5 Kasım 2020 Perşembe günü ocak başkanımız Prof.Dr. Nedim ÜNAL yönetiminde, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erhan AFYONCU ile “Osmanlı (Türkiye)- Fransa Münasebetleri” konulu sohbet yapıldı.

AFYONCU Özetle:

“Tarih boyunca özellikle 16-17 yy’dan bu yana Fransızlarla devamlı müttefik olduk. Devamlı karşılıklı çıkara dayalı bir ilişki vardı. Fransızlarla ilk defa Niğbolu’da karşılaştık. Daha sonra Kayzer’in Fransuva’yı yenmesi üzerine anası Kanuni’den yardım ister. Kanuni muhteşem bir mektupla Fransuva’ya destek gönderir. Amacı Avrupa’daki Hıristiyan birliğini ittihadını bölmektir.

            Türkiye’nin gündemi devamlı yoğun. Özellikle son 200 yılda daha da yoğun. Aslında bu iyi bir şey. Biz rehaveti seven bir millet değiliz. Rehavet bize yaramıyor. Devamlı adrenalin ile yaşıyoruz. Enerjimizi bazen belki boşa harcıyoruz ama rehavet dönemlerinden sonra zor durumlara düştüğümüz zamanlar oluyor.

            Bu topraklarda tarihin ilk yazılı anlaşmasını yapan Hititler yok oldu gitti. Bu topraklarda Dünya’nın ilk parasını bulan Lidyalılar yok oldu gitti. Dünyanın ilk büyü imparatorluğunu kuran Roma yok olup gitti. Fakat biz bu topraklarda büyük bir dirençle ile var olduk ve var olmaya devam ediyoruz.

            Bunu da büyük bir direnç ve mücadele gücümüze borçluyuz. Bizim başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi.” dedi.

 

Youtube Uzantısı: https://www.youtube.com/watch?v=3FFHKbsygJs&t=46s

 

 

12 Kasım 2020 Perşembe günü Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve yönetim kurulu üyemiz Doç.Dr. Mehmet TOPAL yönetiminde, Ayasofya Müzesi Son Başkanı Hayrullah CENGİZ Bey'in dilinden "Ayasofya'nın Serüveni" konulu sohbet yapıldı.

CENGİZ Özetle;

“Genel malzemeler üzerinden Ayasofya’nın bugüne kadar gelişini zengin bir bilgi ve donanım ile anlattı. Ayasofya 1500 yıllık bir mabet. Tarih boyunca da birçok gelişmenin merkezi olmuştur.

Ayasofya’yı kendi ağzından, kendi dilinden anlatmak lâzım. Evliya Çelebi’ye göre; Ayasofya’nın ilk kuruluşu Hazreti Süleyman dönemine aittir. 1500 yıllık bir vuslat. Hristiyanlık âleminde de kendinden önce ve sonra taklit edilemeyen bir mabet.

1000 yıl boyunca kapsadığı alan ölçüsüyle geçilemeyen bir mabet. Devasa kubbesi hala dünyada sayılı kubbeler arasındadır. 5 yıl 10 ay gibi kendi kulvarında en hızlı inşa edilen mabettir.” dedi.

Youtube Uzantısı: https://www.youtube.com/watch?v=1jMIRyg7dls&t=787s

19 Kasım 2020 Perşembe günü ESOGÜ İlâhiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Yıldırım Hocamız yönetiminde, Çorum / Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hilmi Demir hocamızla "Dinin Doğru Anlaşılması" konulu sohbet yapıldı.

Demir Özetle;

“Dinin bir sabitleri vardır, bir de bu sabitlerin yanında daha geniş bir içtihat alanı vardır. Bu sabit alanla dinamik alanı birbirinden ayırmak gerekir. Eğer bunların arasındaki farkın ne olduğunu anlayabilsek; herkesin kendinin doğru yolda olduğu, kendisinin dışındakilerin “hak yolu” dışında olduğu iddiası da yanlışlanmış olur.” dedi.

Youtube Uzantısı: https://www.youtube.com/watch?v=3FFHKbsygJs&t=46s

 

26 Kasım 2020 Perşembe günü ESOGÜ Öğr. Üyesi Doç. Dr. Oktay Berber hocamızın yönetiminde, Kara Harp Okulu Dekanı Prof. Dr. Gültekin Yıldız hocamızla "1826’dan Günümüze Türk Silahlı Kuvvetleri" konulu sohbet yapıldı.

Yıldız Özetle;

“Askeri kültür tarihimiz bir hayli eskidir ve Hun’lar Mete Han’a kadar, MÖ III. Asra kadar 2000 yıla kadar uzatabiliyoruz.

Bu günkü Kara Kuvvetleri Komutanlığının teşkilat tarihine bakacak olursak; II. Mahmut’un 1826 Yeniçeri Ocağı’nı kapatıp, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adında kurduğu orduya benzediğini görürüz.

Evet, askeri kültürümüz 2000 senelik ama günümüzdeki düzenli ordu kuruluşu yapısına dayalı ordu teşkilatı II. Mahmud’a dayanır.

Bu bakımdan 1826 bir milattır ev Kara Kuvvetlerinin kökenidir. Deniz Kuvvetleri de Çaka Bey’e kadar uzanmakla beraber, bu günkü manada 18.yy. sonu 19.yy. başına uzanır.

O günden bugüne gerek Osmanlı gerekse Türkiye Cumhuriyeti askeri silah ve gereçleri hep yakından takip etti ve donanımını yenilemeye çalıştı.” dedi.

Youtube Uzantısı: https://www.youtube.com/watch?v=gNjacVZFE6A&t=3077s

 

03 Aralık 2020 Perşembe günü ocak başkanımız Prof. Dr. Nedim Ünal hocamızın yönetiminde, Batı Trakya/Gümülcine Müftüsü Sayın İbrahim Şerif ile "Batı Trakya Türklüğünün Dünü-Bugünü" konulu sohbet yapıldı.

İbrahim Şerif Bey özetle;

“Trakya bir parçası Yunanistan, bir parçası Türkiye’de, bir parçası Bulgaristan’da olan coğrafya parçası.

Meriç nehrinin batısında kalan alan Yunanistan sınırlarında ve buraya “BATI TRAKYA” denir ve 8540 km2 genişliğinde Evros, Rodop ve İşkeçe vilayetlerinden meydana gelir.

Balkan harbinden sonra önce Bulgaristan, 1919’dan sonra Yunanistan’a verildi. Biz 700 yıldan bu tarafa bu topraklarda yaşamaktayız.

1923 Lozan antlaşmasından bu tarafa biz resmen “azınlık” olarak yaşamaktayız. Lozan sonrası 90 bin İstanbul Rum’u ile 120 bin Batı Trakya Türk’ü mübadele dışı bırakıldı.” dedi.

Youtube Uzantısı: https://www.youtube.com/watch?v=B1WM8xfr3lY&t=503s

 

10 Aralık 2020 Perşembe günü Doç.Dr. Oktay Berber yönetiminde Uludağ Üniv. Öğr. Üyesi Prof. Dr Cengiz Alyılmaz hocamızla " Dâhi, Hatip ve Edip Devlet Adamı: Bilge Tonyukuk " konulu sohbet yapıldı.

Alyılmaz Özetle;

“2020 yılı Kardeş Türk Cumhuriyetleri ve Moğolistan’ın destekleriyle UNESCO tarafından “Bilge Tonyukuk Yılı” ilan edildi.

Biz büyüklerimizin, hocalarımızın izinden giderek Orhun’dan Anadolu’ya birçok yeniliklerin ortaya çıkmasına çalıştık.

Orhun Nehri civarında bulunduğu için bu taşlara “Orhun Abideleri” denilmiştir ve bu taşlarda (Bilge Kağan-Kültigin) Bilge Kağan milletine hitap eder. Diğer üçüncü bengü taş, bunlardan 400 km uzaklıkta Tola Vadisinde yer alan Bilge Tonyukuk taşlarıdır.

Orhun Dikili Taşları giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olan tam bir edebi metindir.” dedi.

Youtube Uzantısı: https://www.youtube.com/watch?v=2LUE6ARiW9k&t=1155s

 

24 Aralık 2020 Perşembe günü Ocak Başkanımız Prof. Dr. Nedim Ünal hocamızın yönetiminde, Hacettepe Üniv. Öğr. Üyesi, Prof. Dr Tufan Gündüz hocamızla "İran Üzerine " konulu sohbet yapıldı.

Gündüz Özetle;

İran bir Türk Devletidir, hanedan değişmiş, 1926’da Farslar yönetime gelmiştir. İran’da halen nüfusun büyük çoğunluğu Türk’tür.

İran’da ki en büyük sıkıntı Türklerinin liderinin olmayışıdır! İran kesinlikle parçalanmamalıdır! İran bir Türk devletidir, olması gereken yönetimin değişmesidir! İran 1040-1925 arası kesintisiz Türkler tarafından yönetilmiştir.

İran 600-1925 arasını atlayıp 600’e dönmek istiyor. “dedi.

Youtube Uzantısı: https://www.youtube.com/watch?v=L7h0LXy7hRc&t=2487s

 


PAYLAŞ