Giresun Türk Ocağı Ocakbaşı Sohbetlerinde 17 Kasım Cuma günü tarihinde Yrd. Doç. Dr. Nazım Kuruca, “Karadeniz Çepnileri“ konulu sunumu yapmıştır.

Kuruca, 11. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’ya Türk akınlarının yoğun bir şekilde başladığını bu akınların hiçbir kesintiye uğramadan ve bütün Türk boylarını kapsayarak yaklaşık iki yüz sene devam ettiğini söyledi. Anadolu’nun Türk yurdu haline gelmesinde en mühim rolü oynayan Türk boylardan biri de Çepniler olduğunu belirten Kuruca, Anadolu’daki Çepni yayılması XIII. Yüzyılda yani 1240 yılındaki Baba İshak Türkmenlerinin ayaklanması veya Moğol baskısı ile ilgili olmalıdır (Sümer, 1992:241).

Doğu Karadeniz bölgesinin Türkleşmesinde önemli bir role sahip Çepnilerin Anadolu’daki yerleşim alanları da oldukça geniştir. Batı Anadolu’da Balıkesir, İzmir, İzmit yöreleri, İç ve Güney Anadolu’da çeşitli köy ve kasabalar, Karadeniz bölgesinin Sinop’tan Rize’ye kadar olan kısmı ve Anadolu dışında Romanya’nın Dobruca yöresi ve Azerbaycan’ın bazı yöreleri şu ana kadar tespit edilebilen Çepni yerleşim alanlarıdır (Çelik, 1999:1). Bu yerleşim yerlerine Suriye ve İran Çepnilerini de eklemek gerekir.

Başka bir kaynakta Anadolu’daki Çepniler’in, Maraş, Diyarbakır, Bozok, Karaman eyâletlerinde, Aksaray, Urfa, Saruhan, Kefe, Karahisar-i Şarkî, Kayseri, Adana, Çıldır, Rakka, Erzurum, Kars, Ahıska, Halep, Aydın, Kütahya, Karahisar-ı Sahib sancaklarında, Görele, Soma, Yeni İl, Ordu, Balıkesir, Zile, Selendi, İznikmid/Kocaeli, Timurcu/Demirci, Giresun, Kürtün, Irla ve Mut kazalarında iskân edildikleri ifade edilmektedir (Türkay, 2001:253-254).

Çepniler’den kalabalık bir kümenin 1279 yılında Sinop yöresinde yaşamakta olduğunu ve aynı yıl Sinop’u almak için kadırgalarla gelen Trabzon Rum İmparatorunu yapılan deniz muharebesinde yenip geri dönmeye mecbur bıraktıklarını görmekteyiz (Sümer, 1992:242).

Çepni Türkmen gruplarının 1297’den itibaren bölgede kesif faaliyetler gösterdikleri ve Giresun bölgesini tehdit ettikleri dönemde dikkat çekici bilgilere ulaşılmaktadır. Trabzon Rum İmparatorluğu’nun resmî tarihçisi Panaretos’un yıllığı hem Giresun, hem de bölgedeki Çepni beyleri hakkında bilgi veren yegâne muasır kaynak özelliğini taşımaktadır (Emecen, 1997: 21).

Çepniler 1297’de Ünye’yi fethetmişler, doğuya doğru ilerleyerek Trabzon’a kadar akınlar düzenlemişlerdir. Bunların Hacıemiroğulları’yla ilgilerinin olup olmadığı kesin değildir. 1455-1613 yılları arasında Bolaman Irmağı ve Aksu Irmağı’nı sınır olarak belirleyip bölgeyi üç kazaya bölmüştür. Bolaman Irmağı’nın batı tarafında kalan bölüm Canik Sancağı’na katılmıştır. Bahsedilen iki ırmağın arası Bayramlu ve Aksu Irmağı’nın doğusunda kalan kısma ise Vilâyet-i Çepni şeklinde adlandırılması yapılmıştır (Demir, 2007 :72 vd.).

Giresun’un ilk fatihleri Çepni Türkmen beyleridir. 1301’de kısa bir süre ele geçirilen 1341’de ise tekrar zaptedildiği bilinen fakat kat’i olarak 1397 İlkbaharında Süleyman Bey tarafından alınan Giresun hakkında fetih sonrası bilgi veren ve burayı uzaktan da olsa gören ilk seyyah Katalan’dan Semerkant’a, Timur’un nezdine elçi olarak gönderilen Clavijo’dur (Emecen, 1998: 24).

14. yüzyılın ilk yarısında yukarı Kelkit Vadisi’nde kalabalık bir Çepni topluluğu yaşamakta idi. Bu Çepni topluluğu 1348’de kendi aralarında bir ittifak yaparak, Trabzon surları önlerine kadar gelmişlerdi. Bu asrın ikinci yarısında Çepniler Tirebolu’nun doğusunda bulunan Harşıt Çayı’nın çevresinde yurt tutmaya başlamışlardır. Erzincan hâkimi Ahi Ayna Beğ, Bayburt hâkimi Mehmet Rikabdar, Akkoyunlu Tur Ali Beğ kurulan bu ittifakın öncüleri durumundadır (Sümer, 1992a: 14).

Doğudan Gümüşhane üzerinden Karadeniz sahillerine inen Çepnilerin, Kürtün kazasına bağlı Kürtün, Yağlıdere, Üreğir, Alınyoma, Hassı, Alahnas ve Karaburun nahiyelerine bağlı köylerde yaşadıkları anlaşılmaktadır. XV. yüzyıl sonlarında ve XVI. yüzyılda Kürtün’e bağlı köylerden Oğuz, Üreğir ve Alanyutlu köyleriyle Bayramoğlu’na bağlı Döğer köylerinin bu yörede Çepnilerle diğer Türk boylarının da birlikte yaşadıkları göstermesi açısından dikkat çekicidir (Şahin, 1998:147).

1486 tarihli tahrir defterindeki bilgilere göre “Zeâmet-i Kürtün” adı altında 60 köy ve 5 mezraa ifade edilmektedir. Kürtün Zeâmeti adlı idarî birim içinde muayyen bir idarî bölgeye Çepni adının verildiği görülmektedir. 1515 tarihli tahrir defterinde ise Giresun ve havalisini içine alan Kürtün kazasına bağlı idarî üniteler arasında “Çepni Vilâyeti” de yer almaktadır (Şahin, 1997:112).

XVI. yüzyıla ait arşiv kayıtlarında Doğu Karadeniz bölgesine ait zengin bilgilere ulamak mümkündür. Bu arşiv kayıtlarından olan 1515-1532 tarihleri arasındaki kayıtları ihtiva eden defterlerde, Giresun ile ilgili kayıtlar Çepni Vilâyetine tâbi “Vilâyet-i nâhiye-i Çepni” adıyla kaydedilen bölümlerde bulunmaktadır (Bostan, 1997:121).

Başka bir kaynaktaki bilgilere göre de Doğu Karadeniz bölgesinin dışında Afyon, Balıkesir, Bolu, Çorum, İzmir, Kastamonu, Kırşehir, Kocaeli, Sinop, Sivas, Yozgat, Manisa, K.Maraş, Samsun, Ankara, Amasya havalisinde Çepni yerleşim birimlerini görmekteyiz (Meskûn Yerler Kılavuzu, 1946).

Bunlara ilaveten Çepnilere Rumeli’de de rastlamaktayız ki, en yoğun olarak Rodop Dağları civarında bulunmaktadırlar. Rumeli’deki Pomakların Çepni asıllı olup zamanla dillerini unutarak Slavca konuştukları, ama inançlarını kaybetmeyip, örf-adet olarak aynen Türkiye’deki gibi davrandıklarını görmek mümkündür. Pomak kızları da Çepni kızlarında olduğu gibi yabancı erkekleri gördüklerinde yaşmaklarını yüzlerine örttükleri, erkeklerinin de aynen Karadeniz erkekleri gibi cevval oldukları gözlemlenmektedir (Bostan, 2002:352).

Çepniler arasında din ve tarikat adamları da az değildi. Bu manevî şahsiyetlerin en saygı değer olanı Yakup Halife’dir.  Yakup Halife’nin akrabaları ve camii için Çepniler’in beyi olan Süleyman Bey dört köyün gelirini vakf etmiştir (Sümer, 1992:246). Çepniler, Alevi topluluklarla en çok alakası bulunan Oğuz boylarındandır. Çepnilerin önemli bir kısmı Alevi inancının etkisinde kalmışlardır (Aksüt, 2002 :36). 1565 tarihli Trabzon sancak beyine yazılan bir hükümde yukarı Canible (yani İran’la) münasebette bulunanların gizlice tutulup gönderilmeleri istenmektedir (Sümer,1992:246) .

Yakup Halife türbesi, şimdi Tekke adıyla bilinen Giresun merkeze bağlı köydeki mezarlıkta bulunmaktadır. Bu köyün tarihinin, Çepni Türklerinin iskânı ile XIV. yüzyılın başlarına kadar indiğini vergi kayıtlarında yer alan ifadelere bakarak çıkarmak mümkündür. Karadeniz sahilindeki ticaret kolonileri ile Karahisar-ı Şarkî gibi daha içeride bulunan İpek Yolu ticaret merkezleri arasında irtibat sağlayan yollardan birinin buradan geçtiğini, Yakup Halife Derbendine mahsus vergi kayıtlarından ve dereler üzerine kurulmuş çok sayıda taş köprünün varlığından anlıyoruz.

Faruk Sümer, Çepnilerin bir kısmının Alevi olduğunu kabul etmekle beraber, bunların Karadeniz bölgesi Çepnileri olamayacağını çünkü içlerinde Ebu Bekir ve Ömer gibi isimlerin kullanımının yaygın olduğunu, halbuki Alevilerin bu isimleri kullanmadıklarını kaynak göstermektedir (Kaçar, 2010:55).

Anadolu topraklarının Türk Yurdu olmasında Çepni Türklerinin büyük katkıları olmuştur. Günümüzde Çepnilerin Anadolu’da yaşadığı coğrafî yerler arasında başta Doğu Karadeniz bölgesi gelmesine rağmen, diğer Türk boylarının yaşadığı nerede ise her yerde Çepnileri görmek mümkündür. Çepniler hakkında son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların artarak devam ettiğini söylemek gerekir. Osmanlı Arşivinde sürdürülen defter ve belgelerin tasnifleriyle birlikte en küçük Çepni yerleşim yerlerinin bile ortaya çıkarıldığını görmekteyiz.

Kaynakça

Bostan, Hanefi, “XV-XIX. Yüzyıllarda Giresun Kazasının İdarî Taksimatı ve Nüfusu”, Giresun Tarih Sempozyumu 24-25 Mayıs 1996, İstanbul 1997.

Bostan, Hanefi. XV. ve XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında Sosyal ve İktisadî Hayat, TTK. Yay, Ankara 2002.

Çelik, Ali. Trabzon Şalpazarı Çepni Kültürü, Trabzon Valiliği Kültür Müdürlüğü Yay, Trabzon 1999.

Demir, Necati. “Hacıemiroğulları Beyliği ve Karadeniz Bölgesi’ndeki İskân Hareketleri”, Karadeniz Tarih Sempozyumu, KTÜ. Yay, Trabzon 2007.

Emecen, Feridun. “Giresun Tarihinin Bazı Meseleleri”, Giresun Tarih Sempozyumu, Giresun Belediyesi Yay, İstanbul 1997.

Emecen, Feridun. Clavijo’dan Fallmerayer’e Giresun’da Seyyahlar (1404-1840), Giresun Kültür Sempozyumu, Giresun belediyesi Yay, İstanbul 1998.

Kaçar, Betül Zahide. Çepnilerde Din ve Sosyal-Kültürel Hayat (Giresun Örneği), Basılmamış Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2010.

Meskûn Yerler Kılavuzu, 1946).

Sümer, Faruk. Çepniler, Anadolu’nun Türkleşmesinde Önemli Rol Oynayan Oğuz Boyu, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yay, İstanbul 1992a.

Sümer, Faruk. Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yay, İstanbul 1992.

Şahin, İlhan.”Osmanlı Döneminde Giresun Bölgesinde Konar-Göçerlerin İzleri”, Giresun Tarih Sempozyumu, Giresun Belediyesi Yay, İstanbul 1997.

Türkay, Cevdet. Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatleri, İşaret Yay, İstanbul 2001

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


PAYLAŞ