Türk tarihinde milletimizin büyük başarıları ve zaferleri olduğu gibi yenilgileri, uğradığı zulüm ve katliamlar da vardır. Geçmişimizi bütünüyle ve sağlıklı bir şekilde değerlendirmek, ancak başarılarımız ve zaferlerimiz kadar başarısızlıklarımız ve yenilgilerimizi de iyi bilmek ve bunlardan gerekli dersleri çıkarmakla mümkündür. Asil ve vakur bir millet olduğumuz için uğradığımız haksızlık ve zulümleri pek dile getirmeyiz. Zağra Müftüsü’nün dediği gibi “Aziz-i vakt idik a’da (düşman) zelil kıldı.” bizi der geçeriz. Kendi içimizdeki bölünmüşlükleri kullanan hasımların oyunları konusunda, Bilge Kağan’ın Bengü Taşlara kazınan nasihat ve tekdirlerini unuturuz.

Tarihimizde acılara, sürgünlere ve soykırıma en çok maruz kalan Türk topluluklarından biri de Nogay Türkleridir. Bilindiği gibi “Nogay” adı, Altınorda hanlarından Nogay Han’a bağlı Türk topluluklarına verilmiştir. Kıpçak Bozkırı sahasında, Altın Orda Türk Devleti topraklarında yaşayan Nogay Türkleri, ileriki yüzyıllarda bazı bölünmelere rağmen varlıklarını Deşt-i Kıpçak’ın yanında Besarabya ve Kafkasya’da sürdürdüler. XVI. yüzyıl ortalarından itibaren Rus Çarlığı’nın bu sahadaki hâkimiyetini ilerletmesine karşı direndiler. Ruslar, Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı’na karşı Nogay Türklerinden yararlanmaya kalkışmış; “ret” cevabını alınca da şiddete başvurmuşlardır.

Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra Kırım’ın Rus denetimine girmesi ve bir müddet sonra da onlar tarafından ilhakı, bölgedeki bütün diğer unsurlar gibi Nogay Türklerini de etkiledi. II. Katerina dönemindeki Rusların eriterek yok etme politikası, işgal ettikleri coğrafyayı öncelikle “İslamsızlaştırma” ve “Türksüzleştirme” üzerine kurulmuştu.

Nogay Türklerine, 28 Haziran 1783 tarihinde, Kuban bölgesinde Çariçe II. Katerina’ya topluca sadakat yemini ettirilmiştir. Bu yeminin ardından Nogay Türkleri, Ural bozkırlarına sürülmek istendi. Nogaylar, kendilerine yapılan muameleye tepki gösterdilerse de 1783’te General Suvarov ve Leontyev kumandasındaki kuvvetler, onları ağır bir kıyıma uğrattı. Nogayların birkaç büyük saldırısı, Rus silahlı birlikleri tarafından karşılanırken 1 Ekim 1783’te, Suvorov komutasındaki kolordu ve Don Kazak birlikleri, Nogay Türklerine karşı acımasız bir kıyıma girişti.

Günümüzden 237 yıl önce, bütün silahlı Nogay birliklerini kıyımdan geçiren Rus birlikleri, bölgeden kaçan sivil Nogay halkını da yaşlı, kadın ve çocuk ayrımı yapmaksızın katletti. Kurtulabilenler, Kuban Irmağı’nda boğuldu. On binlerce Nogay Türkü şehadet şerbetini içti.

Bu soykırım, 1783 yılının sonlarına kadar devam etmiş; hayatta kalan Kuban Nogay Türkleri, bugün yaşadıkları bölgeler olan Hazar Denizi kıyılarına; Yedisan ve Cemboyluklar ise Azak Denizi’nin kuzeybatısına yerleştirilmişlerdir.

Nogay Türklerinin çilesi burada bitmemiş; bölgedeki diğer Müslüman Türkler gibi göç ve sürgünleri, 19. yüzyıl boyunca devam etmiştir. Mesela, 1850’lerde başlayan ve 1865’e kadar kitleler hâlinde, sonra da küçük kafilelerle devam eden göçle Anadolu’da Çukurova, Ankara, Konya, Kırşehir ve Sivas gibi yerleşim bölgelerine iskân edildiler.

Günümüzde ülkemizde, Kazakistan’dan Macaristan’a kadar farklı ülkelerde yaşayanların yanında Rusya Federasyonu içinde, bilhassa Kafkasya’daki özerk bölgelerde yaşayan Nogay Türkleri bulunmaktadır. Yüzyıllardır uğradıkları baskı, zulüm ve soykırıma rağmen Türklüklerini ve kültürlerini koruyan kardeşlerimizle dayanışmamızı her daim diri ve canlı tutmaya devam edeceğiz. Soykırım ve sürgünlerde şehit olan Nogay Türklerinin aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.

TÜRK OCAKLARI GENEL MERKEZİ


PAYLAŞ