SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE TÜRK DÜNYASI

Eskişehir Türk Ocağı Perşembe Sohbetleri, 02 Ocak 2020 tarihli programının konuğu, “Sürdürülebilirlik ve Türk Dünyası” başlıklı konuşması ile Eskişehir Teknik Üniversitesi / Ekoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cengiz TÜRE oldu. İlgi ile takip edilen konuşmasında Cengiz Türe özetle aşağıdaki konulara değindi:

“Türk Dünyası Coğrafyası, sahip olduğu doğal ve ekolojik özellikleri nedeniyle dünyadaki en önemli yerleşim ve uygarlık merkezlerinden biridir.”

Tarih boyunca Türklerin yaşadığı ve devletler kurduğu bu bölge, Doğu-Batı kültürleri arasında kültürel köprü oluşturarak ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuştur. Bunda bölgenin iklimi, zengin doğal kaynakları, tarım-hayvancılık olanakları ve ticaret yollarının kavşağında bulunması önemli rol oynamıştır. Dolayısıyla tarih boyunca Türkler, bu bölgede kendini göstermiş ve varlıklarının sürdürmek için mücadele etmişlerdir. Ancak Sovyet sonrası Türk Cumhuriyetleri, hayati önem taşıyan birçok iktisadi mesele bakımından dünyanın yakın ve uzak, büyük ve küçük devletlerinin, uluslararası ve bölgesel örgütlerin ilgisini çeken doğal bir merkeze dönüşmüştür. Zengin enerji rezervleri olan bu jeopolitik coğrafyada, birçok çok uluslu şirket ciddi bir nüfuz kurma mücadelesi vermektedirler. Diğer yandan bölgedeki sermaye, teknoloji ve deneyim eksikliğinden de yararlanan uluslararası şirketler, bu ülkelerdeki doğal zenginliklerin küresel ekonomi çarkına dahil olması ve dünya pazarıyla entegrasyonunu için tüm imkanlar kullanılmaya başlamışlardır.

BUGÜN İNSANLAR GEREKLİ OLANDAN FAZLASINI TÜKETİYOR
Bugün insanlar gerekli olandan daha fazlasını tüketiyor. Daha fazlasını tükettikçe daha fazla üretimi teşvik ediyorlar. Daha çok üretim ve tüketim de daha fazla doğa tahribatını beraberinde getiriyor. Çünkü doğanın değişim ve dönüşüm hızı ile toplumun değişim ve dönüşüm hızı arasında çok büyük bir fark oluşuyor. Geleneksel hayatta bu hız hemen hemen birbirine eşitken günümüzde aradaki makas hızla açılıyor. Ortaya çıkan küresel ekonomi anlayışının dünyada yarattığı; hızlı nüfus artışının, doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliliğin azalmasının, ekosistemlerin zarar görmesinin kısacası insanlığın doğaya ve çevreye verdiği zararın önüne geçilebilmesi için (kendi yarattıkları sorunlar için) Birleşmiş Milletler tarafından ‘sürdürülebilir kalkınma hedefleri’ ortaya konulmuştur. Çünkü tarihçiler, arkeolog ve ekologların yaptıkları araştırmalar, medeniyetlerin en az savaşlar kadar çevresel ve ekolojik etkenlerle de yok olduklarını ortaya koymaktadır.

Buna göre “sürdürülebilirlik, doğanın ve gelecek kuşakların kendi gereksinimlerine cevap verme yeteneklerini tehlikeye atmadan, günlük ihtiyaçlarımızı temin etmek ve kalkınmak şeklinde” tanımlanmış

Oysa dünyanın çevresel ve ekolojik krizlerden çıkış için önerdiği bu anlayışı, Kadim Türk Milletinin geleneksel yaşam tarzında yani bozkır kültürünün temelinde bulunmaktadır.

Her ne kadar Türk Dünyası da küresel ekonomik faaliyetlerin yarattığı çevresel ve ekolojik etkilerden nasibini almış olsa bile, günümüze kadar yaşattığı doğayla içi içe geliştirdiği kültürel mirası dünyaya örnek olacak bir özelliğe sahiptir. Fransız yazar, şair ve siyasetçi olan Alphonse de Lamartine`e göre; “Türkler`deki doğa sevgisi, tabiatı anlayış ve tabiat aşkı, güzel manzaralara, parlak denizlere, gölgeliklere, membalara, karlı dağ tepeleriyle çevrelenmiş muazzam ufuklara karşı beslenen temayül, bu milletin en büyük meylidir.” Bu nedenle Türk Bozkır Kültürü’nün, doğayla iç içe geçmiş ve onunla bütünleşen bir derinliği vardır. Doğayla uyumlu yaşamak, yaşamın kurallarını kavramayı; bu kavrayış da dünyayı tanımayı ve anlamayı sağlayan bir düşünce yaratmıştır. Türk Milleti doğayla kaynaştığı için duru ve önyargısız, yaşamdan kopmadığı için de sürdürülebilirdiler…
Günümüzde ise insan hayatının devamının doğal hayatın devamına bağlı olduğu ilkesi unutulmadan, Türklerin geleneksel mirasına uygun olan doğa ile barışık bir yaşam felsefesi gelecek kuşaklara kazandırılabilirse, dünyada modern çağla rekabet edebilecek sürdürülebilir bir yaşam biçimi oluşturulabilir.
Dinleyicilerin soruları ve ardından şube başkanımız Prof. Dr. Nedim Ünal’ın şükran beratı ve hediye takdimi ile program sona erdi.


PAYLAŞ