geçiriyorlar mı? Suçu İttihatçılara yüklemek kolay!)

Ardından İttihat rüesası, millî hassasiyeti olanlar bir bir toplanıyor, Bekirağa Bölüğü'ne tıkılıyor. Ardından nihaî durak Malta. İçlerinde Türk Ocakları'nın yöneticileri ve Ocağın yayın organı Türk Yurdu'nun yazarları var. 150 dolayında isim Malta'da esir tutuluyor.

Yukarıda tırnak içinde verdiğim sözler Prof. Dr. Acar Sevim'in. Önceki hafta sonu Türk Ocakları İstanbul-Kadıköy Şubesi'nin yeni dönem faaliyetleri başlarken verdiği konferansın girişi. Geçen hafta sonu Av. Hanifi Altaş'ın konferansı vardı. Acar'ı da Hanifi'yi ta öğrencilik yıllarından bilirim. 12 Eylül öncesinin zorlu şartlarında verdikleri mücadelenin şahidiyim. Aynı heyecanla ülkelerine sahip çıkıyorlar. (Hanifi'nin, ODTÜ'den İstanbul Hukuk'a nasıl ve niçin geçtiğini anlatsa, dönemin şartlarını, ülkenin içine düşürüldüğü vaziyetinin bir kesitini öğrenmiş oluruz.)

Mevzi konulara niçin girdim? Hiçbirimiz heyecanımızı kaybetmemeliyiz, ülkemize sahip çıkmalıyız. Türk Ocakları, bir motivasyon ocağıdır... Bir güven kapısıdır. Ülkü Ocakları nasıl teşekkül etti? Nasıl mücadele verdi?  Motivasyonu Türk Ocakları'ndan gelir.

Türk Ocakları, ta başından beri aylık Türk Yurdu dergisini yayınlar. (Eski yazılı sayılarının tamamını yeni harflere aktarma biz nasip oldu.

Size, bir bilgi aktaracağım. Hani Enver Paşa "Turancı" değil; "İslâmcı" deyip dururlar, "Turancılığı" öcü göstermek isterler ya... Türk Yurdu dergisinin çıkarılmasını ilk kim istemiştir biliyor musunuz? "İttihatçı" Enver Paşa!

Ahmet Ağaoğlu'ndan okuyalım: "1325 [1909] senesinde o zaman henüz binbaşı olan Enver Bey  [İttihat ve Terakkî] merkez-i umumînin emri ile bu satırları yazan muhar­ririn evine geliyor ve Türk Yurdu mecmuasının tesisini teklif ediyor. Mehmet Emin, Akçuraoğlu Yusuf  Beyler ile ilk evvel bu mecmuayı tesis ve neşretmeye başlıyoruz."

"Bu satırların yazarı" dediği Ağaoğlu'nun kendisi. Gökalp'ın 1924'te vefatının ardından yayınlanan Türk Yurdu'nun Gökalp'e ayrılmış sayısındaki "Ziya Gökalp Bey" başlıklı makalesinde bahsediyor. Türk Yurdu'nun çıkması için bizzat ilgilenen Enver Paşa'dır. Tabiî masrafı karşılayanlar da İttihatçılar.

Prof. Dr. Acar Sevim, Türk Ocakları'nda güzel şeyler yapıyor. Genç kitleleri geleceğe hazırlıyor. Elbette bütün Ocaklar ellerinden geleni yapıyor.

Türk Ocakları ne yapar? - Arslan TEKİN


PAYLAŞ