Türk Ocakları Genel Merkezinin Cumartesi günleri düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta Prof. Prof. Dr. Azmi ÖZCAN, “Balfour'dan Kudüs'e, 100 Yıl Önce 100 Yıl Sonra” başlıklı bir konuşma yaptı.

Prof. Dr. Özcan, emperyalizmin tek yönlü bakış açısıyla anlaşılamayacağını, bundan dolayı hukuk, din, siyaset ve tarihe önem verilmesi gerektiğini söyleyerek konuşmasına başladı.

“TARİHİ BULUNDUĞUNUZ YERDEN ANLAMAYA ÇALIŞIRSINIZ.”

Türkiye’de kullanılan bazı terimlerin ve söylemlerin yanlışlığına değinen Prof. Dr. Özcan, “ Dünyayı, tarihi bulunduğunuz yerden anlamaya çalışırsınız. Bu bakışla Orta Doğu terimi yanlıştır; çünkü Batı’nın Orta Doğu’su bizim Orta Doğu’muz değil. Diğer konu da Kudüs krizi çıktığından beri ‘Türkler dört yüz yıldır bu topraklarda hâkim.’ söylemi. Türkler bu coğrafyada dört yüz değil, sekiz yüz yıldır hâkim. Bunların dışında ‘Anadolu bizim nihai vatanımız.’ söylemi de hatalıdır. Anadolu, Türklerin kurtardıkları vatanıdır ve yirmi milyon kilometrekarelik vatanın bir parçasıdır. Terimlerin kullanımında dikkatli olmalıyız, çünkü söylemlerimiz bizim haklılığımızın ölçütüdür.” dedi.

“EMPERYALİZM KONUSUNDA EĞİTİMİMİZİ KURUMSALLAŞTIRMALIYIZ.”

Türkiye’de insanların bilgiyi kullanarak karar vermekten uzak olduklarını söyleyen Prof. Dr. Özcan, bunun en önemli sebebi olarak bilgili kesimin sürekli tasfiye edilmesini gösterdi. Prof. Dr. Özcan, “Tarih bize nasıl bir gelecek istiyorsak öyle bir geçmişimiz olması gerektiğini söylüyor. Tarihin en yararlı noktası, geleceğimizi belirlerken geçmişimizden ilham aldırmasıdır. Tarih, bize geleceği yönetmek için gerekli olan bilgiyi sunar. Oysa Türkiye’de yöneticiler uzun zamandır bilgi ile karar vermekten çok uzaklar. Bunun da en önemli sebebi otuz- kırk yılda bir bürokrat, yönetici veya kısaca bilgili kesimin tasfiye edilmesidir. Bu tasfiyeler bizi sürekli olarak bilgisizliğe sürüklüyor. Bu duruma rağmen biz devletimizi yaşatmaya devam ediyoruz. Tüm bu ihtilallere ve tasfiyelere rağmen bir de emperyalizm tehlikesi sürekli olarak canlı bir şekilde bekliyor. Ben, 1980 Darbesi sonrası, eğitim için yurtdışına gittim. Orada emperyalizm fakülteleri kurulduğunu gördüm. Bu, emperyalistlerin sömürge faaliyetini kurumsallaştırdıklarını gösterir. Bizim de emperyalizm ile mücadele için tarihin, dinin, siyasetin ve hukukun birlikte anlatıldığı fakültelere ihtiyacımız var.” diyerek emperyalizm ile mücadelenin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.

“KUDÜS’E SAHİP OLMAK, BİR DEVLET İÇİN MEŞRUİYET KAYNAĞIDIR.”

Kudüs’ün coğrafi, tarihî ve dinîbakımlardan dünyanın en önemli şehri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Özcan, üç dinin inanlarının ortak noktası olması sebebiyle çatışmaya açık bir bölge olduğunu söyledi. Prof. Dr. Özcan, “Kudüs üç büyük dinin en önemli ortak noktası. Sadece bu bile dinler ve devletlerarasında çatışma yaratmaya yeterli. Bütün yolların kesiştiği yer oluşu, enerji yollarının birleşme noktası oluşu ve tarihî önemi de eklenince bölgenin sürekli olarak sıcak kalması da doğal. Üstelik Kudüs’e sahip olmak bir devlet için saygınlık ve meşruiyet kaynağıdır. Peki, biz Kudüs için akademik anlamda ne üretiyoruz? Bu yıl Balfour ve Sykes- Picot Anlaşmalarının yüzüncü yıl dönümü ve biz bu anlaşmalarla ilgili kaç tane kitap, makale yazdık; kaç tane konferans ve panel düzenledik? İnanın bunların sayısı çok az. Bu anlaşmaların önemi çok büyüktür. İngiltere, bu anlaşmalarla Fransa’ya Suriye’yi, kendine Irak’ı, Suudlara Arap Yarımadası’nı ve maddi yardım karşılığında da Yahudilere tarihî ‘anavatan’larını vermiştir. Fakat İngiltere, savaş bitince bölgedeki güçlere ‘Toprak bölüşümünde kendi aranızda anlaşın, ben sizin anlaşmanızı kabul edeceğim.’ deyip işin içinden sıyrılmıştır. Elbette son yüz yıldır bölgede süren savaşın sebebi bu sözdür. Bölgedeki güçler yüz yıldır toprak bölüşümü için anlaşamıyor ve Türkler Kudüs’ü teslim ettiğinden beri bölgedeki istikrarsızlık ve savaş devam ediyor.” dedi.

“TÜRKİYE BÖLGEDE HÂKİM OLMAK İSTİYORSA BİLGİYLE HAREKET ETMELİDİR.”

Türkiye’nin uzun yıllardır yurtdışı destekli sorunlarla boğuştuğunu ve bu yüzden önemli meselelerle ilgilenemediğini belirten Prof. Dr. Özcan, tüm sorunların çözümü için tek bir formül bulunduğunu; bunun da bilgili nesiller yaratmak olduğunu söyledi. Prof Dr. Özcan, “Biz Kudüs’ü tahliye ettiğimizde Batı’da Haçlı Seferleri başarıya ulaştı propagandası yapıldı, bununla ilgili kitaplar basıldı. Yani amaçlar da düşünce de bin yıl önceki amaç ve düşüncelerden farklı değil. Biz Hindistan’ı, Kırım’ı, Ahıska’yı, Afganistan’ı, Kudüs’ü kaybettik. Bu bölgelerin hepsi Türkistan coğrafyasıdır. Şu an elimizde sadece İstanbul kaldı. Soğuk savaş bittiğinden beri Türkiye’de Alevi- Sünni sorunu, Yunanistan ile adalar- kayalıklar sorunu, terör sorunu, ekonomik krizler durmadan devam etti. Türkiye tüm bunlardan bilgiyi kullanarak, geleceğe yön veren gençler yetiştirerek kurtulabilir. Türk Ocakları gibi kuruluşlar da böyle gençlerin yetiştirilmesine ön ayak olur.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Program, konuşmacıya teşekkür belgesi verilmesi ve soru cevap kısmıyla son buldu.

Haber: Mert Oğuz COŞKUN - Batuhan KURT


PAYLAŞ

Resim Galerisi