Türk Ocakları Genel Merkezinde, 28 Aralık 2019 tarihli Ocakbaşı Sohbeti’nde Prof. Dr. Mustafa TURAN “100. Yılında Atatürk’ün Ankara’ya Gelişi” başlıklı bir konuşma yaptı.

Prof. Dr. Mustafa TURAN konuşmasında kısaca şu konulara değindi;

“Birinci Balkan Harbi’nde yaşanan büyük bozgun sonrası Osmanlı, çoğu azınlığın kendisine sadık olmadığı anladı. İkinci Balkan Harbi’nde sağlanan toparlanma ile Almanlar ile anlaşmalar yapıldı ve Osmanlı kendisine bir müttefik bulabildi. Bu müttefiklik kurulurken şu durumun altını çizmek gerekir; Enver Paşa Alman hayranı olmakla itham edilir ancak bunun gerçeklik payı yoktur. Osmanlı yıllardır süren toprak kaybı ve Anadolu’da çıkan isyanlar nedeniyle zayıflamıştır ve yakında çıkacak büyük savaşın da farkındadır. Bu süreçte farklı müttefiklik girişimleri olmuştur ancak olumlu ilişkiler ancak Almanlar ile kurulduğu için Almanya ile müttefik olunmuştur. İşte bu süreçte Osmanlı, Rus gemilerini bombalamış ve Birinci Dünya Savaşı’na girmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda toplam yedi cephede savaştık. Bu cephelerin hepsinde kahramanca çarpışan Türk milleti, gençliğini kurban vermiştir. Sarıkamış’ta, Çanakkale’de, Yemen’de ve hatta müttefiklerimize yardım için katıldığımız Galiçya’da büyük kayıplar verdik. Atatürk hem bu süreçte hem de Birinci Dünya Savaşı’ndan çok önce millî bir devlet kurmanın zorunlu olduğunun farkındadır ve bu yönde çalışmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından bir süreliğine İstanbul’da kalıp kurmaylar ile toplantılar yapmış, işgallere karşı çözüm için siyaset yapmayı düşünmüş, ancak hep aklında olan Anadolu’da verilecek silahlı mücadelenin zorunlu olduğuna karar verip Anadolu’ya geçmiştir.

Atatürk, Millî Mücadele’yi 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlattı. Gerek Samsun’a geldikten sonra, gerek gelmeden önce mücadeleyi yürüteceği arkadaşlarıyla mücadelenin merkezinin neresi olacağı konusunda tartışmalar oldu. Bu tartışmalarda ağırlıkla öne çıkan iki şehir Sivas ve Ankara’ydı. Örneğin Kâzım Karabekir Paşa merkezin Sivas olarak belirlenmesi gerektiğini söylemiş ancak Atatürk Ankara’da ısrarcı olunca Ankara olarak karar alınmıştır. Bazı komutanların Millî Mücadele’nin merkezinin Sivas olmasını istemesinin nedeni Sivas’ın daha büyük bir şehir olmasıdır ancak, Sivas’ın saldırıya açık bir şehir olması merkez olarak Ankara’yı öne çıkarmıştır. Atatürk’ün Ankara’nın merkez olarak belirlenmesinde ısrarcı olmasının bir diğer nedeni ise Ankara’nın Türklük bilinci yüksek bir şehir olmasıdır.

Atatürk Samsun’a çıktıktan altı ay sonra Ankara’ya gelmiş ve Millî Mücadele’nin resmi karargâhını kurmuştur. Bu karargâh, yani meclis, kendisine dahil olmak isteyenlere birçok şart koyan bir meclistir. Bunlardan biri milletvekili olabilmek için en az 25 yaşında olmak zorunluluğudur. İkinci bir şart kötü şöhrete sahip olmamak şartıdır. Diğeri ise Türk milletinin temsil edebilecek durumda ve yetkinlikte olmak şartıdır. İşte millet için çalışacakları ince eleyip sık dokuyarak seçen bu meclis ve meclisin kurulu olduğu Ankara birçok belgede Millî Mücadele’ye adını vermiş, mücadelenin “Ankara Mücadelesi” olarak anılmasını sağlamıştır.

9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Atatürk, yayınlanan genelgeler ve düzenlenen kongreler ile mücadelenin temelini atmıştır. Amasya Genelgesi’nde “Milletin bağımsızlığını yine  milletin azmi ve kararı kurtaracaktır.” diyerek millî egemenliğe vurgu yapmış, Erzurum Kongresi’nde “Milli iradeyi hakim, Kuvâ-yı Millîye’yi etkin kılmak esastır.” diyerek millî iradeyi vurgulamış ve silahlı mücadeleyi ilan etmiş, Sivas Kongresi’nde ise manda ve himayeyi kesinlikle reddederek mutlak egemenlik için mücadele edileceğini bildirmiştir. Sonunda Atatürk Ankara’ya gelmiş ve coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanmış; Ankara, milleti Millî Mücadele’ye ikna edecek ve mücadelesinde başarılı olacak meclis heyetini bağrına basmıştır.”

 

Program, soru-cevap kısmı ve konuşmacıya teşekkür belgesinin verilmesi ile sona erdi.

 

 

 


PAYLAŞ