TÜRK OCAKLARI

GENEL MERKEZİ

Yan Koltuktaki Ayet!

Yanımdaki koltukta bir ayet oturuyordu.

Uçakla İzmir’e gidiyordum.

Kendi halinde, cebinden çıkardığı deftere bir takım notlar alıyor, hesaplar yapıyordu. İş güç sahibi, meşgul, belki de idareci idi. 35 yaşlarında bir genç adam.  Sonra da uçak dergisini karıştırmaya başladı. Aramızdaki koltuk boştu.

Birdenbire içimden bu ayeti okuyup anlama, hatta tefsir etmek için büyük bir istek duydum; “Allah’ım bu ayeti bana inzal et, beni bu ayetle tanıştır”.

Uçak yolcularının genelde, yanındakiyle konuşmayı ve sohbeti sevmediklerini biliyorum.  

Euzü besmele çektim; “Kur’an okuyacağın zaman, öncelikle kovulmuş şeytandan Allah'a sığının (Nahl 16/98)” ayeti gereği şeytandan arınmış steril bir ortam oluşturdum. Sonra Hz Musa’nın duası döküldü dudaklarımdan: “ Rabbim göğsüme genişlik ver, kolaylaştır işimi, düğümü çöz dilimden ki, anlasınlar beni (Taha 20/25-28).”

Laf atmak için bir bahane ararken,elindeki dergiye bakarak “Uçaktaki dergiler eski ve kirli. THY cimrileşti galiba” anlamına gelen laf attım.

Ayetimle sohbet başladı; mesleği, memleketi, işi, eğitimi, medeni hali vb gibi.

Sadece birini yazayım.

Dört çocuğu var, iki kız, iki erkek. Erkekler büyük, kızlar küçük, en büyük 10 yaşında. “Çocuklarınızı çifter çifter büyütünüz, birbirine arkadaş olsunlar, birlikte büyüsünler, birbirlerini büyütsünler” fikrimin somut örneğini bulmaz mıyım? Tam da benim düşündüğüm gibi.

Zira tek çocuklu ailelerde, ana babanın büyük sevgisi ve şefkati bir çocuğa fazla geliyor ve onu zehirliyor, boğuyor. Sonunda çocuk problem oluyor. “Çocuk Erkil” aile oluşuyor. Hep benim diyen, paylaşmayı bilmeyen, kardeş sevgi ve dayanağından yoksun, TV başında saçma çizgi filmlerin eğittiği yalnız çocuk.

-         Biliyor musunuz dedi. “ Dört çocuk büyütmek, tek çocuk büyütmekten daha kolay; bir oyuncak alıyorum hepsi oynuyorlar.

Dört çocuğu olduğu için öyle mutluydu ki; imrendim. Ancak eşi bir müddet işinden ayrı kalmış, terfi kıdem ve maaş alamamış,  ona üzülüyor gibi.

Devletimizin çarpık iş anlayışı… Kreşteki çocuğa bakanın işi oluyor, evde dört çocuk bir de eşine bakan kadın işsiz oluyor! Topluma aslan gibi ve eğitimli dört çocuk hediye etmek için saçını süpürge yapan kadına madalya, ikramiye, ödül, unvan ve ciddi maaş bağlamayan devleti anlamıyorum.

Aslında anne, Rabb esmasının tecelli ettiği bir yüce varlık; terbiye eden, öğreten, çocukların her işine müdahil. Sevgi, şefkat ve bağışlama abidesi Ve onun için cennet ayaklarının altında.

Sözün özü; yan koltuktaki ayet bana inzal oldu.

Bu kısa yolculukta ancak bu kadar okuyabildim. Tertil üzere okumaya ve tefsir etmeye devam; daha nice manalar çıkacak göreceğiz.

Tanıştığınız her yeni insanın, size nazil olmuş bir ayet olduğunu düşünür müsünüz?  Öyle değerlendirir misiniz? Kıymetini bilir misiniz?

Aslında insan ayeti, Kuran ayetlerinin indiği ayet. İnsan zübdeyi alem, kanatın merkezi, Allah’ın umudu, yeryüzü halifesi.

Ya o ayeti öldürenler? İnsanı öldürmenin, Kurandan bir sahifeyi ebediyen yok etmekten ne farkı var?

Allah ne der sonra?  “Niçin akletmedin” der.

(Bu; deli misin, sen ne biçim kulsun) demektir.

Şimdi Ankara’nın çok özel ve güzel bir mahalline yeni bir ayet dostum var.

Ha unuttum: O’nun da var.

Bize gökyüzündeyken bile ayetler yağdıran Allah’ım; Seni sınırsızca övüyor ve çok seviyoruz.