“Her can ölümü tadacaktır”
Ayeti-i kerime

Her can gibi, “Çılgın Aysel” lakaplı söz yazarı Aysel Gürel de ölümü tattı. Allah rahmet eylesin. Hasta yatağında, son günlerini yaşarken bile, yine çılgın bir reklâm filmini hastaneden kaçarak çekmiş.

Tüm medya onun arkasından ağıtlar yaktı. Vefatının üzerinden neredeyse on gün geçti. Hala her kanalda ondan bir parça, ondan görüntüler ve onun ismi var. Türkiye’de Türklükten başka her şey moda, herşey geçer akçe. Çılgın Aysel’in çılgınlıkları gibi. Bunu medyanın yapısını, amacını düşününce garipsememek lazım ama, burada düşündüren ve üzüntü veren noktalar da var:

Röportaj yapılan tüm sanat (!) dünyasının ünlü (!) leri diyor ki onun için: Laikliğin savunucusu, yılmaz bekçisi, modern Türk kadının önderi, liderlerinden… Çılgınlık adını kendine verdirerek aslında çok cesurca bir hayat yaşayan, aslında çok akıllıca davranıp bildiğini kendini kınatmadan yapan biri… Biri de diyor ki “o bir kahramandı”. Neyin kahramanı? Yaptığı akla ziyan çılgınlıkların kahramanı mı? Türk örf-adet-gelenek-inanç- kültür, terbiyesinin yıkılışının kahramanı mı?

Bunlar bir tarafa, medyada çılgın Aysel için kullanılan bir ifade kafaları karıştırdı ve herkesin dikkatini çekti. Meğer Çılgın Aysel Türkolog imiş. Televizyonlarda hayatı ve kimliği anlatılırken kullanılan bir ifade: Türkolog Aysel Gürel!!! Türkolog kimdir? Türkoloji okuyan mı? Türk tarih öğretmeni mi? Türkçe öğretmeni mi? Ya da Türklük konusunda araştırma yapan, araştırma yaparken de girdiği deryanın sonsuzluğunu –güzelliğini fark edip de Türk dostu olan mı?

Türkoloji konusunda araştırma yapıp ta ( başlangıç niyeti ne olursa olsun), sonra bu derya içinde Türkü sevmeyen ona hayranlık duymayan yabancı Türkolog var mı? Ben duymadım. Herhâlde olanlar da devede kulak, denizde kum tanesi misalidir…

O bir Türkolog muydu, Üniversitede Türk dili-edebiyatı, Türk tarihî vs.. mi okumuştu. Hiç söylenmedi. (Gazetelerin kimi sanat tarihî okudu diyor, kimi Türkoloji) Ama nasıl Türkolog olmuştu? Türkoloji’ye ne gibi eserler, araştırmalar kazandırmıştı? Açıklanması lazım. Yoksa bu iddia, akl-ı selim kişilerin de “kadın çılgınmış ama bak tahsilli, araştırmacı münevvermiş” demesi için mi? Ya da daha akla ziyan: “Türkologlar da çılgın olur, bırakın Türkologları, onlar da kafayı yemişler” densin diye mi?

Onun Türkoloji ile ilgili belki tek delili: Şarkı sözleri. Dikkatli bakınca Türkçe’ye hâkimiyeti ortaya çıkıyor.

Ancak sırf bunlar için bir çılgının Türkolog unvanını alması, gerçek Türkologlara biraz (hatta çok çok) ayıp ve haksızlık olmuyor mu?


PAYLAŞ