Yer: Türk Ocakları Genel Merkezi

Tarih: 27.05.2017


Türk Ocakları Genel Merkezi bünyesinde düzenlenen “Türk Ocakları Akademisi”nin kapanış programı düzenlendi. Programda kapanış konferansı, katılım belgesi dağıtımı ve iftar yemeği düzenlendi.

Konferansa konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezhepler Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Onat katıldı. Onat, “Din bilim ilişkisi” başlıklı bir konuşma yaptı.

“ÜRETMEKSİZİN TÜKETMEK, İSLAM’A AYKIRIDIR”

Onat, İslam coğrafyasının çıkışının, tekrar bu milletin özne oluşunun yolu aranacaksa bunun tek yolunun bilim ve bilimsel bilginin gücüne sahip olmak olduğunu ifade ederek konuşmasına başladı. Müslümanların adeta tüketmeye programlanmış varlıklar gibi hareket etmekte olduğunu söyleyen Onat, bunun insanın varlık yapısına aykırı olduğunu; insanın üretmek zorunda olan bir varlık olduğunu açıkladı. Onat, “Üretmeksizin tüketmek, İslam’a aykırıdır, tek kelimeyle ahlaksızlıktır” dedi ve şöyle devam etti: “Üretmeksizin tüketmek, insanı nesneleştirir. Nesneleşen insanlar tüketim odaklı oldukları için tüm mücadeleleri tüketmeye odaklanır. Nihayetinde tüketim odaklı insanlar, daha çok tüketim için birbirini tüketmeye başlar.” İslâm coğrafyasının kan ve gözyaşı içindeki durumuna değinen Onat, birçok kesimin bu durumdan “Batılıları” sorumlu tuttuklarına karşı şunu söyledi: “Sömürülmek isterseniz, sizi sömürecek birileri mutlaka olacaktır.”

“AKLI OLMAYANIN DİNİ OLMAZ”

Onat, Türkiye’nin kaderinin tüm Müslümanların kaderi olduğuna dikkat çekerken, Türkiye’nin bir özne olma hamlesi başlatmak mecburiyetinde olduğunu ifade etti. İslam coğrafyasında kölelik olgusuna karşı çıkan tek milletin Türkler olduğunu söyleyen Onat, yine İslam coğrafyasında “devlet” kavramının aşınmasına karşın varlığını sürdüren tek devletin Türkiye Cumhuriyeti Devleti olduğunu ekledi.

Onat, İslam’a göre sorumluluğun ön koşulunun akıl olduğunu, Hz. Peygamber’in “Aklı olmayanın dini yoktur” diye buyurduğunu aktardı. İslâm’a göre namazdan da oruçtan da daha üst bir farzın akletmek olduğunu söyleyen Onat, maalesef Müslüman geleneğin bu gerçeği büyük ölçüde ihmal ettiğini vurguladı. Onat, Kur’an-ı Kerim’de geçen üç yüze yakın “Düşünmez misiniz?” ayetini ve Allah’ın, kendi varlığının şahitleri olarak âlimleri gösterdiğini hatırlattı. Maturidi’nin bilgi kuramından bahseden Onat, üç temel bilgi kaynağını şöyle açıkladı: “Birincisi ıyam, yani beş duyu bilgisidir. İkincisi vahiy bilgisini, peygamberden gelen bilgiyi ve yazılan çizilen her türlü bilgiyi kapsar, yani insanlığın bilgisidir. Üçüncüsü ise akıldır. Fakat bütün bunların doğruluğunu en nihai aşamada akıl belirler.” Onat, aklın her zaman doğruyu göstereceğini, sorunun insanın akla kulak verip vermeyeceği olduğunu ifade etti. Müslümanların dini nitelikli her türlü bilgiyi vahiy yerine koyduklarını ve asla sorgulamadıklarını vurgulayan Onat, Kur’an’ın “Bilmediğin şeyin arkasından gitme” ayetini hatırlattı.

“GELENEK DİNLEŞİRSE, DİN BUHARLAŞIR”

Onat, insanlık tarihindeki üç değişim sürecinden şöyle bahsetti: “Birincisi okumanın, bilmenin bir fark yaratacağı ifade edildi. İkincisi aklın, düşünmenin önündeki tüm engeller ortadan kaldırıldı. Üçüncüsü, insanın dünya ile irtibatı gerçeklik olarak belirlendi.” Kur’an’daki “oku” ayetine dikkat çeken Onat, oradaki okumanın insanlığı, evreni ve insanlığın birikimini okumak olduğunu vurgularken “oku” ayetinin aklın önündeki tüm engelleri kaldırdığını açıkladı. Onat, bu birikimin sonucunda ortaya çıkan Farabi, İbn-i Sina, Maturidi, Biruni gibi âlimlerimizden bahsetti.

“GEÇMİŞİ KUTSALLAŞTIRIRSANIZ, ANLAYAMAZSINIZ”

İslâm’ın bilime bu kadar önem vermesine karşın Müslümanların bilimsel sürecin dışında kaldığını söyleyen Onat, bu durumun Osmanlı’nın yıkılışı ve üretimde geri planda kalmasıyla, 18. asırdan bu yana sürdüğünü dile getirdi. Onat, bireyde yaratıcılığın yokluğuyla yaşama tutunmanın da olamayacağını, bunun devamı olarak her şeyin kutsallaştırıldığını ifade etti ve şöyle dedi: “Gelenek dinleşirse, din buharlaşır.” Günümüzde Müslümanlar olarak bugünümüzü ve yarınımızı ya dış güçlerin ya da kendi geçmişimizin belirlediğini söyleyen Onat, hayatımızda dirilerden çok ölülerin etken olduğuna dikkat çekti. Onat, “Geçmişi kutsallaştırırsanız, anlayamazsınız” derken, üretici olmayışımız, bilimin dışında oluşumuz neticesinde geçmişi kutsallaştırdığımızı ifade etti. Bu problemden çıkış yolunun sadece eleştirel düşünceyle olabileceğini açıklayan Onat, bilimsel bilginin birikimli bilgi olduğuna karşın şu an Türkiye’de bilim alanında yapıp ettiklerimizin, ne Batılı bilim geleneğin devamı ne de Müslüman bilim geleneğinin bir devamı olduğunu vurguladı. “Kendi geçmişimizi bilmediğimiz gibi, bugünkü Batı’nın bilimsel süreçlerini de doğru dürüst okumuyoruz” diyen Onat, sağdan soldan toplama bilgilerle hareket ettiğimizi eleştirdi. Onat, Aziz Sancar’ın “ben dehaya inanmam” sözünü aktarırken, başarının kuralının çalışmak olduğunu söyledi. Türk milletine İslâm’ı yeniden öğretmemiz gerektiğini söyleyen Onat, aklın kullanıldığı sürece geliştiğini, kullanılmadığı sürece de yok olmaya mahkûm olduğunu söylerken Türklerin aklının kendi kendini yok etme aşamasında olduğunu dile getirdi. Onat, bu süreci durdurmak mecburiyetinde olduğumuzu, insanlığın bu millete ihtiyacı olduğunu söyledi.

“İSLAM ADINA YENİ ŞEYLERİ TÜRKLER SÖYLEMEK ZORUNDA”

Onat sözlerine şöyle son verdi “Türk milletinin insanlığın geleceği açısından özel bir misyonu olduğunu düşünen bir insanım. İslam adına yeni bir şeyler söylenecekse bunu Türkler söylemek mecburiyetindedir. Bu yüzden sorumluluğunuz birkaç kat fazla. Ne kendinizi küçük görün ne de dev aynasında görün ama özne olmak gibi bir niyetiniz varsa çıkış yolunuz akıl ve bilimdir. Bir zamanlar Osmanlı Devleti, topraklarını bilim adamları için güvenilir hale getirdi ve dünyadaki en kaliteli beyinler Osmanlı’ya hizmet etti. Şimdi bu beyin avcılığını Amerika yapıyor. Bugün milletinize hizmet etmek gibi bir amacınız varsa bunun yolu bilime hizmetten geçer. Tek başına bilim değil, bilimle birlikte değer üretme söz konusudur. Bilginin gücüne sahip olabilirsek insanlığın daha insani bir teknoloji ihtiyacına biz çözüm bulabiliriz.”

TÜRK OCAKLARI AKADEMİSİ KATILIM BELGELERİ DAĞITILDI

Konuşmanın ardından kürsüye çağrılan Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, konuşmacıya teşekkür etti ve Prof. Dr. Hasan Onat’ın konuşmasını destekleyici sözler söyledi. Türk milleti olarak bir ayağımızla milli kültürümüze bağlıyken öbür ayağımızla tüm dünyayı anlamak ve dünyaya seslenmek zorunda olduğumuzu dile getiren Genel Başkan Öz, akademiyi bitiren gençleri tebrik etti ve bundan sonra da kendilerini geliştirmeleri gerektiğini telkin etti.

Türk Ocakları Akademisi’nde ders veren ve programa destek olan hocalara teşekkür belgeleri verildikten sonra akademiyi tamamlayan birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine katılım belgeleri teslim edildi. Sertifika töreninin ardından öğrenciler hocalarla birlikte iftar yaptı.

Haber: Hilal Süyümbike MARAŞ


PAYLAŞ

Resim Galerisi