Türk Ocakları Genel Merkezi "106. Yılında Türk Ocakları ve Türk Milliyetçiliği" isimli bir panel gerçekleştirdi. Konuşmacı olarak Türk Ocakları Şeref Başkanı Nuri Gürgür ve Türk Ocakları Hars Heyeti Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sarınay'ın katıldığı panele, Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz başkanlık yaptı.

Prof. Dr. Mehmet Öz, "Türk Ocakları'nın 106. kuruluş yıldönümünde bu panel ile birlikteyiz. Kutlu olsun diyorum. Türk Ocakları nice yıllara ulaşsın, Türk'ün ocağı daima tütsün ve Türk milleti ebediyen bağımsız bir şekilde yaşasın." diyerek paneli açtı.

Türk Ocakları Türkiye'nin Yakın Tarihinin Kilometre Taşıdır

Prof. Dr. Yusuf Sarınay konuşmasına Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya'nın "Türk Ocakları Türkiye'nin yakın tarihinin kilometre taşıdır." sözünü hatırlatarak başladı. Prof. Dr. Sarınay, "Türk Ocakları Meşrutiyet döneminin özgürlük havası içinde doğmuştur. Fakat aynı zamanda ülkemizin vilayetlerinden birer birer ülkeler yaratıldığı bir zamanda doğmuştur. Çünkü bir ülkenin içinde siyaset, fitne, çıkar ilişkileri ne kadar yoğunsa parçalanma da o kadar güçlü oluyor ve Türk Ocakları siyasete alet olmadan, insanları kültürel anlamda eğitecek, topluma öncülük edecek bir kurum olarak doğmuştur.  Türk Ocakları'nın 1. Dünya Savaşı'nda, Milli Mücadele'de ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında çok büyük emekleri olmuştur. Bu emek hem cephede hem de fikriyat anlamında kendini göstermiştir. Öyle ki Türk Milleti tanımının yaygınlaşmasından devlet işlerinde resmi dil olarak Türkçe'nin kullanılmasına kadar pek çok milli meselede Türk Ocakları öncülük etmiştir. Türk Ocakları'nın davası Türklük davasıdır ve millet kavramını siyasi sınırların bölemeyeceği vurgusu yaparak dünyada bulunan her Türk'e destek olmak da görevidir. Ocağımızın görevlerinden biri de ocağımızın başkanlarından Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından Türklerin sayısını arttırmak olarak belirtilmiştir. Bu bakış açısı ile diyebiliriz ki Türk Ocağı Türk kültürünü, Türk insanını yaşatmak ve çoğaltmak görevini üstlenmiş büyük bir kurumdur." dedi.

Milliyetçilik Telaffuzu Kolay, Grammeri Zor Bir Dildir

Nuri Gürgür konuşmasına Prof. Dr. Sarınay'a yaptığı güzel açıklamalar için teşekkür ederek başladı. Gürgür, Türk Ocakları'nın dört dönemi olduğunu belirtti. Bunları, kurulmasından 1931'de kapatılması ve mallarının CHP'ye geçirilmesi arası dönem, 1949'da yeniden kurulması ve 27 Mayıs darbesi arası dönem, 27 Mayıs darbesi ile 12 Eylül darbesi arası dönem ve 15 Nisan 1984'te faaliyetlerine yeniden başlaması ile bugüne kadar geçen dönem olarak sıraladı. Gürgür, konuşmasında aynı zamanda yakın Türkiye tarihine de değindi. Gürgür, "Mustafa Çalık'ın Milliyetçilik telaffuzu kolay, grammeri zor bir kavramdır diye başlayan bir yazısı vardı. Milliyetçilik İbn-i Haldun'un ifade ettiği zamandan beri bir mensubiyet, bir asabiyedir. Fakat sadece bundan ibaret değildir. Milliyetçilik söylem değil, bir yaşantı meselesidir. Eğer milliyetçilik sadece fikir hatta söylem olarak kalıyorsa bu bir anlam ifade etmez. Eylemi olmayan bir fikrin herhangi bir sonucu da, anlamı da, etkisi de olmaz. Bu anlamda biz milliyetçiliğin sıkıntılarını sorgulamak durumundayız. Türk Ocağı'nın ilk dönemi ülkücülük dönemidir. Olayın merkezi belki de budur. Milliyetçilik, ülkücü ahlakın tam olarak özümsenip uygulanmaması durumunda fonksiyonsuzdur. Milliyetçiliğin ülkücü ahlakla beraber hayata yansıtılması gerekir. Ben 60 senedir bu camianın içindeyim ve bundan da gurur duydum, hayatımın en haz aldığım noktası da budur. Fakat bunca yıldan sonra şunu da söylemeliyim; biz genelde milliyetçilik meselelerini konuşuyoruz. Keşke bu kadar konuşmak yerine bu konuştuklarımızın önemli noktalarına ağırlık verebilsek. Milliyetçiliği bu anlamda konuşmadan yapan insanlar var. Bir Aziz Sancar var, İhsan Doğramacı var. Bugün, Afrin Harekatı'nda net bir şekilde gördüğümüz gibi insansız hava araçlarını üreten ekipler var. İşte milliyetçi de bu insanlardır. Milliyetçilik geniş anlamda milletten yana olmak, millete hizmet etmektir. Ancak bunu sadece söylemde bırakmak mı, yoksa eyleme dönüştürmek mi bizi etkili kılar diye sormak gerek. Eğer milliyetçiliğimizi eyleme dökersek büyük, güçlü bir Türkiye yaşayabilir." diyerek sözlerine son verdi.

Türk Ocağı "Ülkücü Adaylarının" Ocağı'dır

Prof. Dr. Mehmet Öz, programın kapanış konuşmasını yaptı. Prof. Dr. Öz, "Afrin'de 'Nereye gidiyorsunuz?' sorusuna 'Kızıl Elma' cevabını veren askerin çok şuurlu bir insan olduğunu düşünüyorum. O asker sadece bir askeri harekata katılacağını söylemiyordu. Aynı zamanda Türk'ün oraya götüreceği barışı, huzuru da kastediyordu. Asker olarak görevi belli bir derecededir fakat ideali çok yüksek. Gençlere tavsiye vermem isteniyor. Tavsiyem herkesin elinden geleni en iyi şekilde yapacağı mesleği seçmesi ve o alanda en iyi olmaya çalışmasıdır. Bizim en önem verdiğimiz konu gençlerin eğitimidir. Türk Ocakları Akademisi ile farklı bölümlerde okuyan gençlere milliyetçilik formasyonu veriyoruz. Türk Ocakları gençliğe verdiği formasyon ile, belki de, eğitim sistemimizde bulunan seçkin insan yetiştirme eksiğini kendi ölçeğinde kapatmaya çalışıyor. Türkiye'nin, Türk milletinin geleceğine sahip çıkacak gençler yetiştirmeye çalışıyoruz. Türk Ocağı milletine, değerlerine, tarihine gönülden bağlı insanların ocağıdır. Bir millet için en önemli şey gelecektir. Geçmişimizden ibret ve ilham alıp geleceğimizi kurmak için aklımızı kullanacağız. Realist olup, ayakları yere basan fikirler ve eylemlerde bulunacağız. Türk Ocağı, Galip Erdem Ağabey'in tabiriyle ülkücü adaylarının ocağıdır. Ülkücü olmak yolunda ilerleyen insanların ocağıdır." diyerek sözlerini ve paneli sonlandırdı.

 


PAYLAŞ

Resim Galerisi