Türk Ocakları Genel Merkezi’nde, 29 Aralık 2018 tarihli Ocakbaşı Sohbeti’nde Lütfü ŞEHSUVAROĞLU “Mehmet Akif Ersoy ve Seyyid Ahmet Arvasi’nin Ölüm Yıldönümleri Vesilesiyle: Asım’ın Nesli’nin Güncellenmesi” başlıklı konuşma yaptı.

Öncelikle Asım’ın Nesli’nin, Üstadın Sorduğu Gibi, ‘Ben Kimim? Bu Hal Neyin Nesi?’ Diye Sorması Gerekiyor.

Lütfü ŞEHSUVAROĞLU konuşmasına, Mehmet Akif’in ortaya koyduğu Türk’ün ruh mimarisi ve bu mimarinin izini sürenler açısından sadece Arvasi’nin değil, çağdaş düşünürlerimizin de kalemlerinden Asım’ın Nesli profilinin ne olduğu ve ne olması gerektiği hakkında fikir alışverişi yapacağını belirterek başladı. ŞEHSUVAROĞLU, “Öncelikle Asım’ın Nesli’nin üstadın da sorduğu gibi ‘Ben kimim? Bu hal neyin nesi?’ diye sorması gerekiyor. Her gün, her hafta İstiklal Marşı’nı okuyan nesiller ne yazık ki İstiklal Marşı’nı resmedememişlerdir. Şu an başta iktidar olmak üzere kendi kendimizin Molla Kasım’ı olup bu soruları düşünmeliyiz. Mehmet Akif, ‘Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.’ diyen, bizim milliyetimizin, fikriyatımızın, estetiğimizin hakikatin peşinde koşan fikir adamıdır.” dedi. Asım’ın Nesli’nin birinci suçunun estetik olarak Asım’ın fikir babasının eserlerini yaşatamamak; ikinci suçunun ise siyaset ve cemaat olarak cumhuriyete olan düşmanlığı güçlendirmek için Mehmet Akif’in adını kullanmak olduğunu belirten Şehsuvaroğlu, “Asım’ın Nesli’ni kavramsal olarak nasıl inşa edebiliriz önce onu düşünmeliyiz. Mehmet Akif’in ortaya çıkardığı milliyetimizden ilhamla zillete düşmeyip, başka rüyalara kapılmayıp; Akif’in milliyetini, sosyolojisini idrak edebilmiş ve onunla bilinçlenmiş olabilseydik bugün etnik milliyetçilik ve diğer düşüncelerin ürettiği bölünmüşlük içerisinde olmazdık. Bizler, birer Şeyh Galip, Yunus Emre olma imkân ve kabiliyetine sahibiz, olamıyorsak suçu kendimizde aramalıyız. Müthiş bir hazinenin üzerinde oturuyoruz ama bu hazineye sahip değiliz. Eğer olsaydık, bütün dönemlerden daha büyük şairler, devlet adamları, alimler, siyasetçiler, çıkması gerekirdi. O bakımdan bu hazineye rağmen onu hayata geçiremiyoruz; tıpkı yüz yıl önce bu milliyet fikrinin ortaya çıkardığı mutabakat metni olan İstiklal Marşı’nın idrak edilmediği gibi.” dedi.

Sorumsuzluk Duyguları Asım’ın Nesli’nin En Büyük Düşmanıdır.

Asım’ın Nesli olmak için Safahat'ı iyi anlamak gerektiğini söyleyen ŞEHSUVAROĞLU, “Asım’ın Nesli’nin güncellenmesi için vazgeçilmez prensip samimiyettir, içtenliktir. Belediye başkanı samimiyse şehir, milliyetimizin şehri olur. Birbirine düşman apartmanlar yerine merhabası olan komşular olur. İkinci ilkemiz, Safahat’tan aldığımız olmazsa olmaz ilkemiz mesuliyet, sorumluluktur. Sorumsuzluk duyguları Asım’ın Nesli’nin en büyük düşmanıdır. Mehmet Akif’in mesuliyet duygusundan hareketle Nurettin Topçu ‘İsyan Ahlakı’ kitabını yazmıştır. Bu isyan, kulun Allah’a olan isyanı değil, sadakatidir. Allah’a olan sadakat insanı başkasına köle yapmaz, özgürleştirir. İsyan ahlakına sahip nesillerin milliyeti bütün dünyayı yener, karşısında hiç kimse duramaz. Üçüncü ilkemiz, sadakat ilkesidir. Bu şehre, ecdada, milliyete, Akif’e, Asım’a, devlete sadakattir. Eğer bir insan ecdadına sadık olmazsa vatan onun için sadece bir hisse senedi haline gelir. Dördüncü ilke, merhamettir. Akif’e göre merhameti olmayan insan Müslüman olamaz, din ile kin bir arada olmaz.” dedi. Merhametin sadece insana değil, bu topraklarda bize emanet edilen her şeye olduğunu söyleyen ŞEHSUVAROĞLU, “Beşinci ilke, fedakarlıktır. Fedakarlığın içerisinde haddini aşmamak da vardır. Hakiki entelektüelin hayatıyla eserinin uyumlu olması lazımdır bu da haddini bilmektir. Mehmet Akif’in bu kadar sevilmesinin sebebi de budur. Altıncı ilkemiz, hikmettir, irfandır. Asım’ın Nesli olmak için kültürümüzü, medeniyetimizi bilmemiz gerekmektedir. Yedinci ilkemiz, cesarettir. Bunu bütün Safahat’ta görürüz. Millî Mücadele yılları düşmanlar Polatlı’ya dayandığı zaman Mehmet Akif’in çok yakın arkadaşı Hüseyin Avni Bey tam da Asım’ın Nesli’ne uygun olarak korkusuzca ‘Düşman Polatlı’ya yaklaştıysa neden başkenti Polatlı’ya taşımıyoruz?’ diye sormuştur. Sekizinci ilkemiz, bilgeliktir. Bilenle bilmeyen hiçbir şekilde bir olmaz. Asım’ın Nesli’ne okumak yakışır.” dedi. ŞEHSUVAROĞLU, “Bütün bu ilkelerden bir Asım meydana getireceksek, bu Asım ayakta durmayı bilmelidir. Bu ayaklar milliyetimizin ruh sütunlarıdır. Sağ ayağındaki hüneri tefrik etme hazinesidir. Bu her işte doğruyu, iyiyi, güzeli seçmektir. Sol ayağında ise terkip etme kabiliyeti bulunur. Bu farklı unsurları bir araya getirip aynı potada eritebilmek demektir. Bu ikisinden birisi olmazsa topallarız.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Program, soru-cevap kısmı ve teşekkür belgesinin verilmesi ile sona erdi.

 


PAYLAŞ

Resim Galerisi