Yer: Türk Ocakları Galip Erdem Salonu

Tarih: 13.05.2017


Türk Ocakları Genel Merkezi’nin geleneksel olarak düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinin bu haftaki konuğu Gazi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Görmez’di. Sohbette “Geçmişten Geleceğe Türk Demokrasisi” konuşuldu.

Görmez, demokrasi tarihimizin Osmanlı’nın modernleşme sürecinden bağımsız olarak anlatılamayacağını söyleyerek konuşmasına başladı. Türkiye’nin demokratikleşme sürecini dört döneme ayıran Görmez, bunları şöyle açıkladı: “Osmanlı Devleti’ni yıkılmaktan kurtarma çabaları dönemi, Osmanlı Devleti’nin modernleşme dönemi, Türkiye’nin tepeden inmeci batılılaşma dönemi, Türkiye’nin demokratikleşme dönemi.” Görmez, Osmanlı’nın ihtişamlı devirlerinden sonra Viyana Kuşatması ile bir darbe aldığını ifade ederken bundan sonra alınan yenilgilerle birlikte sorgulama döneminin başladığına dikkat çekti. Koçi Bey’in Avrupa’ya gönderildiği süreçten de bahseden Görmez, Osmanlı Devleti’nin Batı’yı gözlemlemeye çalıştığını söyledi.

Görmez, Avrupa’da “kilise, feodalite ve aristokrasi” arasında geçen sınıf mücadelesinin ardından burjuvazinin verdiği toplumsal kavganın nihayetinde laiklik, demokrasi, sosyal adalet gibi kavramların ortaya çıktığını aktardı. Avrupa’da bu mücadelelerinin olduğu dönemde bizim bir kavgamız olmadığına dikkat çeken Görmez, toprak mülkiyetimizin olmadığına da değindi. Osmanlı Devleti’nin toprak politikalarını anlatan Görmez, Osmanlı’da toprak mülkiyetinin olmayışının ancak “kendi kulvarında yaşadığı dönemde” doğru bir politika olabileceğine değindi. Görmez, Osmanlı Devleti’nin askeri sistemini anlatırken devşirme sisteminden de bahsetti ve bu sistemin Osmanlı Devleti’nin uzun ömürlü olmasında büyük rolü olan, halka dayatmayan bir sistem olduğunu vurguladı. Osmanlı Devleti’nde bürokratın elit temelinin Yeniçerilerle oluşturulduğunu belirten Görmez, bu “okur yazarlar meclisinin” iktidarın bir parçası olduğuna dikkat çekti. Görmez, II. Abdülhamit’in bu hatayı gördüğünü ve halkla kendisinin arasına kimsenin girmemesi için meclisi dağıttığını anlattı. Bahsedilen elit takımın bir kısmının Cumhuriyet’i kurduğunu fakat hiçbir zaman demokratikleştiremediğini ifade eden Görmez, günümüzde Türkiye’nin egemen takımının hâlâ aynı grup olduğunu söyledi.

Türkiye’nin bir anayasacılık hareketi olduğunu ifade eden Görmez, Türkiye’nin en çoğulcu meclisi olması sebebiyle en iyi anayasanın 1921 anayasası olduğunu, en kötü anayasanın da 1982 anayasası olduğunu ve bu anayasanın günümüzde halen uygulandığını söyledi. Görmez, çok partili hayata geçişimizin BM’ye girme zaruretimizden dolayı olduğuna dikkat çekti. 1946, 1950 ve 1961 seçimlerindeki demokratikliği değerlendiren Görmez, 1961 Anayasası’nın “en demokratik anayasa” olmadığını ifade etti. Görmez, bunun bir gerekçesi olarak 1961 Anayasası’nın başlangıç maddesinde şu mealde bir ifadenin geçtiğini söyledi: “Biz Türkiye’de iki meclis oluşturmak zorundayız. Birinci meclis yani millet meclisini doğrudan halk seçsin ama bunu kontrol edecek ikinci bir meclis; cumhuriyet senatosu olsun. Cumhuriyet senatosunun bir kısmı tabii senatör olmalı, seçimle gelmemeli. Güvenilir olan, rahatlıkla sırtımızı dayayabileceğimiz, emekli vali, emekli general, büyükelçi, cumhuriyete sadakatla bağlı, tarihsel tüm zamanlarda bu ülkenin koruyucusu, kollayıcısı, kayyumu olabilecek adamlar, cumhuriyet senatosuna üye olsun. Burası süzgeç olsun.” Görmez, “Eğer bir anayasanın başlangıç maddesinde bu yazıyorsa, zaten halkına güvenmemektedir.” diye ekledi. 1980 darbesinden bahseden Görmez, bu darbeyle gelen depolitizasyon projesinin başarılı olduğunu vurguladı. Görmez, milletimizin ferasetinin daima var olduğunu ifade ederken, milletimizin daima halkla elit arasında bir tercih yaptığını yani liderini, halka gittikçe iktidara getirdiğini, elite gittikçe de iktidardan aldığını söyledi. Görmez, Ak Parti’nin 2011’e kadar çıkarttığı yasaların bu halkın demokrasisi için gerekli yasalar olduğunu, sonrakilerin ise kendi elitine göre çıkardığı yasalar olduğuna dikkat çekti.

 Devletin merkeziyetçi ve pay dağıtan bir konumda olduğu sürece, herkesin derdinin devleti ele geçirmek olacağını söyleyen Görmez, öncelikli olarak yapılması gerekenin “anayasal değişikliği gerçekleştirecek bir siyasal iktidarı oluşturmak, devleti pay dağıtan bir kurum olmaktan çıkaracak yürek ve cesarete sahip olmak” olduğunu belirterek konuşmasına son verdi. Sohbet soru cevap kısmından sonra sona erdi.   

Haber: Hilal Süyümbike MARAŞ


PAYLAŞ

Resim Galerisi