Türk Ocakları Genel Merkezinin Cumartesi günleri düzenlediği Ocakbaşı Sohbetlerinde bu hafta, Ortadoğu Uzmanı Arif Keskin, “İran'da Neler Oluyor?” başlıklı bir konuşma yaptı.

Arif Keskin, "İran'da 28 Aralık'ta başlayan gösteriler üç aşamada analiz edilmelidir. Bu aşamalar sırasıyla başlangıç, yayılma, başta Trump olmak üzere dünya liderlerinin açıklamaları ve girişimleri şeklinde." diyerek sözlerine başladı.

GÖSTERİLER ÇIĞIRINDAN ÇIKTI

Gösterilerin, On İki İmam'dan biri olan İmam Rıza'nın mezarının bulunduğu, bir anlamda Şiiler açısından kutsal sayılabilecek Meşhed'de başladığını söyleyen Keskin, "İran'da imamlar, bulundukları bölgelerde Hamaney'in temsilcisidirler. Bu yüzden çok büyük saygı görürler.  Meşhed imamı ve çevresindekiler Ruhani'yi desteklemiyorlar. Meşhed imamı ve çevresindekiler, bir gösteri yürüyüşü düzenleyelim, bu şekilde Ruhani'yi istifaya zorlayalım, istifa etmese bile en azından otoritesi ve itibarı kötülenmiş olur, diye düşünüyorlar. Ancak Meşhed'de başlayan gösteriler, aniden ülke geneline yayıldı." diyerek sözlerine devam etti. Gösterilerde birbiriyle çelişen sloganlar atıldığını söyleyen Keskin, "Gösteriler sırasında ırkçı, cumhuriyet yanlısı, şahlara özlemi dile getiren sloganlar atılıyor. Bu sloganlar, her ne kadar göstericilerin birbirinden farklı görüşleri olduğunu gösteriyorsa da tüm göstericilerin hem fikir olduğu şey, rejimin köklü değişikliğe ihtiyacı olduğu." diyerek sözlerine devam etti. Keskin, bu gösterilerin 1979 Devrimi'nden beri ilk özgür gösteri olduğunu ekledi.

İRAN İSTEDİĞİNİ YAPTI AMA GEREKENİ YAPMADI

Keskin, İran'ın Türkiye ve dünyada düzgün bir şekilde konuşulmadığını, İran'ın ya nükleer ya da Orta Doğu siyasetinde Sünni-Şii çatışması içinde konuşulduğunu söyledi. Keskin sözlerine, "İran'da devrim sonrası yaşananlar, toplum-rejim ilişkisi, toplumun yaşadığı değişim hiç konuşulmuyor. İran'ın iç dinamikleri, İran konuşulurken göz ardı ediliyor. 1979'da İran İslam Cumhuriyeti kurulduğunda 30 milyon olan nüfus, şu an 80 milyon. İran devlet yöneticileri, nüfusun artması için Şah dönemindeki 'az çocuk, kaliteli yaşam' gibi sloganları reddetti ve insanları çocuk yapmaya teşvik etti. Ancak nüfus artarken devlet kapasitesini arttıramadı." diyerek devam etti. Keskin, nüfus artışına paralel olarak devlet tarafından yapılması gerekenlerin yapılmamasının, mesela istihdamın yeterli olmamasının, bu gösterilerin altında yatan en büyük sebeplerden biri olduğunu söyledi.

DEVRİM İDDİASINI KAYBEDİYOR

Keskin, İran Devrimi'nin iddialarının tek tek çürümesini, gösterilerin çıkmasının önemli sebepleri arasında gördüğünü söyledi ve bu çürüyen iddialardan bazılarını açıkladı. İran Devrimi'nin amacının halkı dindarlaştırmak ve daha İslami bir yaşam biçimi ortaya koymak olduğunu söyleyen Keskin, "1979 Devrimi'nden önce toplumda bulunan dinî kaygı, şimdiye göre daha azdı. Rejim yöneticileri ile halk arasında yaşananlar ve aynı zamanda ülkenin içinde bulunduğu durum yüzünden toplumun dine bakış açısı değişti ve özellikle gençlerin dinî kimliklerine olan bağlılıkları azaldı. Toplumda başka dinlere inanma eğilimi artmaya başladı. Bununla birlikte İran'da misyonerlik faaliyetleri oldukça arttı." diyerek sözlerine devam etti. Otoriter ideolojik devletin en önemli özelliğinin, meşruiyetini ideolojisinden alması olduğunu söyleyen Keskin, "Bir devletin politikaları değişebilir. İran gibi otoriter ideolojik devletlerin politikalarının değişmesi, ideolojik çatışmayı doğurur. Buna verilebilecek en güzel örnek, 1979 Devrimi'nden önce İran sokaklarında 'İslam, cihat dinidir.' yazarken, devrim sonrası 'İslam, barış dinidir.' yazmasıdır." dedi. İran Devrimi'nin en temel sloganının adalet, eşitlik olduğunu söyleyen Keskin, "Devrim öncesinde halka, 'Petrol parasını sofranıza getireceğiz.' deniyordu. İran-Irak Savaşı'nın başlamasıyla bu gerçekleştirilemedi." diyerek devam etti.

GEÇMİŞTEN BERİ GELEN SİYASİ ÇATIŞMA

İran'da var olan siyasi çatışmanın had safhaya çıktığını söyleyen Keskin, "Humeyni, 1981 yılında iktidarı ele geçirdi ve iktidarı ele geçirene kadar kendinden olmayan herkesi uzaklaştırdı. Ancak Humeyni iktidarı ele geçirince bu kez de iktidarı ele geçiren grup arasında ayrışma yaşandı. Devrim'i yapanlar, reformcular ve muhafazakârlar olarak ikiye bölündü. Ayrılmalarına sebep olan başlıca iki konu vardı. Biri İslam Devleti'nin ekonomik yapısı piyasa ekonomisi mi olacaktı yoksa ortak mülkiyet mi esas alınacaktı. Diğeri ise toplum arasında dini liderlik olarak bilinen İran'ı iradesi altında tutacak makamın yetkilerinin mutlak olup olmamasıydı." diyerek sözlerine devam etti. Keskin, piyasa ekonomisini ve söz konusu makamın yetkilerinin mutlak olmaması gerektiğini söyleyenlere o dönemde sol dendiğini ve “reformcular” adını aldıklarını söyledi. Keskin, sözlerine "Diğerlerine ise sağ dendi ve 'muhafazakâr' adını aldılar. Devrimin lideri Humeyni, reformcular arasındaydı. Reformcular, Humeyni'nin ölümüne yani 1989 yılına kadar iktidarda kaldılar. Humeyni'nin ölümü ile Hamaney onun yerine geçti ve Rafsancani cumhurbaşkanı oldu." diyerek devam etti. 2009 yılında bu çatışmaların fazlasıyla arttığını, Yeşil Hareketi'nin de bu siyasi çatışmaların sonucu olduğunu ve 28 Aralık'ta başlayan gösterilerin önemli sebeplerinden birinin de bu siyasi çatışmalar olduğunu söyleyen Keskin, "Reformcular ve muhafazakârlar arasındaki siyasi çatışma normal bir seviyede değil. Her gün bir taraf diğerinin yolsuzluğunu ortaya çıkartıyor. Durum böyle olunca da toplum rejime olan güvenini yitiriyor." diye ekledi.

İRAN SİYASETİNDE EKONOMİ DAMGASI

Keskin, Ahmedinejad'ın ikinci döneminde İran'ın çok büyük bir ambargo yediğini, bu ambargonun da çok büyük ekonomik sıkıntılar doğurduğunu hatta ambargo sırasında İran'da ilaç bulmanın bile zor olduğunu söyledi. Keskin ambargonun, ekonominin İran siyasetine damga vurmasına sebep olduğunu belirtti. Ruhani'nin 2013 yılında en önemli seçim vaadinin halkın ekonomik durumunu komşularla, Batı ile iyi ilişkiler kurarak, nükleer anlaşmalar yaparak düzeltmek olduğunu söyledi ve şöyle devam etti: "Ruhani'nin stratejisi işe yaramadı ve ekonomi düzelmedi. Ekonomik sıkıntılar yüzünden toplumun büyük bölümünde umutsuzluk var. İran'da orta sınıf erimeye, yoksullar daha da yoksullaşmaya, işyerleri kapanmaya, işsizlik artmaya başladı. Bunlarla beraber Ruhani'nin bütçe açıklamasında görüldü ki Ruhani gelmeden önce eleştirdiği tüm kurumlara büyük bütçe ayırmış. Ruhani, neo-liberal bir politika benimsedi; neredeyse 20 milyon kişinin yardım parasını kesti; ekmeğin, benzinin, yumurtanın ve daha birçok şeyin fiyatını arttırdı. Tüm bunlar toplumda Ruhani'ye karşı olan hoşnutsuzluğu arttırdı. Doğal olarak tüm bunlar da söz konusu gösterilerin sebepleri arasında yer alıyor."

GÖSTERİLER MEZHEP ZEMİNİNE İNDİRİLEMEZ

Keskin, "Devletin verdiği bilgilere göre, gösterilere katılan 3700 kişi şu an gözaltında. Bunlardan %90'ı 25 yaş altı. Yine birçoğunun eğitim seviyesi lise altı. Gösterilere katılanlar orta ve alt sınıf ailelerin çocukları. Gösterilerin coğrafi olarak yoğun oldukları yerler daha çok küçük kentler. Mezhep yoğunluğu ise Şiilerde. Ancak şunu da belirtmekte yarar var, gösteriler mezhebe dayalı olmadı. Gösterilere en fazla mezhep ve kimlik anlamında iktidarda olan Farslar, belli oranda da Kürtler ve Araplar katıldı." dedi.

BU TABLODA MİLLİYETÇİ BİR ZEMİN VAR

Keskin, "Türk milliyetçiliği ile Fars milliyetçiliğinin temel farkı şudur: Türk milliyetçiliğinin doğuş itibarıyla dinle hiçbir problemi yoktur, dini ötekileştirmez; Fars milliyetçiliği, doğuş ve tarihî anlayış itibarıyla dini dışlar ve ötekileştirir. Seküler Fars milliyetçiler İslam'a geçişi sorun olarak görüyorlar. İktidardaki mezhep milliyetçiliğine tamamen karşı duruyorlar. Fars milliyetçileri Araplar'ı da dışlarlar. Aynı zamanda Fars milliyetçileri şahı özlüyorlar." dedi.

GÖSTERİCİLERİN NE İSTEDİKLERİ BELLİ DEĞİL ANCAK NE İSTEMEDİKLERİ AÇIKÇA ORTADA

Keskin, gösterilere katılanların orta sınıf altı olduklarını söyledi ve "Bu gösterileri temsil eden bir lider yok; belli bir grup, örgüt yok. Gösterilere hâkim olan ortak bir ideolojik görüş de yok. Göstericilerin ne istedikleri belli değil ancak ne istemedikleri ortada." dedi.

İRAN'DAKİ TÜRKLER

İran'da Kaşkay Türkleri, Türkmenler, Güney Azerbaycan Türkleri, Horasan Türkleri gibi birçok Türk topluluğunun yaşadığını söyleyen Keskin, "İran'da yaşayan Türkler önemli bir nüfus gücüne sahipler ve Türklerin siyasi eğilimleri çok büyük önem taşımaktadır. Güney Azerbaycan Türklerinin sayıları Farslardan daha fazladır. Siyasi olarak etkilidirler, entellektüel birikime sahipler, ekonomik birikimleri yüksek. Aynı zamanda İran modernleşmesi burada yaşayan Türkler sayesinde gerçekleşmiştir." dedi. Buradaki Türklerin siyasi kitlesel tecrübelerinin çok yüksek olduğunu söyleyen Keskin, "İran'daki Türkler İran için önemli olan birçok değişiklikte büyük rol oynadılar. Ancak değişiklik sonrası ilk baskı gören de, ilk ezilen de onlar olmuştur. Gösterilere katılmama nedenlerinden biri de budur." diye ekledi. Keskin aynı zamanda, 2006 yılında İran'da çıkan bir karikatürde Türklerin hamam böceğine benzetilmesi sonrası verilen tepkinin sert bir şekilde bastırılmasına kimsenin ses çıkartmamasına, bir Türk aktivist hapse atıldığında da kimsenin ses çıkartmamasına İran'da ki Türklerin dargın olduğunu söyledi. "Gösterilerin başlamasından hemen bir gün önce Traxtor ile Persepolis arasında futbol maçı vardı.  Maç sırasında tüm stat ‘Eşek Türkler!’ diye bağırdı." diyen Keskin, Türkler'in gösterilere neredeyse hiç katılmamasının nedeninin aynı zamanda gösterilerde etkili olan milliyetçi grubun gelecekle ilgili hiçbir şey söylememesi olduğunu söyledi.

BU OLAYLAR BİR KIRILMA ANI

Molla sınıfının temel dayanağının ticari burjuvazi ve yoksul kesim olduğunu söyleyen Keskin, "Devrim’e en çok destek veren, mollalarla daima işbirliği yapan yoksul kesimin ayaklanması, İran rejiminin de önemli bir dayanağının eridiğini gösterir." dedi.

Bu gösterilerin İran rejiminde öldürücü yara bırakacağını ve bundan sonra farklı bir İran olacağını söyleyen Keskin, "Gösteriler İran'da rejim-toplum, din-toplum, Orta Doğu siyaseti, Batı ilişkileri, reformcu-muhafazakâr ilişkilerini köklü olarak etkileyecek." diyerek sözlerine son verdi.

Program, konuşmacıya teşekkür belgesi verilmesi ve soru cevap kısmıyla sona erdi.

Haber:  Batuhan KURT - Mert Oğuz COŞKUN


PAYLAŞ

Resim Galerisi